8 Temmuz 2014 Salı

TERÖR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ!..



Terörün amacı, genellikle siyasi olmakla birlikte, dini, etnik, sosyal ve gelişmiş ülke örneklerinde olduğu gibi felsefik çatışmalar da olabilir.  Terör, bazen bölgesel, bazen ulusal bazen de küresel ölçekte olabilir. Dolayısı ile çözüm önerileri sunulurken, ya da terörle mücadelede yol haritası belirlenirken, sorunun ölçeği dikkate alınmalıdır. 

Hayata geçirilecek terörle mücadele projeleri, siyasi nüfuzu ve yaptırım gücü yüksek olan paydaşlar tarafından benimsenmiş ortak noktalar temellinde olmalıdır.

Terörün boyutuna göre bazen uluslararası işbirliğine gereksinim olabilmektedir. Ancak bu durum söz konusu olduğunda ortak bir paydada buluşmak, uzun soluklu bir siyasi müzakereyi ve çözüme yönelik uluslararası bir desteği gerekli kılmaktadır.

Terörizm genelde bir devlete yönelik olur ve zora başvurularak, toplumda korku ve kaos ortamı oluşturur.  Terör; temel argümanlarını savaştığı gücün güvensizliği, iktidarsızlığı ve yetersizliği üzerinde kurgular ve topluma dayatmaya çalışır. Dolayısıyla çözüm önerilerinin geliştirilmesinde bu noktaların dikkate alınması önem arzeder. Toplumun moral gücünü ve bileşenlerini tehdit eden terörizmin etkisizleştirilmesi hatta bertaraf edilmesi, ancak toplum odaklı devlet yönetiminde gerçekleştirilebilir. Bu bağlamda;

Terör ve terörizmle mücadelede, öncelikle hukuki, devamında ise sosyolojik, tarihi, kriminolojik, teolojik, psikoloji ve en önemlilerinden birisi olarak da ekonomik yöntemler geliştirilmelidir. Bunların tamamı, toplum sosyolojisi ve psikolojisi kapsamında değerlendirildiği zaman, çözüm odaklı ve tarafların mutlu kılınabileceği anlaşmalara varmak mümkün olabilecektir. Söz konusu olan multi disipliner bir çalışmadır ve bir ya da birden fazla yöntemlerin birlikte ele alınması gerekmektedir.

 Öncelikli olarak terörizme temel konu olan etkenlerin, objektif olarak ele alınması zorunludur. Terörün olduğu alan ve bölgelerin tanımlanması (etnik yapı, ekonomik, sosyolojik, dini, tarihi, coğrafi vb. konularda), terörden nemalanan kesimlerin ortaya çıkarılması,  teröre neden olan sürecin tanımlanması, terörü meşrulaştıran ve önüne engel olarak çıkan nedenlerin bulunarak, ortaya konulması gerekmektedir. Bu, sorunun çözümünde atılacak en önemli adımlardan birisidir. Paydaşların eşit olarak temsil edildiği gruplar objektif değerlendirmeler yaparak bu konuları dikkatli bir şekilde analiz etmelidir. Sorunun doğru tanımlanması, uygulamaya konulacak çözümün başarısı için önemli bir adım olacaktır.

Terör ve terörizm sorununun çözümüne yönelik çabaların hayata geçirilmesi, bölgesel ya da ülkesel bazda bir takım sosyolojik ve hukuki dirençler ile karşılaşabilir. Bu anlamda çözüm için, uzun soluklu bir çalışma gerekebilir. Süreç içinde,  seçilmiş bilgilerin akışı ve somut belgelerin yönlendirilmesiyle, kitlelerin hislerini, güdülenmelerini ve düşünce sistemlerini etkileyerek kamuoyu oluşturacak bir algı yönetiminin dikkatle sürdürülmesi önem arz etmektedir.

Toplumu çözüme motive etmek,  toplum moralini yüksek tutmak ve kabullenmeyi sağlamakla mümkün olabilir. Buna yönelik olarak,  ulusal ve bölgesel basın-yayın organları, sosyal medya ile bölge kanaat önderlerinin önerileri de dikkate alınarak, toplumun genelini kapsayacak bir çalışma başlatılabilir.

Terörün çözümüne yönelik çalışmaların aleni olarak yürütülmesi, direnç mekanizmalarını harekete geçirebilir.  Toplumdaki kimi marjinal kesimler, her türlü öneriyi red etme çabası içene girebilirler. Psikolojide telkin yöntemi, bu tip reaksiyonların giderilip, kabullenmelerin sağlanmasında sıklıkla başvurulan bir yöntemdir. Yani toplumun akılcı yöntemlerle, zihinsel olarak hazırlanması...

Terörün az olduğu ya da hiç olmadığı toplumların ortak özellikleri vardır. Bunlar genellikle sosyal yönden eşit bireylerden oluşan ve ekonomik açıdan güçlü olan toplumlardır. Bireylerin kendilerini değerli hissetiği toplumlarda; terör olayları yok denecek kadar azdır.

Devlet, cumhurun mutlu olması için her türlü ortamı sağladığından, cumhurun devlete güveni vardır ve kendi hakkını arama güdüsü bu tip toplumlarda münferit olayların dışına çıkmamıştır. İşte terörün çözülmesinde devletin sosyal-eşitlik politikası yaklaşımı ile bireylere güven vermesi,  yukarıda ele alınan yöntemler doğrultusunda çözüme yönelik somut adımların atılmasını sağlayabilecektir.

Tüm bu realiteler göz önünde bulundurularak, terör ve terörizmle mücadelede:

-Devletin ve idarecilerin, toplumun kendini değerli göreceği ve güveneceği eylem ve söylemler içinde olması ve politik yaklaşımlarını, tüm toplumu kapsayacak şekilde (ötekileştirmeden) sergilemesi çok önemlidir.

-Eğitim sistemi, toplumun değerleriyle örtüşür bir modelde olmalıdır.

-Milli gelirden az pay alan bölgelere ekonomik teşvik ve büyük yatırım paketleri hayata geçirilmelidir.

-Terörün kendisine hedef olarak seçtiği bölgelerde, iç ve dış turizm faaliyetlerini arttıracak projeler devreye sokulmalı.

-Şiddet içermeyen her türlü fikir ve eylem, düşünce ve ifade özgürlüğü,  Anayasal güvence altına alınmalıdır.

-İşkence suçlarına kesinlikle taviz verilmemelidir.

-Terörün sonlandırılması için çalışma yapan sivil toplum kuruluşları ile diyaloga geçilmeli ve çözüm sürecinde paydaş olmaları sağlanmalıdır.

-Devletin faaliyetlerinde şeffaf ve hesap verebilir olması sağlanarak, “Derin” yapılanmalara olanak tanıyacak boşluklar giderilmelidir.

-Birlik ve beraberliği pekiştirecek sosyal içerikli projeler desteklenerek, ölçeği büyük etkinlikler düzenlenmelidir.

Hayırla kalın efendim...


(Bu yazı ilk olarak 28 Ocak 2014 tarihinde yayınlanmıştır.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder