10 Temmuz 2014 Perşembe

GÜNDEMİN SICAK MADDELERİ




Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimi, çözüm süreci, İsrail’in bir kez daha Gazze’yi vurması, Irak, Suriye ve Orta Doğu’daki diğer gelişmeler gündemin sıcak maddeleri…

Cumhurbaşkanlığı için yarışan adaylar, seçim çalışmalarına başladılar. HDP’den aday gösterilen Eş Başkan Selahattin Demirtaş, CNN Türk’ten Şirin Payzın’ın moderatörlüğünü yaptığı “Neler oluyor” programının canlı yayın konuğuydu.  Selahattin Demirtaş’ı birileri Türkiye’nin Celal Talabani’si olmaya inandırmış görünüyor. Demirtaş’ın hedefinde yeni bir Celal Talabani olma amaç ve gayesi var sanki. Kanımca, Demirtaş; “Celal Talabani bir Kürt olarak Irak Cumhurbaşkanı olduysa, olabildiyse; Selahattin Demirtaş da Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olabilmeli”   düşüncesiyle seçim çalışmalarını sürdürmeye çalışıyor.

Program içerisinde kendisine yönelik sorulan birçok soruya cesurca cevaplar veren Demirtaş’ın, “Kürt sorunu ve çözüm süreci” ile ilgili bir soruya, “bizim cumhurbaşkanlığımızda Türkiye bölünmeden, parçalanmadan çözecektir.”   dedi.

Sık, sık parti ismi değiştirmeyi bir gelenek haline getirmiş olan Kürt siyasetçileri, yeni bir parti oluşumuna gitmeye karar verdiler. Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) önümüzdeki günlerde gerçekleştireceği 3. Olağan Kongresi’nde isim değişikliğine giderek, Bölgelerin Demokrasi Partisi adıyla siyasete devam edeceğini açıklamıştı. Aynı gelenekten gelen partiler için isim ve amblem değişikliği yeni bir vizyon olsa gerek…

BDP Kongre Hazırlık Komisyonu Üyesi Kamuran Yüksek’in, "BDP, demokratik özerk sistemin gelişmesi açısından hem toplumun örgütlendirilmesi, eğitilmesi, bilinçlendirilmesi hem de demokratik siyaset alanına demokratik özerklik sistemine kadro yetiştirecek ve bunu geliştirecek bir parti olacaktır" ifadesi,

HDP Muş Milletvekili Demir Çelik’in, Diyarbakır’da minibüsçülerin büyükşehir belediyesini protesto eden eylemlerinden sonra "bu saldırı bilerek, istenerek bilinçli tertiplenmiştir. Kürt özgürlük hareketine karşı, Kürt halk iradesine karşı, büyükşehir şahsında, belediyelerimize, halkın öz yönetim organlarına karşı bir tezgâhtır, oyundur. O oyunu biliyoruz. Açığa çıkarıp boşa çıkardığımızın üzerinden de özgür özerk Kürdistan'a ulaşacağız, ulaşmanın mücadelesini sürdüreceğiz" ifadesi,

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Gültan Kışanak’ın, "Biz şimdi bizim olanı, kendi kültürümüzü, kendi tarihimizi yaşatarak, genç kuşaklara aktaracak inşa hareketini sürdüreceğiz. Açık söylüyoruz. Kızanlar kızsın, küsenler küssün. Biz Kürdistan’ı baştan aşağı yeniden imar edeceğiz. Özerkliğimizi, öz yönetimimizi inşa edeceğiz" yine bir başka konuşmasında, "Hiç kimsenin dinine, diline bakmadan, farklılığı esas alarak Türkiye'de demokratik özekliği ilan edeceğiz. Bu noktada şeffaflık ilkesi bizim için çok önemlidir"   açıklaması, Selahattin Demirtaş’ın,  “bizim cumhurbaşkanlığımızda Türkiye bölünmeden, parçalanmadan çözecektir.” ifadesi ile bir benzerlik taşıyor mu?  Kendi parti yöneticileriyle çelişen Demirtaş, bu iddiasıyla Türkiye kamuoyunu nasıl ikna edebilecek? Doğrusu Demirtaş’ın bu açıklamasına inanmayı çok isterdim.  

Türkiye, Kürt sorununun silahla, güvenlikçi politikalarla çözülemeyeceğine yıllar sonra idrak edebildi. Devlet aklı çözüm konusunda güçlü bir şekilde irade beyan etti. Kendi iç dinamikleriyle kendi sorununu çözmeye karar vererek, en son çıkartılan yasayla da çözüm sürecini güvence altına alınmış oldu. Eğer üçüncü bir ülkenin ya da güç devreye girmiş olsaydı, işte o korkulan tüm senaryolar fiiliyata geçecekti. Yani Türkiye bir Irak, bir Suriye olabilirdi.

Oysaki “Kürt Sorunu”nda, sürecin başladığı dönemden bugüne kadar “örtülü” olarak yürütülen görüşmelerin yasal zemine oturtulması, çözüm sürecinin başladığı günden bu yana devletin gerçekleştirdiği en kapsamlı düzenlemedir.

Gündemin bir başka önemli konusu, kan üzerinden siyaset yapan, kan ile beslenen İsrail’in, Gazze’ye düzenlediği saldırılar. Maalesef bütün dünya İsrail’in beşikteki çocukların üzerine bomba yağdırmasını izliyor, bu vahşete seyirci kalıyor. Böyle bir vahşet karşısında sessiz kalmak, tarafsız durmak; bizlere merhum Cemil Meriç’in “Zulmün olduğu yerde, tarafsızlık namussuzluktur”  ifadesini hatırlatıyor.

Ve tabi ki Orta Doğu:  Suriye ve Irak’ta devam eden iç savaş, beraberinde Orta Doğu’da harita değişikliklerini de getirdi. ABD’nin bölgeyi yeniden dizayn etmek için saldığı IŞİD virüsü, büyük bir tehdittir. IŞİD, geçtiğimiz hafta, Irak’ın en büyük kimyasal silah tesislerinin kontrolünü eline geçirdiğini BM’ye bildirdi. Bölgedeki güç dengeleri hızla değişmeye başlıyor. Değişen güç dengeleri, beraberinde yeni çatışmalara neden olacaktır maalesef.

Orta Doğu’yu kontrol edebilen güç, tüm dünya üzerinde etkili olur. Geçmişte bu yaşandı, bugün de aynı şey yaşanacaktır…



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder