hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2020 Çarşamba

Neydi Hayat!?.



Neydi hayat!?.
Bir çocuğun salıncakta sallanması gibi…
Bazen hızlı bir kaçış, bazen sessizce ağlayış…
Bazen tutsak bir âşık, bazen gökte süzülen bir kuş…
Ne kadar sıkı tutabilirsek ipleri!..
O kadar sağlam ve güzel yaşamaktı hayat…


Neydi hayat!?.
Sonu meçhul bir yolculuğa çıkar gibi…
Kimi zaman kavuşma, kimi zaman ayrılık…  
Bazen söylenmemiş bir şarkı, bazen sadece hayâl…
Yokluk gam, varlık kedere düçar iken!...
Hüzünlü bir ney taksimi dinletisiydi hayat…

Neydi hayat!?.
Bir tırtılın kozadan ipeğe dönüşmesi gibi…
Bazen gizemli bir sır, bazen girift bir bilmece…
Kimi zaman dua, bazen yürekten bir yakarış…
Günleri sayılı olan ömrümüzü ziyan edip!...
Tükettiğimiz sermayemizdi hayat…

Neydi hayat!?.
Zemheri ayazında yalın ayak dolaşmak gibi.
İftira kadar acı, adalet kadar müşfik…
Örümcek ağı kadar güvenli, bir o kadar riskli…
O’nun rızası için sevemesek de birbirimizi!?
Doğum ile ölümü bir arada yaşamaktı hayat…

Memdoğlu…

28 Nisan 2016 Perşembe

Hüzünlerimi Topla Giderken!...


Bakıyorum da şöyle uzaktan.
Tüm ihtişamıyla nasıl da yanıyor lambalar.
Korkutucu bir aydınlık,
Gecenin on’unda üzüntülere germiş ışığını.
Sahte ferahlık, göğe kadar yükselmiş, hayat durmuş,
Bütün canlılar yok olmuş gibi.
Ne hastalık, ne düğün, ne de dernek…

Gökyüzü karardıkça, yeryüzü ona inat vuruyor ışığını.
Tan ağarmaya başlayınca, gerçekler başlıyor o anda.
Nasıl da adapte oluyoruz hayatın akışına…

Uzun gecenin ayazı göğsüme vuruyordu
Haykırdım geceye ve ayaza…
Ne yaptım ki sana, aldın elimden ışığımı?
Saatler ilerledikçe kavga daha da gürültülü, daha da acımasızlaşıyor,
Gecenin sahte aydınlığında haykırışım yankılarla geri dönüyordu.
Masum ve mazlumsan, sabret!...

Ey gökyüzü!
Madem karanlığını gece serip, gündüz topluyorsun;
Hadi dedim, gündüz olmak üzere.
Benim de hüzünlerimi topla giderken…
Beni de muazzez kıl dedim.
Dinlemedi
“Onlarla baş başa kal” dedi…

Memdoğlu...

17 Şubat 2016 Çarşamba

Kördüğüm!...


Yürek denilince!
Yumruk kadar olan bir et parçasından ibaret,
Kalp akla gelir.
Zannedilir ki atışların ritmi hep sağlıklıdır.
Oysa bilinmez…
Kalp ya yeni bahara, ya da kör karanlığa atar…

Göz denilince!
Dünyaya açılan pencere, nur ve aydınlık akla gelir.
Zannedilir ki pencere kapanır, hayat durur…
Hâlbuki ona özellik katan şey,
Acısını kapalı olan penceresinden,
Sessizce yüreğine akıtan bir inci tanesi,
Gözyaşıdır…

Oysaki bir kördüğümdür.
Hayat, nefes, göz ve yürek.
Ve onların derdi tektir.
Hayatın anlık nefesinde,
Gözün görüp, yüreğin hissettiği bir yudum sevgi…
Hepsinin özü kelimelerde saklıdır.
Bütün dünya sığar içine.
Oysa ta başlangıçta kendisini belli eder.
Zamanda, hayatta, yürekte ve nefeste…

Memdoğlu...