Ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2024 Perşembe

Ölüm Kokuyor Lodos!..


Lodos!..
Asi çığlıklarla feryat ediyor bugün.
Ölüm kokuyor yine.
Gazze çocuklarının "ahı" sinmiş esintisine!..
Gökyüzü karanlık, 
Gazze kapkaranlık.
Güneş doğmuyor Filistin'e.
Mahlûkat vaveylada...
İnsan-oğlu gamsız, zevküsefada.
İnsanlık sessiz, gaflet uykusunda.

Memdoğlu...

29 Nisan 2023 Cumartesi

Göçebeyiz!..


İpek böceği gibi...
Gecenin yorgunluğunu atamadan,
Birer birer, soluyor yıldızlar.
Nefes nefese, titriyor gökyüzü.
Seher vaktinde ufukta ararken seni gözlerim,
Şahidi oldum;
Susuzluktan yüreği yanan toprağın,
Yağmur ile olan kavuşmasına.
Çisil çisil yağarken yağmur,
Islanır dağlar, taşlar ve insan.
Büyüdükçe küçülür içindeki dünya.
Ararken mazideki seni,
Ansızın kaybolursun gözlerimde.
Hüzün sararken bedenini,
Sarılmak istersin hüzne.

Müşfikti göğün maviliği,
Mavinin bereketini kucaklıyor toprak,
Sancılıydı Hüzünlü Bahçe,
Kokusunu getiriyor rüzgâr.
Umuda yelken açmış,
Kıyama durmuş papatyalar.
Mütebessim hayaller yansıyor yeryüzünden.
Dua dua âminler diziliyor avuçlarıma.
Sancılanırken en derin acılarım,
Bir meçhulde gün sayıyor, yaralı yüreğim.
Göçebeyiz, zamanı çalıyor saatler,
Yaklaşıyor vakit.
Her var’lık can çekişiyor yok'luk havuzunda.
Ölüm ile hayat, kol kola.
Her kışın bir baharı,
İnsanın, "tek" baharı!..

Memdoğlu...

5 Mayıs 2022 Perşembe

Dediler!..

Hüznümü yazdım, şiir diye okudular.

Kalbim dedim?

Bülbülün güle sitemi sandılar.

Sevgili dedim?

Zehirli ok ile sırtımdan vurdular.

Huzur dedim?

İftiradan gömleği giydirdiler.

Yürek dedim?

Tuz dök, yansın dediler.

Yâr dedim?

Sadece "hiç!?" dediler.

Dünya dedim?

Oyundu…

Ölüm hak, gam yok dediler.

 

Memdoğlu...

 

19 Şubat 2021 Cuma

Yâri Severken Ölmek!..

Mevsimsiz yaprak döktü ağaçlar.

Simalar sert, soğuk ve soluk…

Sokaklar ıssız,

Her günüm ayaz.

Gözleri nemli, yas tutuyor sema.

Hüzün çökmüş yüzüne gülün,

Acı damlıyor dalından.

Eserken,

Ayrılık kokuyor seher yeli.

Müşfikçe sayıyor toprak,

Gelen ve gidenleri…

 

Her kalbe nasip olmaz!..

Yâr’i severken ölmek.

El eliyle değil,

Yâr diliyle şükür yara’m.

Baharı hep yalnızlık,

Mevsimi yoktu aşkın.

İnsan ki!?.

Var olan bir hiç’ken,

Yok, hükmünde bir var’lık.

Yar elinden bir nida.

Vuslat yakın, muhakkak!..

 

Memdoğlu…


20 Kasım 2020 Cuma

Kınalı Yürek!..

Yine hüzün çöktü geceme.
Yıldızlara ve aya anlattım,
Rüzgâra meydan okuyan zülüflerini.
Sessiz, sedasız ağladı,
Bir kez daha seni andı kalbim.

Yaşatmak için içimdeki seni!?.
Rüyalarıma sarıldım,
Tutundum kirpiklerine…
Aster çiçeğiyle süslenmiş bakır bir tepside,
Kına yakılmış yüreğim vardı.
Sundular, tutsağı olduğum gözlerine…
Sen bende yaşarken…
Ben, ölümü sevecek kadar yalnız…

Memdoğlu…

22 Ocak 2020 Çarşamba

Neydi Hayat!?.



Neydi hayat!?.
Bir çocuğun salıncakta sallanması gibi…
Bazen hızlı bir kaçış, bazen sessizce ağlayış…
Bazen tutsak bir âşık, bazen gökte süzülen bir kuş…
Ne kadar sıkı tutabilirsek ipleri!..
O kadar sağlam ve güzel yaşamaktı hayat…


Neydi hayat!?.
Sonu meçhul bir yolculuğa çıkar gibi…
Kimi zaman kavuşma, kimi zaman ayrılık…  
Bazen söylenmemiş bir şarkı, bazen sadece hayâl…
Yokluk gam, varlık kedere düçar iken!...
Hüzünlü bir ney taksimi dinletisiydi hayat…

Neydi hayat!?.
Bir tırtılın kozadan ipeğe dönüşmesi gibi…
Bazen gizemli bir sır, bazen girift bir bilmece…
Kimi zaman dua, bazen yürekten bir yakarış…
Günleri sayılı olan ömrümüzü ziyan edip!...
Tükettiğimiz sermayemizdi hayat…

Neydi hayat!?.
Zemheri ayazında yalın ayak dolaşmak gibi.
İftira kadar acı, adalet kadar müşfik…
Örümcek ağı kadar güvenli, bir o kadar riskli…
O’nun rızası için sevemesek de birbirimizi!?
Doğum ile ölümü bir arada yaşamaktı hayat…

Memdoğlu…

14 Haziran 2019 Cuma

Ayrılık!...


