iftira etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iftira etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2022 Perşembe

Dediler!..

Hüznümü yazdım, şiir diye okudular.

Kalbim dedim?

Bülbülün güle sitemi sandılar.

Sevgili dedim?

Zehirli ok ile sırtımdan vurdular.

Huzur dedim?

İftiradan gömleği giydirdiler.

Yürek dedim?

Tuz dök, yansın dediler.

Yâr dedim?

Sadece "hiç!?" dediler.

Dünya dedim?

Oyundu…

Ölüm hak, gam yok dediler.

 

Memdoğlu...

 

29 Ağustos 2019 Perşembe

1 Eylül!...


Hamdık…
Can diliyle, yâr eliyle yoğrulduk…
El eliyle, el diliyle…
Ayırdılar yârden, ayrı düştük…

Zemheri gecesi soğuğuna boyun bükmedik,
Yeşerdik…
Bahar aylarında bilmem kaç kez budandık,
Filizlendik…
Yazın en sıcak günlerine direndik,  
Kurumadık, toprağa kök saldık…

İhanet şebekelerinin tuzaklarına düşmedik,
Ayakta kaldık…
Hakk’a inandık, hakikatten ayrılmayıp,
Zalime boyun eğmedik…
Zulme ortak olmadık.
Güzelim ülkeye, ülkem insanına hizmet ettik…
Şükür bedel ödedik…!

Hazan mevsimi Sonbahar’da,
1 Eylül günü…!
“İnsan”(!) eliyle hazırlanan,
Odunu iftira ateşinden kör bir kuyuya itildik…
Yandık, yakıldık…
İsyan etmedik, imtihan dedik O’na sığındık…
Tabii ki Yusuf değildik ama Yusuf gibi masumduk.
Elhamdülillah!...

Memdoğlu…

16 Şubat 2017 Perşembe

Hiç Yaşarken Öldünüz mü?...

İyi ya da kötü güzel veya çirkin…
İnsanın yaşayacağı ne varsa,
Engel tanımaksızın görüp, yaşıyor.

“Yırtık Ayakkabı”ya üzülen çocuklarken,
Sayamasak da düşen yağmur tanelerini,
Düştüğü yerleri sevmeyi bildik…
Kuşların kanatlarına dokunamasak da
Masal diyarlarında,
O kanatlara konup uçmayı öğrendik…
Tespihin en güzelini çektiğimizde,
Sevdiklerimizi dilimize dua ettik …

Zaman nasıl da geçiyor ve geçerken,
Bizden de o derin izlerini esirgemiyor…
Derken, önce sarsıldık sonra;
Gül tohumuna zehirli sarmaşık katanlarca,
İftira ateşiyle yanan derin bir kuyuya itildik…
İns-an’ın açtığı bu yarayı anlatmaya
Kelimeler yeter, dilimiz döner mi, bilinmez?
Hâsılı, buyurun!
İşte, ins-an’oğlunun bize hediyesi (!)

Üzerinize acıyla yoğrulmuş toprak serpildi mi hiç?
Şüphe dolu bakışlarla taciz edildiniz mi?
Manasız, mantıksız sorular duydu mu kulaklarınız?
Ve açık olan kapılar bir bir kapandı mı yüzünüze?
Cadde ve sokaklara sığmaz oldunuz mu?
Hava size ulaşmadan yönünü değiştirdi mi?
Hayatın renkleri ne siyah, ne de beyazken…
Onlarca rengin arasında hiç renk-siz kaldınız mı?
Ne acıyan yerinize...
Ne de acıtan yanınıza, çaresizce bakakaldınız mı?
Öyle ki…
O taşıdığınız emanet, sırtınıza yük oldu mu?
Yani dostlar!
Siz! Hiç yaşarken öldünüz mü?

Şimdi: Uzun, uzun düşünüyor,
Ateşten kuyunun dibinden bakıyorum hayata…
Ne rüzgâr esiyor, ne kuşlar uçuyor,
Ne de ışık uğruyor.
Her yer kapkaranlık...
Buradan kimse geçmiyor.
Sanki yeryüzü sağır ve dilsiz,
Sadece ben konuşuyor, ben duyabiliyorum.
Her çığlığım tekrar büyüyerek üstüme düşüyor.
Her yakarışım, sessiz bir ok gibi beni bulup vuruyor.

