fitne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fitne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2016 Perşembe

Ey Devletim!...

“Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste” diye çok güzel bir atasözümüz vardır. Atasözümüzden hareketle, bu mübarek ay ve günlerde, bizi ve ailemizi “masum ve mazlum” eden Allah’a (C.C) binlerce şükürler olsun.

Değerli dostlar!

Malumunuz, “Mehmet MEMDOĞLU” müstear ismiyle “Türkiye’nin Toplumsal ve Sosyal Sorunları”na ilişkin araştırmalar yapan “devlet, millet, memleket  ve tasavvuf sevdalası” bir kamu personeliydim. (Resmi Gazetenin mükerrer 29818 sayısında yer alan yer alan 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile memuriyetten çıkarılmış durumdayım)   Fanos Yayınları tarafından yayınlanmış “Kürt Sorunu Çözüm Önerileri ve 2009-2011 Panoraması” ile Yakın Plan Yayınları tarafından yayınlanmış “Öcalan’ın Mustafa Kemal Okumaları” ve Anatolia Kültür Yayınlarından çıkan “Abdullah Öcalan’ın Din Okumaları”  isimli üç kitabım bulunmaktadır. Öykü ve şiir çalışmalarımla birlikte, Türkçe ve Kürtçe yazmış olduğum güncel-siyasi analizler içeren yazılarım, kendi şahsi blog sayfam (http://mehmetmemdoglu.blogspot.com.tr/) ile çeşitli internet (http://www.gazetesiz.com/, http://www.haber111.com/, http://www.sivildusunce.com/, http://www.agdhaberajansi.com/) haber sitelerinde yayınlanmaktadır.

         23.5 yıllık memuriyetim boyunca herhangi bir uyarı, kınama ve disiplin cezası almış değilim. Şimdiye kadar hakkımda herhangi bir adli veya idari soruşturma da açılmış değildir. Bununla birlikte yaşamım boyunca cemaat, örgütlü veya örgütsüz hareket, siyasi parti veya sendikal hareketlerle dolaylı veya dolaysız asla bir bağım ve resmi bir ilişkim de olmamıştır.

Kamu görevimin hemen her döneminde, bu komitacı yapılanmanın her türlü zulmüne ve mobbing uygulamalarına mazur kalmış/bırakılmış ve memuriyetim süresince FETÖ/PDY dâhil; ülkemizin birliği ve beraberliğine tehdit oluşturmuş tüm terör örgütleriyle mücadele etmiş bir devlet memuruydum. (Çevrem ve en yakın çalışma arkadaşlarım bu mücadeleme şahittirler. Bunun için, bugüne kadar çalıştığım tüm kamu kurum ve sıralı amirlerimden, beraber görev yaptığımız çalışma ve oda arkadaşlarımdan, bir vesileyle bizi tanıma fırsatı bulmuş tüm insanlardan ve ikamet adresimdeki komşularımdan detaylı olarak sorulup araştırılabilir.) 

Son üç yıldan (özellikle de bu komitacı teşkilat tarafından 17-25 Aralık devleti ele geçirme operasyonlarında sonra) bugüne kadar, FETÖ/PDY terör örgütünün sinsi planlarına yönelik yazmış olduğum ve çeşitli internet haber sitelerinde yayınlanmış olan yazılarım, bu mücadeleme en büyük delil ve dayanaklardır.

Ey Devletim!

17 ve 25 Aralık operasyonlarından sonra, yazdığım yazılar nedeniyle twitter hesabım (@mmemdoglu23) üzerinden, bu yapı mensuplarının sözlü taciz ve saldırılarına maruz kalmış biri olarak, FETÖ militanlarına 22 Aralık 2013 tarihinde kaleme aldığımız “Gezi’den Çıktım Yola” (http://www.haber111.com/mehmet_memdoglu_geziden_ciktim_yola_yazi1028.html) başlıklı yazıyla cevap verdiğim için mi memuriyetten men edildim?

