yürek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yürek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2021 Cumartesi

Ahûzar!..


Düşünce hayal âleminde.
Demir attı gül dalına, topraktan habersiz.
Gözler, turkuaz mavisinde esir. 
Yürek, sessiz gemi.
Geziyor hüzün denizinde.
Yelkenlerinde kelebeklerin hüzzam makamı kanat çırpınışları...

Duvarda!..
Zeyl Vadisi'ndeki zambaklar kadar mahzun resmin.
Bir o yana, bir bu yana...
Gölgesi düşüyor şiire.
Şiirde yine gözlerin...
Sabırla umut tarlasına döküyor hasret tomurcuklarını.

Sen gibi, gölgende kayboldu ansızın.
Vaz mı geçtin şiirlerimizden!?.
Vaz mı geçtin ikimizden!?.
Oysaki o dizeler...
Yüreğimizin sesi, çığlığı değil miydi Ahûzar!?.

Memdoğlu...

1 Şubat 2021 Pazartesi

Vasiyet!..

Sevgiliyle hemhal olup,
Yürekteki yangını harlamaktı özlemek.
Sevgilinin hasretiyle yanıp,
Firak-ı nar ile örtünmekti özlemek.
Özlem gidersin diye!..
Posta güvercininin bileğine bağlayıp,
Sana gönderdim yüreğimi.
Yağmura tutuldu ıslandı,
Hangi dala koydunsa taşlandı.
Hangi suya vardıysa haşlandı.
Oysa taşlanan o değil…
Taşıdığı yürekti.
Haşlanan, içtiği suya değen,
Yüreğimdeki ateşti.

Yük olan sen değil,
Sensizlikmiş, öğrendim.
Ten yarası kabuk bağlar da…
Dil yarası bağlamazmış.
Onu da öğrendim…
Yüreği küserse insan…
Anlıyor ki ölüler ağlamazmış.
Vasiyetimdir!..
Kazdığın çukura değil,
Yüreğine göm yüreğimi.
Sevdan yeşersin diye,
Dua dua ört beni...

Memdoğlu…

23 Ocak 2021 Cumartesi

Gülen Gözlerin!..

Yürekte yaktığın ateşten fazlası yok gayrı.
Bırak!..
Ruhumu rüzgâra sarsın zülüflerin.
Kabuksuz yarama merhem olsun nazarın.
Derdime nazire!..
O mahur, mahmur bakışların.
Bakışların ki!..
Karanlığı aydınlatan ışık.
Gülen gözlerin,
Sıratın üstünde tutan el…


Okursun diye!..
Şiir yazdım gökyüzüne,
Perde oldu bulutlar.
Düşünce trenime binince hayalin,
Canlandı yine tüm anılar.
Teselli oldu.
Sonbahar gibi hüzünlü yüreğimi,
Renksiz bırakıp giden,
O gülen gözlerin…

Memdoğlu…

1 Ocak 2021 Cuma

Hiç’lik Pınarı!..

Can, canana küser mi?
Nice “hiç”lik pınarında,
Canandan vazgeçer mi?
Cananı ateşten kuyuda bırakıp,
“Yok”luk ambarında “var”lık öğütür mü?

Yüreğini gecenin karanlığı kaplarken,
Hayallerinde ûkbayı saklayıp, sayıklar mı?
Can, ‘canım’ dedikçe…
Bağrına basıldığını hisseden canana…
Sırtını döner,
Acılar içinde bırakır mı?

Ömrünü “can”ın ömrüne verirken!..
“Hiç!” olmak için!..
“Var”lığında “yok”luğu arar mı?
Hiç’lik yolunda,
Can, cananı yorar, terk eder mi?
Visale hazırlanırken!..
Azıcık nazına küser mi?

Memdoğlu…

11 Eylül 2020 Cuma

Sonradan Öğrendim!..


Sonbahardı evet!..
Bir şafak vakti tan ağarırken,
Buğulanmış gözlerine esir düşmüştüm.
Buz tutmuş kirpiklerinde asılı kalmıştı ruhum.
Hazan sarartısında,
Gül ile boyun bükmüştüm.



