ceylan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ceylan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2026 Cumartesi


 Döneceğim!..

Susuz bıraktığın çiçekleri sevgiyle filizlendirerek…

Döneceğim, içimdeki mevsimlerden geçerek. 

Kuruttuğun goncagülleri yollarına dökerek…

Döneceğim!,,

Çocukluğumu emanet ettiğim öykülerle,

Yüreğimin sesi ve çığlığı şiirlerle…

Döneceğim sana, döneceğim diyorum!


Yıldızların ismini teker teker değiştirip, 

Uzun kış gecelerindeki o tatlı rüyalarla…

Baharı bekleyen kumrularla,

Belki de!..

Gözyaşındaki dalgalara tutunup,

Sahile vuran denizköpüğü misali,

Döneceğim sana, yağmurdaki bahar timsali.


Göçmen kuşların kanat çırptığı sonbaharda!..

Ufukta batan güneşin kızıllığında kayıp,

Bir bakır kalayında aman aman parlayıp, 

Aynalarda pimi çekilmiş ömür gibi patlayıp… 

Döneceğim diyorum, döneceğim sana.


Acısıyla, tatlısıyla…

İçinde seni sakladığım hatıralarla…

Gökyüzünden toprağa damlayan hüznümle…

Karanlığa sevdalı gündüz düşümle.

Boynu bükük, günahkâr halimle döneceğim.

Döneceğim diyorum, döneceğim sana.


Şafakta tüm mahlûkatın kıyama durduğu,

Rahmetin oluk oluk yeryüzüne indiği,

Minarelerden adımızın anıldığı,

Bizim için sela okunan vakitte.

Evet, işte o vakitte…

Dilinden kalbine inen dualarla döneceğim.

Şayet dönmezsem,

Bil ki her dakika öleceğim.


Memdoğlu…

6 Ocak 2024 Cumartesi

Gazzeli Çocuk!..

Varlığı bilmez bir güce karşı,

Büyük bir savaş içinde kalbim.

Alacakaranlıkta...

Gölgeleriyle hüznüme ortak oluyor ağaçlar.

Güneş, kızıla boyanmış;

Yükseliyor ufuktan.

Geceden arta kalan serinlik,

Günü "yakıcı" bir sıcaklığa bırakmış.

Gazzeli çocuk gibi

Uykudan uyanıyor yeryüzü.

 

Ahh Çocuk!..

Feryadın Aksa,

Gözlerin düşlerime yol.

Hayalin,

Gökyüzünde vakitsiz uçan kuşlara menzil...

Gülüşün Gazze,

Yüreğime düşen ateşe su.

Bakışların acı bir ok,

Fosfor kusan gecelere yorgan…

 

Memdoğlu...

7 Kasım 2023 Salı

Söyleyemem!..

Işıl ışıl parlıyor dolunay...

Umudunu yitirmemiş bir geceden,

Güneşin doğuşunu bekliyor yeryüzü.

Ağır olsa da yükü, 

Ahenkle sallanıyor yine çınar ağaçları.

Huzura ilmek atıyor

Buğday başaklarının gölge oyunu.

 

Sincap ve baykuşların bir başkadır derdi.

Çekirgelerin muhteşem senfonisi,

Kuyuya düşen halay mendili misali.

Karşı dağı sıvazlayan esinti,

İsminin anıldığı cümlelere yeminli.

İçimde filizlenen hüzün, 

Açtıkça kurutuyor,

Aşkın şarabından kırmızıya boyanmış goncagülleri.

 

Ruh arafta, yürek yetim.

Zihnimde sen'den öte bir sen!..

Kulaklarımda tiz ve titrek bir kaval sesi.

Lâl olmuş dilim, söyleyemem.

Ne olur bir sabah!..

Bir sabah ansızın çıkıp gelsen?

 

Memdoğlu...

29 Ekim 2023 Pazar

Bir Hiç!..

Yalnızlık kelimelerimi anlamıyor. 

Sen varsan varım, sen yoksan bir hiç.

Hatırladıkça gülüşünü, 

Sarhoş oldu, hiç oldu yüreğim.

En güzel hatıralarım bile hiç.

 

Gözlerime ışık olan gözlerin,

Rüyaları mı süsleyen mah cemalin bir hiç.

Yoluna revan olsun diye, 

Gökyüzüne dizdiğim yıldızlar bir hiç...