Ey Devletim!

Komitacı Cemiyet kalemşörlerinin kamuoyunu manipüle etmeye çalıştıkları bir dönemde, (26 Mart 2014) “Bizim de İçimize Sinmiyor” (http://www.haber111.com/mehmet_memdoglu_bizim_de_icimize_sinmiyor_yazi1083.html) başlıklı yazıyla, FETÖ/PDY terör örgütünün o dönem kendi kontrollerindeki gazete köşe yazarlarının yazılarına, karşı bir yazıyla cevaben; “Farz edelim ki şu an Başbakan A, B veya C partisinden. İsim hiç önemli değil. Başbakanlık bir makam ve temsil yeridir. Türkiye'de, bugün bu şartlarda bir Başbakan dinleniyorsa; tabir yerindeyse, Türkiye’nin yatak odasına girilmiş demektir. Namusa zeval gelmiştir. Bizim de içimize bu sinmiyor Sayın Dumanlı!” dediğimiz için mi memuriyetten ihraç edildim?

Ey Devletim!

30 Mart 2014 yerel seçimlerini sulandırmaya çalışan “paralel devlet yapılanmasını”  “17 Aralık yolsuzluk iddialarıyla, telefon tapeleriyle, montajlama görüntülerle, manipülasyonlarla, tehditlerine Türkiye’yi yeniden dizayn etmeye çalışanlar kaybetti. Hiç şüphesiz, tüm imkânlarını seferber ederek, Başbakan’ı “terbiye” etmeye çalışan F. Gülen ve Camiası kaybetti” diyerek, seçimin kaybedeni olduğunu açıkladığımız “Millet Kazandı” başlıklı yazı http://www.haber111.com/mehmet_memdoglu_millet_kazandi_yazi1087.html se bebiyle mi 15 Temmuz darbe girişimi hainleriyle aynı kefeye kondum?

Ey Devletim!

Küresel üst aklın saldırılarının yoğunlaştığı, ülkemizin huzurunun ve birliğinin hedeflendiği bir dönemde, Peygamber (s.a.v) Efendimizin "Fitne uykudadır. Fitneyi uyandırana Allah lanet etsin!” hadisiyle cevap verdiğimiz için mi bu muameleye tabi tutulduk? (02 Mayıs 2016 tarihli “Selam Olsun’ Operasyonu” başlıklı yazı. (http://www.gazetesiz.com/makaleler/mehmet-memdoglu/selam-olsun-operasyonu-124439.html)

Ey Devletim!

15 Temmuz hain darbe girişimine karşı bu milletin verdiği o müthiş mücadeleyi “İkinci Kurtuluş Zaferi” http://www.gazetesiz.com/makaleler/mehmet-memdoglu/ikinci-kurtulus-zaferi-124508.html, olarak isimlendirdiğimiz için mi memuriyetten ihraç edildik?

Ey Devletim!

Ömrüm boyunca, FETÖ/PDY terör örgütüyle hiçbir dönemde, hiçbir birlikteliğim ve ilişkim olmamıştır. FETÖ terör örgütü elamanlarının kullandığı By-Lock iletişim sistemini kullanmadım. 17/25 Aralık öncesi ve sonrasında Bank Asya’da hesabım bulunmamaktadır. Hiçbir dönemde FETÖ/PDY terör örgütüne ait sendikalara üyeliğim olmamıştır. Çocuklarım 17 ve 25 Aralık sonrasında FETÖ/PDY örgütüne ait eğitim kurumlarında eğitim görmemiştir. Sosyal medya hesaplarım üzerinden FETÖ terör örgütüne destek nitelikli hiçbir mesaj da atmış değilim.  Bu masonik yapılanmayla elli yıllık ömrümün hiçbir döneminde bir araya gelmediğim için mi şerefim ve namusum ayaklar altına alındı? 

Şahsıma yönelik olan bu kumpasın açığa çıkartılarak mağduriyetimin giderilmesini ve görevime dönmenin sağlanması en büyük temennimdir.

"Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın." (Hucurat Suresi Ayet: 6)

3 Mayıs 2016 Salı

“Selam Olsun” Operasyonu!..

Hz. Peygamber’in (s.a.v) vefatından sonra Hz. Ömer: “Resulullah ölmemiştir ve sağdır! Ona sadece Hz. Musa’ya arız olan saika gibi bir saika arız olmuştur. Kim ‘Muhammed öldü’ derse onu kılıcımla iki parça ederim”   sözlerini işiten Hz. Ebubekir: “Kim ki Muhammed’e tapıyorsa, bilsin ki Muhammed ölmüştür. Kim ki Allah’a ibadet ve kulluk ediyorsa, bilsin ki Allah Hayy’dır, ölümsüzdür” sözleriyle cevap vererek sahabe-i kiramı rahatlatmıştı.

Şahısları merkeze almak, Allah’ın (C.C) yaratılış kanunlarına aykırıdır.  Şahıslar fani, davalar bakidir. Baki davalar fani şahıslar üzerine inşa edilmez, edilemez. Şahıslar üzerine inşaa edilen hiçbir dava amacına ulaşamamıştır. Bugün Türkiye’de hayırlı adımlar atılmışsa, hayırlı başarılar elde edilmişse, bütün bunlar; topyekûn halkın verdiği destekle gerçekleşmiştir. Dolayısıyla övülmeye layık olan halkın kendisidir, halkın ferasetli tercihleridir. Şahısları ön plana çıkarmak, o halkın bütün hayırlı teşebbüslerini ve bu yolda atmış oldukları adımları yok saymaktır. İyilikler paylaşılarak çoğalır ve değer bulur. İdarecilerin tekeline indirgenmeye çalışılan güzellikler, kalıcı olmayabilir.

Türkiye’yi “Reis muhalifleri, reis karşıtları” ya da “Reis’in fedaileri, reis muhibbanlığı” diyerek bölmek isteyen ve bu yönde siyasi mühendislik çalışmaları yürüten kesimlerin algı operasyonlarına karşı uyanık olmak zorundayız. Bu çalışmaları yapanlar, bilsinler ki bu ülkeye en büyük düşmanlığı ve kötülüğü yapmaktadırlar.

Bu girizgâhtan sonra asıl konumuza dönecek olursak:

Birileri, Türkiye’yi içerden vurmaya, parçalamaya yönelik kozlarını oynamaya başladı. Özelde AK Parti, genelde Türkiye’yi siyasi bir kaosun içerisine sürükleyecek olan bu oyunu göremez ve bu ve benzeri oyunları sahnelemek isteyen odakları tasfiye edemezsek, ülkemizi zor günler bekleyecektir. Ne acıdır ki sahneye konulmak istenen bu oyun, “Reis” muhibbanlığı üzerinden oynatılmak istenmektedir. https://pelikandosyasi.wordpress.com/” linki üzerinden yayınlanan “Selam Olsun!” başlıklı, her cümlesinden fitne dökülen yazı, Türkiye siyasetini iki farklı kutupta dizayn etme amaçlıdır. AK Parti içerisindeki bir iç çatışma, veya Külliye ile AK Parti arasındaki bir kavga, üçüncü odakların, kesimlerin aradan sıyrılması demektir.

AK Parti, içerisindeki paralel hainleri zamanında tasfiye edememenin bedelini ödüyor. Bugüne kadar kendilerini ustalıkla kamufle edebilmiş olan “kripto paralelciler”, hedeflerine ulaşmak gayreti içerisindedirler.

Bir taşla birden fazla kuş vurmayı hedefleyen bahse konu yazının, paralel ya da paralelle ilişkili bir kalem tarafından yazıldığı şüphe götürmüyor.