Solma yüreğimin gülü, solma!..
Aşkın deminde kaybederken kendimi,
Solma ki seninle nefes alabileyim.
Vazgeçmek mi senden, ne mümkün?
Senin Leyla olman yeter mi?
Bak, ben Mecnun değilim.

Evet, bir seher vaktiydi.
Düştü gönlüme cemre,
Hiç izin istemeden.
Kilitlendi kalbine kalbim.
İmtihanmış, sonradan öğrendim?
Bitmesin diye, hep sessizce dua ettim.

Memdoğlu…

1 Haziran 2020 Pazartesi

Ben Kimim!?.


İçi boş, kırık bir bardaktım
Lütfedip, nazar ettin sevgili.
Boynu bükük, kuru bir çiçektim.
Bir seher vakti…
Dokundun, yeşerttin sevgili.
Sürmeli gözlerinle beni benden alandın…
Yüreğimin dile geldiği pınarın kaynağı…
Gecemi aydınlatan
Gökteki kutup yıldızıydın.
Söyle sevgili, söyle; ben kimim!?.

“Neden?” diye sorma lütfen?
Akıl bir yerde, kalp bir yerde.
Baş bir yanda, gövde bir yanda,
İki parça bedenim.
Gül müyüm, diken mi?
Yaprak mıyım, toprak mı?
Doğacak günün şafağı…
Gecedeki dolunay mı?
Derunundaki kayıp hazine…
Saklı şehir kalıntısı mı?
Söyle sevgili, söyle; ben kimim!?.

Hüküm giymiş,
Müebbet yemişim gözlerinden.
Kayboluşlarım sendedir…
Bulabildin mi parçacıklarımı?
Darağacındayım işte…
Asılı duruyor can çekişlerim.
Göçüyor dar-ı bekaya ruhum…
Söyle sevgili, söyle; ben kimim!?.

Memdoğlu…


1 Mayıs 2020 Cuma

Korkma!...


Kıskandırırdı kelebekleri üzüm karası gözlerin…
Aydınlatırdı…
Hüzün ve hasret kokan karanlık odamı…

Acının kıyısında beslense de ruhumuz!...
Umuttandı…
Dua denizinde yüzdürmek için yaptığımız gemiler…

Rengârenk çiçeklerin hayat bulduğu ilkbaharda
Kendisini rüzgârın esintisine bırakan
Bir sonbahar yaprağı gibiydi yüreğim…


Gör(e)meyen  gözler için,
Bir şey ifade etmezdi karanlık…
Hissedebiliyorsan eğer,
Bak yüreğindeyim artık!...

Hadi ellerimi bıraktın!...
Gülmeyi unutup seninle hayat bulan
Yaralı yüreğime tutunsaydın,
Korkmasaydın yâr!...

Aşkta sadık isen
Aşk yolundaki eza ve cefaya da
Rıza göstermeli, sabretmelisin…
Korkma!...

Memdoğlu…

6 Nisan 2020 Pazartesi

Lamba!...


Gövdesinden asılıydı,
Sessizce bekliyordu duvarda
Şükür katığı, sabır sığınağıydı.
Ye’se düşmez, vazgeçmezdi tevazudan…
Bakarken aynaya!...
Yüzünde hüznün ve acının…
Ellerinde çilenin derin izleri…
Sağında kâinatın reçetesi Mushaf…
Solunda medeniyetin ol taşları kitaplar…



Kimlere yol göstermedi ki?...
Yüreğiyle dokunurdu âleme.
İçini yakanla yanar,
Yanarken ışık olurdu hanelere.
Aydınlatırken etrafını…
Öksürük tutar, kesilirdi nefesi…
Uzun sürmedi bu hali…
İnsan eliyle terk edildi ölüme…

Memdoğlu…

23 Mart 2020 Pazartesi

Yürek İşte!...



Yürek işte…
Durur mu!?
Hüzünlü melodilerde,
Siyah beyaz tay misali…
Özgür ve asilce…
Yağmura, rüzgâra, geceye karşı…
Kıskandırırcasına
Bütün engellere başkaldırırcasına…
Türkü olur, hasret olur,
Sevdanın cilveleriyle;
Mana bulur kelimelerde.
Coştukça koşar…
Koştukça coşar…
Yürek işte…

Memdoğlu…



25 Şubat 2020 Salı

Ceylan Gözlüm!...

