aydınlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aydınlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2020 Pazartesi

Lamba!...


Gövdesinden asılıydı,
Sessizce bekliyordu duvarda
Şükür katığı, sabır sığınağıydı.
Ye’se düşmez, vazgeçmezdi tevazudan…
Bakarken aynaya!...
Yüzünde hüznün ve acının…
Ellerinde çilenin derin izleri…
Sağında kâinatın reçetesi Mushaf…
Solunda medeniyetin ol taşları kitaplar…



Kimlere yol göstermedi ki?...
Yüreğiyle dokunurdu âleme.
İçini yakanla yanar,
Yanarken ışık olurdu hanelere.
Aydınlatırken etrafını…
Öksürük tutar, kesilirdi nefesi…
Uzun sürmedi bu hali…
İnsan eliyle terk edildi ölüme…

Memdoğlu…

1 Haziran 2019 Cumartesi

Her Şey Sen'i Hatırlatıyor..!


Deniz maviyi, mavi gökyüzünü…
Gökyüzü martıları, martılar özgürlüğü…
Özgürlük var olmayı, var olmak yok’luğu;
Yok’luk Sen’i, Sen her şeyi…
Her şey, yine Sen’i hatırlatıyor.

Gül bülbülü, bülbül figanı…
Figan ayrılığı, ayrılık ölümü,
Ölüm toprağı, toprak anneyi
Anne cenneti, cennet Sevgili’yi
Sevgili, sevgiyi ve şefkati hatırlatıyor.


Kâinat güzelliği, güzellik sanatı
Sanat sanatçıyı, sanatçı yapıyı,
Yapı ustayı, usta yolculuğu…
Yolculuk dostu, dost vefayı…
Vefa, ahde vefayı, ahde vefa Sen’i hatırlatıyor.

Ağaç çınarı, çınar tarihi,
Dal kardeşi, kardeş birliği,
Birlik gücü, güç adaleti…
Adalet eşitliği, eşitlik hakkı
Hak O’nu, O; tevhidi hatırlatıyor.

Günbatımı yıldızları, yıldızlar ışığı,
Işık geceyi, gece karanlığı…
Karanlık mumu, mum aydınlığı,
Aydınlık kalbi, kalp Yâr’i
Yâr ise kavuşmayı, vuslatı hatırlatıyor….

Memdoğlu…

4 Mart 2019 Pazartesi

Nev-i İnsan!...

Heyhat! 
Adalet terazisi bozulmuş,
Vicdanlar cüzdan aralığına hapsolmuş.
İnsanlık ayaklar altında, ahlak yozlaşmış,
İdrak ve izan bizden uzaklaşmış.
Aydınlık olsa da dünya…
Hamasî nutuklar, kalpleri karartmış.


Saatler geçse de zaman durgun, akmıyor!
Bin bir çiçeğe rağmen, toprak hayâ ediyor.
Gökyüzü hüzünlü, güneş ışık saçmıyor,
Hava puslu, rüzgâr elemli esiyor.
Zira insan suretindeki bedenler…
Yine sağır ve sessiz... 
Yine dilsiz, susuyor.

Hani, kimden gelirse gelsin haksızlık,
Bizden uzak olacaktı, zillet ve alçaklık.
Tavrımız “Hak”tan yana, hep adil olacak,
Zulme karşı, mazlumun cenahında duracaktık.
Nerede kaldı vefa, ahde vefa?
Ne oldu birliğimize?
Biz böyle mi olacaktık?

Memdoğlu…

28 Nisan 2016 Perşembe

Hüzünlerimi Topla Giderken!...