Gönül-hanemiz şenlendi, şükürler olsun.
Büyüttük, kokladık, evlat ayrılık…
İbretle baktık biz bu dünyaya. 
Geldik, gördük, gidiyoruz ayrılık…

Bülbüller konardı gamzelerine…
Ansızın geldin, çattın ayrılık.
Yâr diye inledim, bekledim durdum.
Sundun acı şerbetini, içtim ayrılık…

Gözlerin âlem’deki pencereydi…
Kör ettin, kararttın, elem ayrılık…!
Sonu vuslat mı bilemedim?
Rüzgâr olup estin, kırdın ayrılık!

Mum gibi erirken hasretinle ben…
Pervanem oldun, döktün ayrılık.
Kalbimde yeşeren sevgi çiçeğimdin.
Sararttın ruhumu, kuruttun ayrılık…

Ölüm kavuşmaktı, belki de…
Derdime çare, olmadın ayrılık?...
Yürekteki yangını söndüremedin,
Yanan ateştin, kor ettin ayrılık…

Memdoğlu...

11 Nisan 2019 Perşembe

Ruhun Baharı!...


Yeni güne, hüzünle “merhaba” diyor bulutlar…
Körfezin kesif kokusunda geziniyor sandallar.
Hatırladıkça gözlerini!..
Rıhtıma değil…
Kalbime vuruyor hırçın dalgalar.

Yine sel gibi…
Limandan sokaklara akıyor insanlar.
Gökyüzünde süzülürlerken, çığlık çığlığa martılar…
Sevilen yüreklere,
Vadilere kanat çırpıyor kuşlar…

O muhteşem görünümleriyle baharı müjdeliyor,
Çiçeğe dönüşmüş rengârenk tomurcuklar.
Ah görebilseydi keşke!..
Sevgilinin gülüşünden utanır,
Çaresiz kalırdı leylaklar.

Sahi ya!..
Ölüm de çiçek açar mı ki?..
Bedenin son baharı da olsa,
Ruhun!..
Sevgiliyle buluşmasıydı ilkbahar…

Memdoğlu…

5 Eylül 2017 Salı

Sonbahar!...


Göç mevsimidir,..
Şaha kalkma, koş küheylan!...
Yüreğimin ne son-baharı,
Ne de "göç"ü son buluyor...?

Hazan mevsimidir…
Düşüyor toprağa sararan yapraklar.
Ölüm sessizliği sarmış dünyayı,
Kalp kemale ermemiş, dökülmüyor günahlar…

Hüznün sembolüdür…
Yaprağın dalından,
Sevgilinin yârinden ayrıldığı vaktin adıdır
Sonbahar...

Vuslat zamanıdır...
Kalplerin birbirine aktığı,
Ebedi kavuşmaların adıdır Sonbahar…
Son-Bahar…

Memdoğlu...

19 Mayıs 2017 Cuma

Ölüm de Var!...


Ahir zamanda yolculuk edip,
Dünyaya tamah edenler!...
Kardeşlerini yalnızlığa hapsedip,
Heva ve heveslerine hizmet edenler!...
Ölüm de var, unuttunuz mu?

Dost'a vefası olmayıp,
Yetim yüzü solduranlar!...
Mazluma gözyaşı döktürüp,
Zalimlerle ittifak edenler!...
Ölüm de var, unuttunuz mu?

Nakış nakış sevgiyle işlenmiş yüreklere,  
Gözyaşı ve acı katanlar!...
Kaza ve kadere inanmayıp,
İlâhî Nizam'dan  habersiz olanlar!...
Ölüm de var, unuttunuz mu?

Hak ve hakikati görmeyip,         
Adalete yüz çevirenler!...    
Masumun eli tutmayıp,
Yarasına tuz basanlar!
Ölüm de var, unuttunuz mu?

Bugün varız, yarın yokuz.
Belki son nefes, belki de son bakış,
Belki şu an, belki de tan ağarırken...
Belki bir akşamüstü...
Belki de gelecekte bir an.
Ölüm de var, unuttunuz mu?

Memdoğlu...

8 Aralık 2014 Pazartesi

Zaman...!


Dünyaya geldiğin zamandır, zaman
Geçmişin kitaplara sığdırıldığı tarih,
Geleceğin bitmeyen hayalidir.
Huzurlu günlerin resmi…
Kimi zaman feryadın adıdır zaman

Güneşin hem doğuşu, hem de batışı,
Denizlerde oluşan yakamozların ışıltısıdır.
Gökyüzündeki güzelliğin sembolüdür zaman

Baharın rengi, yazın sıcaklığı,
Sonbaharda göçmen kuşların hüzünlü ayrılışı,
Uzun, soğuk kış gecelerin bilmecesidir zaman

Dünyanın paha biçilmez mücevheridir.
Kıymetini bilemeyip, ucuza sattığımız,
Bazen boşuna harcadığımız ömrümüzün adıdır zaman.

Anın yaşanması, hayatın seyri,
Düşünce gemisiyle maziye yapılan bir yolculuk olsa da
Tersine akışı olmayan nehrin adıdır zaman.

Varlığını kabul ettiğimiz, inandığımız
Ama bir türlü hazırlığını yapamadığımız
Ve ansızın kapımızı çalan sonun,
Ölümün adıdır ZAMAN...

Memdoğlu…