-Anti-paralelci bir kalem tarafından yazıldığını varsayacak olursak, bu kalemin; 20 Nisan’da yayın hayatına başlayan ve tamamen Zaman Gazetesi’nin eski yazarlarını bir araya getiren ve  “Yeni Hayat”  Gazetesi’ne değinmemiş olması ne manaya geliyor?

-Yazıda, Mustafa Karaalioğlu, Etyen Mahçupyan, Hakan Albayrak, Yıldıray Oğur, Ceren Kenar gibi gazeteci ve yazarları Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtı olduklarının gösterilmeye çalışılması, yazının kripto paralelci birinin kaleminden çıktığını ele veriyor. Çünkü; yukarıda isimleri geçen gazeteci ve yazarlar, 17 ve 25 Aralık operasyonları sonrasında paralel karşıtı yazılar yazan gazeteci ve yazarların başında gelmektedirler.

-Yazıda İbrahim Karagül’e yönelik iddialar dile getirilirken, Yeni Şafak Gazetesi yazarlarından Salih Tuna, İsmail Kılıçarslan, Leyla İpekçi ve İbrahim Tenekeci gibi isimlerin istisna tutulması   düşündürücüdür. İsmi geçen yazarların geçmişte yazdıkları yazılar göz önünde bulundurulduğunda, "Selam  Olsun" başlıklı yazıyı kaleme alanların “kripto paralelci” olabileceği ihtimalini doğurmuyor mu?

-İslami hassasiyetleriyle öne çıkan ve hükümet içerisinde yer alan bazı siyasileri (Numan Kurtulmuş, Yalçın Akdoğan, Mahir Ünal…) Erdoğan karşıtı gösterme gayreti “parçala-böl” taktiğinin bir tezahürüdür. İsmi geçen siyasilerin Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtı olmadıkları kamuoyunca bilinmektedir.

-17 ve 25 Aralık operasyonları öncesinde, “paralel yapılanma”nın, (komitacıların) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile ilişkili Bilgi teknolojileri ve İletişim Kurumu’na bağlı Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB)’i kendi amaç ve hedefleri doğrultusunda işlevsizleştirdikleri unutulmamalıdır.

Gizlilik ihanetin en temel özelliklerindendir. Bu yazıyı kaleme alan kişi ya da kişiler neden kimliklerini gizleme ihtiyacı duymaktadırlar. Yazı müellifleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı çok seviyor ve hâlâ kendisini gizliyorsa, demek ki kendileri de gizli hesapların peşinde koşan cenaha hizmet etmektedirler.

İç ve dış politikada çözüm bekleyen sorunlarımız varken, Türkiye'nin enerjisini kısır siyasi çekişmelere kurban etmek isteyen odaklara fırsat vermeyelim, bu odakları sevindirmeyelim.

"Fitne uykudadır. Fitneyi uyandırana Allah lanet etsin!" (Hadisi Şerif)

3 Mart 2015 Salı

Ahir Zaman Ötesi!...

Mizana sığmaz asrın fitnesi.
El eman eder kâinatın her bir zerresi.
Heyhat! Zaman ahir zaman ötesi.
Mahzenler çürük, temeller bitap.
Enginlerde kayboldu, kardeşlik sözleşmesi.
Taassub-ı kavmiyeye mağlup oldu cahiller kitlesi.

Fazilettir ruhları güzelleştiren gölge.
Eğilmiş başlar, inmiş gözlere perde.
Tükenmiş sadakat, kaybolmuş diğergâmlık.
Hak’kı zikretmekle kalp, mutmain olur ancak.
İlim ve amelsiz hayat, olur mu ahirete denge?

Cahilin “bir”i geçmiş âlimin “on”unu.
Eylemiş dünyayı taht, o vicdan yoksunu.
Yavuz hırsız giymişse de koyun postunu.
Lüzumsuz değil cehennem, ucuz değildir cennet...
Ancak İslâm ile bulur insan,  hakikatin yolunu.
Ne büyük nakkaştır ki O, güle çevirir dikenin sonunu.

Memdoğlu...