Bakıyorum da şöyle uzaktan.
Tüm ihtişamıyla nasıl da yanıyor lambalar.
Korkutucu bir aydınlık,
Gecenin on’unda üzüntülere germiş ışığını.
Sahte ferahlık, göğe kadar yükselmiş, hayat durmuş,
Bütün canlılar yok olmuş gibi.
Ne hastalık, ne düğün, ne de dernek…

Gökyüzü karardıkça, yeryüzü ona inat vuruyor ışığını.
Tan ağarmaya başlayınca, gerçekler başlıyor o anda.
Nasıl da adapte oluyoruz hayatın akışına…

Uzun gecenin ayazı göğsüme vuruyordu
Haykırdım geceye ve ayaza…
Ne yaptım ki sana, aldın elimden ışığımı?
Saatler ilerledikçe kavga daha da gürültülü, daha da acımasızlaşıyor,
Gecenin sahte aydınlığında haykırışım yankılarla geri dönüyordu.
Masum ve mazlumsan, sabret!...

Ey gökyüzü!
Madem karanlığını gece serip, gündüz topluyorsun;
Hadi dedim, gündüz olmak üzere.
Benim de hüzünlerimi topla giderken…
Beni de muazzez kıl dedim.
Dinlemedi
“Onlarla baş başa kal” dedi…

Memdoğlu...

9 Şubat 2016 Salı

“Aydın” Olmanın Ölçüsü!...

Hep merak etmişimdir, bu kez aklımdayken sormak istedim?
Türkiye’de aydın olmanın ölçüsü nedir?

Aydın olmanın ölçüsü,  boy ve kiloya göre mi belirleniyor?

 Yoksa cinsiyetine göre mi?

Ya da medeni hallerine bakılarak mı belirleniyor?

Türkiye’de aydın olmanın ölçüsü, aydın diye addedilen kişinin yaşam standardına göre midir?

Bir kişinin “aydın mı, değil mi” olduğuna karar vermek için, ayakkabı numaralarına mı bakılıyor?

Acaba Batı’ya olan hayranlık mıdır aydın olmanın ölçüsü?

Veya son dönemlerde olduğu gibi, Türkiye’yi uluslararası platformlarda şikâyet etmek midir?

Aydın olmak için, ülkeyi kan gölüne döndürmeye kararlı bir terör örgütünün şiddetini meşrulaştırmak mı gerekir?

Aydın olmanın ölçüsü, kutsala hakaret; beşeri kutsallaştırmak mıdır?

Aydın olmak için, PKK ile mücadele eden devleti, güvenlik güçlerini tahkir etmek mi gerekir?

Aydın olmak için,  ölçü olarak, ne idüğü belirsiz fikirler mi baz alınıyor?

Yoksa farklı televizyonlara çıkarak, hepsinde benzer şeyleri tekrarlayıp durmak mıdır, aydın olmak?

Aydın olmanın ölçüsü, Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil etmiş/eden devlet büyüklerine hakaret ve küfür etmek midir? Milleti temsil etmiş/eden bir şahsiyeti sevmiyor, beğenmiyor olabilirsiniz. Bu his ve düşüncelerinizi ona küfür ve hakaret ederek gösterme hakkını nereden buluyorsunuz?

Aydın olmak,  kendi insanını beğenmeyip, “dağdaki çobanla benim oyum eşit olamaz” diye feryat etmek midir?

Bunları neden mi soruyoruz?

Peşinen söyleyelim,  bu ölçütlerin aydını değiliz, olmak da istemiyoruz.

Aydın olmak için kariyer sahibi olmak gerekmez.

Aydın olmak için yabancı hayranı olmak gerekmez.

Aydın olmak için Nişantaşı’nda ikamet etmek de gerekmez…

Aydın insan; ırk, mezhep ve ideoloji taassubu yapmaz. Yapıyorsa “bin” bilse de sıradan bir “cahil” olmaktan kurtulamaz.

“Aydın”lık kalpte başlar, bakış açısında biter.

Ve kalbi “aydın”lık olmayanın, dünyası aydınlık olmaz.

Hak ve hakikatten yana olmayan bir vicdan, hiçbir zaman aydın olamaz.

Hak ve hakikatin ölçüsünü ise İslami, Kur’an ışığında insani bir anlayış ve yaşayıştır.

Eviniz, yuvanız, kalbiniz hep “AYDIN”LIK olsun efendim.