Acaba diyorum?
Eksiden olduğu gibi,
Renk renk çiçeklere dokunabilecek miyim?
Bir daha ağaçları ve gökyüzünü seyredebilecek miyim?
Aydınlık günleri görüp,
Sevdiklerime tekrar kavuşabilecek miyim?
Büyükler; "Adaletin kestiği parmak acımaz" derdi...
Baş kesen ve parmak acıtmayan "adaletin terazisi",
Bizim kapımıza da uğrar mı?...
Yarabbi!...
Bizi Hak'tan ve "adaletten" ayırma...
Ya Sabır…
Ya Sabır…
Ya Sabır…

Memdoğlu

8 Eylül 2016 Perşembe

Ey Devletim!...

“Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste” diye çok güzel bir atasözümüz vardır. Atasözümüzden hareketle, bu mübarek ay ve günlerde, bizi ve ailemizi “masum ve mazlum” eden Allah’a (C.C) binlerce şükürler olsun.

Değerli dostlar!

Malumunuz, “Mehmet MEMDOĞLU” müstear ismiyle “Türkiye’nin Toplumsal ve Sosyal Sorunları”na ilişkin araştırmalar yapan “devlet, millet, memleket  ve tasavvuf sevdalası” bir kamu personeliydim. (Resmi Gazetenin mükerrer 29818 sayısında yer alan yer alan 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile memuriyetten çıkarılmış durumdayım)   Fanos Yayınları tarafından yayınlanmış “Kürt Sorunu Çözüm Önerileri ve 2009-2011 Panoraması” ile Yakın Plan Yayınları tarafından yayınlanmış “Öcalan’ın Mustafa Kemal Okumaları” ve Anatolia Kültür Yayınlarından çıkan “Abdullah Öcalan’ın Din Okumaları”  isimli üç kitabım bulunmaktadır. Öykü ve şiir çalışmalarımla birlikte, Türkçe ve Kürtçe yazmış olduğum güncel-siyasi analizler içeren yazılarım, kendi şahsi blog sayfam (http://mehmetmemdoglu.blogspot.com.tr/) ile çeşitli internet (http://www.gazetesiz.com/, http://www.haber111.com/, http://www.sivildusunce.com/, http://www.agdhaberajansi.com/) haber sitelerinde yayınlanmaktadır.

         23.5 yıllık memuriyetim boyunca herhangi bir uyarı, kınama ve disiplin cezası almış değilim. Şimdiye kadar hakkımda herhangi bir adli veya idari soruşturma da açılmış değildir. Bununla birlikte yaşamım boyunca cemaat, örgütlü veya örgütsüz hareket, siyasi parti veya sendikal hareketlerle dolaylı veya dolaysız asla bir bağım ve resmi bir ilişkim de olmamıştır.

Kamu görevimin hemen her döneminde, bu komitacı yapılanmanın her türlü zulmüne ve mobbing uygulamalarına mazur kalmış/bırakılmış ve memuriyetim süresince FETÖ/PDY dâhil; ülkemizin birliği ve beraberliğine tehdit oluşturmuş tüm terör örgütleriyle mücadele etmiş bir devlet memuruydum. (Çevrem ve en yakın çalışma arkadaşlarım bu mücadeleme şahittirler. Bunun için, bugüne kadar çalıştığım tüm kamu kurum ve sıralı amirlerimden, beraber görev yaptığımız çalışma ve oda arkadaşlarımdan, bir vesileyle bizi tanıma fırsatı bulmuş tüm insanlardan ve ikamet adresimdeki komşularımdan detaylı olarak sorulup araştırılabilir.) 

Son üç yıldan (özellikle de bu komitacı teşkilat tarafından 17-25 Aralık devleti ele geçirme operasyonlarında sonra) bugüne kadar, FETÖ/PDY terör örgütünün sinsi planlarına yönelik yazmış olduğum ve çeşitli internet haber sitelerinde yayınlanmış olan yazılarım, bu mücadeleme en büyük delil ve dayanaklardır.

Ey Devletim!

17 ve 25 Aralık operasyonlarından sonra, yazdığım yazılar nedeniyle twitter hesabım (@mmemdoglu23) üzerinden, bu yapı mensuplarının sözlü taciz ve saldırılarına maruz kalmış biri olarak, FETÖ militanlarına 22 Aralık 2013 tarihinde kaleme aldığımız “Gezi’den Çıktım Yola” (http://www.haber111.com/mehmet_memdoglu_geziden_ciktim_yola_yazi1028.html) başlıklı yazıyla cevap verdiğim için mi memuriyetten men edildim?

