25 Şubat 2020 Salı

Ceylan Gözlüm!...

Vakit gece yarısı…
Yine uyku tutmuyor.
Yaram kanıyor, kalbim çırpınıyor.
Yürek ateşlerde…!
Sıtmaya tutulmuş gibi bedenim.
Kırıldı kolum kanadım, düştü iki yanıma…
Devam ediyor yalnızlığım…

Sesleniyorum sana!...
Ama sen yoksun.
Sadece senin hayalim ceylan gözlüm!...
Senin hayalin.
Bunca acı ve keder içinde,
Hayalin akıp gidiyor gözlerimin önünden…
Az da olsa serinliyor yüreğim…  

Hatırlıyor musun ceylan gözlüm!?...
Ayrı geçmezdi hiçbir günümüz.
Oğlak ve kuzularımızı birlikte otlatır,
Erik ağacının gölgesinde yerdik yemeğimizi…
O erik ağacı da yok artık….
Orası da kurumuş, yapayalnız kalmış.
Bir tek!...
Senin hayalim ceylan gözlüm!…
Senin hayalin…

Memdoğlu…

14 Şubat 2020 Cuma

Yürek Yangını!...


Dışarıda kar, üşüyor memleketim…
Şahit olsa betondan yıkık duvarlar,
Seni anlatacak dil suskun…
Gülse o çocuksu gözler…
Gök kubbeyi saracak yürek yorgun…
Hayale dursa beyaz kardelenler,
Tebessümünde hüznün, acının izleri saklı…


Rüzgârda saçları uçuşan çocuk!...
Ninniler ağıtlara açmış kucağını…
Bir bir koparıldı kirpiklerinde açan çiçekler
Damladı toprağa uçurtmadan hayaller…
Sessizdi ay ve gece, telaşlıydı yıldızlar.
Yürekte bir fırtına, sancılıydı ruh
Ayaklar altındaydı, yeşermedi masumiyet...

Yaşayamadı çocukluğunu…
Özlem duydu maziye!...
Özgürlüğe olan sevdası!...
Yâr’e olan hasreti miydi bilinmez!?...
Alev alev yanıyordu yüreği…
Odayı ısıtan yürek yangını!...
Isıtır mıydı dünyayı?...

Memdoğlu…

7 Şubat 2020 Cuma

Hep Şendi Evlerimiz!...


Eskiden ahşaptandı hane kapılarımız…
Eksik olmazdı misafiri,
Hep şendi evlerimiz.
Mutlu olunca anne ve babalarımız,
Çocuklar gibi sevinir…
Sonsuzluğa kanat çırpardı yüreklerimiz…

Yastık altlarında gül kokulu keseler…
El emeği, göz nuru,
Halılarla süslenirdi duvarlar.
Karanlığı aydınlattığı gibi…
Aydınlatırdı ruhumuzu,
Başköşede asılı duran lambalar…

Tertemiz olurdu misafir odalarımız…
Minareden ezan sesi,
Besmeleyle açılırdı cümle kapılarımız.
Sobada çay, ocak da kaynardı aşımız
Şükür ve kanaat ile…
Bereketlenirdi o fakir sofralarımız…

Şimdi!..
Demirden ve çelikten olsa da kapılarımız!...
Gelmez oldu misafirler,
Mapushaneye döndü hanelerimiz.
Yozlaştırdık kültürümüzü…
İsraf ettik, insanı ve insanlığımızı…

Memdoğlu…

3 Şubat 2020 Pazartesi

Gökyüzüne Sor!?...

Mutlu olunca toprağa…
Üzülünce gökyüzüne bakardı.
Kuşlar ile uçmayı hayal eder,
“Gittiğiniz yere, beni de götürün!?” derdi.
Özgürlüğe uçmak,
Kavuşmak demekti gökyüzü...
Mavi bir düş, turkuaz örtü demekti.
Bulutlar sardığında ise
Hüzün ve gözyaşı demekti gökyüzü.

Bakarken gözlerime!..
“Toprak gibi
Bağrında ne çok giz barındırıyorsun!?” dedi.
Karanlığa müebbet ruhuma,
Aydınlığı göremeyen gözlerime,
Işık olur musun dedim?
“Bana değil, yüreğine sor?” dedi.

Gece,
Yıldızlara ve aya koynunu açan gökyüzü!
Gündüz güneşe muhtaç,
Bu yürek gözlerine.
Ey gözleriyle gökyüzünü kıskandıran sevgili!
Ay ve yıldızları kabul ettiğin gibi
Çocuksu hayallerimi de kabul eder misin?

Memdoğlu…