Vakit gece yarısı…
Yine uyku tutmuyor.
Yaram kanıyor, kalbim çırpınıyor.
Yürek ateşlerde…!
Sıtmaya tutulmuş gibi bedenim.
Kırıldı kolum kanadım, düştü iki yanıma…
Devam ediyor yalnızlığım…

Sesleniyorum sana!...
Ama sen yoksun.
Sadece senin hayalim ceylan gözlüm!...
Senin hayalin.
Bunca acı ve keder içinde,
Hayalin akıp gidiyor gözlerimin önünden…
Az da olsa serinliyor yüreğim…  

Hatırlıyor musun ceylan gözlüm!?...
Ayrı geçmezdi hiçbir günümüz.
Oğlak ve kuzularımızı birlikte otlatır,
Erik ağacının gölgesinde yerdik yemeğimizi…
O erik ağacı da yok artık….
Orası da kurumuş, yapayalnız kalmış.
Bir tek!...
Senin hayalim ceylan gözlüm!…
Senin hayalin…

Memdoğlu…

14 Şubat 2020 Cuma

Yürek Yangını!...


Dışarıda kar, üşüyor memleketim…
Şahit olsa betondan yıkık duvarlar,
Seni anlatacak dil suskun…
Gülse o çocuksu gözler…
Gök kubbeyi saracak yürek yorgun…
Hayale dursa beyaz kardelenler,
Tebessümünde hüznün, acının izleri saklı…


Rüzgârda saçları uçuşan çocuk!...
Ninniler ağıtlara açmış kucağını…
Bir bir koparıldı kirpiklerinde açan çiçekler
Damladı toprağa uçurtmadan hayaller…
Sessizdi ay ve gece, telaşlıydı yıldızlar.
Yürekte bir fırtına, sancılıydı ruh
Ayaklar altındaydı, yeşermedi masumiyet...

Yaşayamadı çocukluğunu…
Özlem duydu maziye!...
Özgürlüğe olan sevdası!...
Yâr’e olan hasreti miydi bilinmez!?...
Alev alev yanıyordu yüreği…
Odayı ısıtan yürek yangını!...
Isıtır mıydı dünyayı?...

Memdoğlu…

30 Ocak 2020 Perşembe

Yine Yaktın!...



            Renk değiştirmişti gece, karanlıktan da öte…
Sokaklar sessiz, dilimde nadide bir beste
Ellerim kimsesiz, ruhum çelikten kafeste
Yaktın bir daha,  bu kez aheste aheste…

Yine yaktın, bu kez ateş ile değil…
Yaksaydın kor ateş ile belki olurdum kül…
Kalbinin soğukluğundandı yanışım.
Kül olamadı, yandı; buza kesti bu gönül...


Yüreğindeki tipiyi, boranı, kışı, bilirim…
Ansızın bırakıp gittiğin gün yaşadım.
Âlemin can bulduğu baharı mı?
İşte onu bilmiyorum, hiç yaşamadım?...


Memdoğlu…

19 Kasım 2019 Salı

Göç!...


Ansızın çıkıp gittiğin gün!...
Karardı  ruhum, tükendi can özüm.
Denizde  savrulan başıboş bir sandal gibi
Sahilden sahile savruldum…
Ve bilinmeyene başladı göçüm…

İzlerini aradım koca âlemde…
Ne bir ses, ne bir nefes…
Yürüdüm yürüdüğün yollardan.
Düşlerken o heybetini…
Kalbimdeki “acı”yı hafifleten
Amberin kokun ile huzur buldum…

Hayallerim tavan aralıklarına gizlenmiş…
Ruhum, beyaz kelebeğin kanadında asılı.
Yaşarken ölmeyene, ölmek zor…
Yürek pare, pare…
Esaretim devam ediyorken…
Göçüm, son-suz-lu-ğa….


Memdoğlu…










8 Kasım 2019 Cuma

Areste!...