Ey Devletim!

Komitacı Cemiyet kalemşörlerinin kamuoyunu manipüle etmeye çalıştıkları bir dönemde, (26 Mart 2014) “Bizim de İçimize Sinmiyor” (http://www.haber111.com/mehmet_memdoglu_bizim_de_icimize_sinmiyor_yazi1083.html) başlıklı yazıyla, FETÖ/PDY terör örgütünün o dönem kendi kontrollerindeki gazete köşe yazarlarının yazılarına, karşı bir yazıyla cevaben; “Farz edelim ki şu an Başbakan A, B veya C partisinden. İsim hiç önemli değil. Başbakanlık bir makam ve temsil yeridir. Türkiye'de, bugün bu şartlarda bir Başbakan dinleniyorsa; tabir yerindeyse, Türkiye’nin yatak odasına girilmiş demektir. Namusa zeval gelmiştir. Bizim de içimize bu sinmiyor Sayın Dumanlı!” dediğimiz için mi memuriyetten ihraç edildim?

Ey Devletim!

30 Mart 2014 yerel seçimlerini sulandırmaya çalışan “paralel devlet yapılanmasını”  “17 Aralık yolsuzluk iddialarıyla, telefon tapeleriyle, montajlama görüntülerle, manipülasyonlarla, tehditlerine Türkiye’yi yeniden dizayn etmeye çalışanlar kaybetti. Hiç şüphesiz, tüm imkânlarını seferber ederek, Başbakan’ı “terbiye” etmeye çalışan F. Gülen ve Camiası kaybetti” diyerek, seçimin kaybedeni olduğunu açıkladığımız “Millet Kazandı” başlıklı yazı http://www.haber111.com/mehmet_memdoglu_millet_kazandi_yazi1087.html se bebiyle mi 15 Temmuz darbe girişimi hainleriyle aynı kefeye kondum?

Ey Devletim!

Küresel üst aklın saldırılarının yoğunlaştığı, ülkemizin huzurunun ve birliğinin hedeflendiği bir dönemde, Peygamber (s.a.v) Efendimizin "Fitne uykudadır. Fitneyi uyandırana Allah lanet etsin!” hadisiyle cevap verdiğimiz için mi bu muameleye tabi tutulduk? (02 Mayıs 2016 tarihli “Selam Olsun’ Operasyonu” başlıklı yazı. (http://www.gazetesiz.com/makaleler/mehmet-memdoglu/selam-olsun-operasyonu-124439.html)

Ey Devletim!

15 Temmuz hain darbe girişimine karşı bu milletin verdiği o müthiş mücadeleyi “İkinci Kurtuluş Zaferi” http://www.gazetesiz.com/makaleler/mehmet-memdoglu/ikinci-kurtulus-zaferi-124508.html, olarak isimlendirdiğimiz için mi memuriyetten ihraç edildik?

Ey Devletim!

Ömrüm boyunca, FETÖ/PDY terör örgütüyle hiçbir dönemde, hiçbir birlikteliğim ve ilişkim olmamıştır. FETÖ terör örgütü elamanlarının kullandığı By-Lock iletişim sistemini kullanmadım. 17/25 Aralık öncesi ve sonrasında Bank Asya’da hesabım bulunmamaktadır. Hiçbir dönemde FETÖ/PDY terör örgütüne ait sendikalara üyeliğim olmamıştır. Çocuklarım 17 ve 25 Aralık sonrasında FETÖ/PDY örgütüne ait eğitim kurumlarında eğitim görmemiştir. Sosyal medya hesaplarım üzerinden FETÖ terör örgütüne destek nitelikli hiçbir mesaj da atmış değilim.  Bu masonik yapılanmayla elli yıllık ömrümün hiçbir döneminde bir araya gelmediğim için mi şerefim ve namusum ayaklar altına alındı? 

Şahsıma yönelik olan bu kumpasın açığa çıkartılarak mağduriyetimin giderilmesini ve görevime dönmenin sağlanması en büyük temennimdir.

"Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın." (Hucurat Suresi Ayet: 6)