Kömür karasıydı gözleri!...
Yaprağından yaş damlayan
Goncagül misali ıslatıyordu toprağı…

Öyle bir bakış ki!...
Gökyüzü kadar aydınlık…
Nilüfer çiçeği kadar saf ve temiz…


Hüzün ki!...
Örtü olmuş, ilmek ilmek dokumuş
Ruhundaki o derin yaraları…

Bir ümit ki!..
Kafdağı’nı mesken tutan
Zümrüdü Anka kuşunun kanatlarında saklı…

Bir özlem ki tutunuşları!...
Hasretin yağmurdan ıslanmış ipine,
Acının yakıcı ateşine uzanırdı elleri…

Gül rahiyasından farksızdı sözleri!...
Dokununca, yeşertiyordu…
Susuz kalmış çorak yürekleri…

Memdoğlu…

10 Eylül 2019 Salı

Yürek Yarası!...


Ateşten bir taş koydular yüreğimin üstüne…
Ağır olan taş değil, insanın vefasızlığıydı…

Çare olmadı merhem, bu yürek yarasına...
Kılıç yarası değil, dil yarasıydı kalpteki.

Erirdi taş dayanmazdı, nasıl dayansın yürek?
Gitti derdimin dermanı, bize elveda diyerek…


Sürdüler ruhumu, ıssız bir diyara.
Mektup yazdım o diyardan, ela gözlü narin yâre.

Boyun selvi, dillerin lâl senin yar!…
Sinemde yer ettin, yara açtın nazlı yar…

Bastıkça canıma tuz, acı verdi yaralar…
Ah ettikçe yakınlaştı, vuslata eren yollar…

Memdoğlu…


23 Ağustos 2019 Cuma

Fanîyiz!...


Değdi gözleri gözlerime,
Bilemedim ayrılık var.
Kurudu gönül bahçem,
Yalnızlık ruhumu sarar…

Yorgun düştü bedenim,
Yâr hasretiyle eridim.
Aşksız dokunmaz kilim,
Aşığa her şey aşikâr...

Gurbet de kaldı o yâr,
Özlem, feryat, acı var.
Perde inmiş gözlere,
Dünya sevgiye düçar…

Rüzgârda sevgili kokusu,
Yüreği yüreğime sığar…
Ömür ki kısacık bir film,
Sonunda yolculuk var…

Yeryüzü sessiz duvar,
Gökyüzünde matem var
Sokakta bir telaş, koşuşturma,
Koca âlem “adem”e dar…

Dışarıda sonbaharın kokusu,
Kalbimde yine hüzün var...
Fanîdir insan-oğlu,
İki metrelik çukura sığar…

Memdoğlu…


9 Ocak 2019 Çarşamba

Dildare(m)!...


Adını duyduğum an, boğazım düğüm düğüm olur,
Nutkum tutulur…
Gönül mahpushanesinde,
Kalbim ilmek ilmek seni işler durur Dildâre(m)!
Gecenin ayazı üşütse de bedenimi,
Güzel gülüşünün meftunudur gözlerim,
Sıcacık…
Şehrin kötülüklerini örten sis bile
Gözlerimdeki gözlerini kapat(a)madı Dildâre(m)!…

Mumun vazifesidir, pervaneye aşkından yanması…
Görünce o cemalî, söyler misin?...
Ben nasıl yanayım ta yürekten Dildâre(m)!?
Çaresizim, bilmem kime sitem edeyim?...
Açtın yüreğimde derin bir yara.
Derdime çare, sabra katık ümit ve dua…
Dermanı için götürsün beni  o Yâr’a Dildâre(m)!?

Karayel misin ki esip, kırdın dal ve budaklarımı?
Tufan olup geçtin ömrümden…
Yağmur çiseledin, ıslattın tüm rüyalarımı.

Ah Dildare(m)!...
İlkbahar’da açan tüm çiçekleri…
Bahçendeki boynu bükük kırmızı gülleri,
Sabırla diktiğimiz kızıl lâle ve karanfilleri…
Boğaz’ın mor mu mor erguvanları…
Ülkemin en güzel çiçeklerini toplayabilirsin.
Oysa kalbimin kırıkları hâlâ yerde,
Seni bekliyor.

Söyler misin!?....
Paramparça olanı, cam kırıkları mı sandın?
Dokunma yüreğime!...
Yüreğine batar da yüreğin kanar Dildâre(m)!?...

Memdoğlu...