 

Sevmeyi seven hüzünlü kalbim bir hiç.

Sensizlikten aldığım her nefes, bir hiç...

Gül nakışlı al fistanın, servi boyun bir hiç.

Senin için aştığım yollar bir hiç.


Hiç'lerle meçhule giden yerden,

Umutlar, doludizgin bir hiç.

Her şey bir hiç uğruna...

Sevda denizinde kaybolan hiç'ler de bir hiç.

Umudun deryasında kaybolacak hiç'lerden,

Hiç'lik dünyasında dirilir belki bir hiç.


Hiç' e mahkûm her yanımız.

Özlemin bir hiç, firakın bir hiç.

Sen hakikat, hakikat bir hiç.

Bir hikâyem olsun istedim, 

O da oldu bir hiç!..

 

Memdoğlu...


25 Ağustos 2023 Cuma

Bu Gece!..


Mevsimlerden yaz, aylardan ağustos.
Hava sıcak, yıldızlar şaşkın; üşüyor gece.
Bir sis bulutu çökmüşken yüreğimin üstüne,
Cırcır böceklerinin senfonisi eşlik ediyor hüznüme bu gece!.. 

Kerpiçten evlerde geçmişin izleri.
Duvarlarında hapsolmuş sır ve gizleri.
Avlusunda annemin dem’e dokunan sözleri.
Gökyüzüne merdiven olmuş, dut ağaçları bu gece...

Sessiz ve sensiz yudumlarken bardaktaki çayı,
Çalıyor radyoda yine bir ayrılık türküsü.
Deli deli aksa da yüreğimdeki Fırat,
Perde olmuş dolunaya bulutlar bu gece.

Gölgemde ruhumum kırıkları,
Acıdan lime lime olmuş kelimeler.
Çiçekler donuk, dalında sükût etmiş gül.
Rüzgâra karışmış nefesin.
Bu gece, evet bu gece;
Gövdesinden kopartılmış ağaç kökü gibiyim sende... 

Memdoğlu...

 

29 Nisan 2023 Cumartesi

Göçebeyiz!..


İpek böceği gibi...
Gecenin yorgunluğunu atamadan,
Birer birer, soluyor yıldızlar.
Nefes nefese, titriyor gökyüzü.
Seher vaktinde ufukta ararken seni gözlerim,
Şahidi oldum;
Susuzluktan yüreği yanan toprağın,
Yağmur ile olan kavuşmasına.
Çisil çisil yağarken yağmur,
Islanır dağlar, taşlar ve insan.
Büyüdükçe küçülür içindeki dünya.
Ararken mazideki seni,
Ansızın kaybolursun gözlerimde.
Hüzün sararken bedenini,
Sarılmak istersin hüzne.

Müşfikti göğün maviliği,
Mavinin bereketini kucaklıyor toprak,
Sancılıydı Hüzünlü Bahçe,
Kokusunu getiriyor rüzgâr.
Umuda yelken açmış,
Kıyama durmuş papatyalar.
Mütebessim hayaller yansıyor yeryüzünden.
Dua dua âminler diziliyor avuçlarıma.
Sancılanırken en derin acılarım,
Bir meçhulde gün sayıyor, yaralı yüreğim.
Göçebeyiz, zamanı çalıyor saatler,
Yaklaşıyor vakit.
Her var’lık can çekişiyor yok'luk havuzunda.
Ölüm ile hayat, kol kola.
Her kışın bir baharı,
İnsanın, "tek" baharı!..

Memdoğlu...

20 Ekim 2022 Perşembe

Söyle Yâr!..


Yâr!..
Gör bak işte!..
Sarardı defterimin sayfaları,
Son-baharını yaşıyor.
Tükendi kalemim mürekkebi,
Ucundan şiir değil, özlemin damlıyor.

Söyle hadi!..
İsminin yanına hangi cümleyi  yazayım?
Hangi kelimeyi senin sevgine eş tutayım?
Senin adına hangi şiiri kurban edeyim?
Söyle lütfen!..
Seni yâd etmeyen mısraları...
Sayfalarında adına yer vermeyen kitapları
Darağacına mı asayım?

Söyle Yâr, söyle!..
Gölgene metfun kızıl güneşe,
Perçemine vurgun yele…
Ellerinde nazlı nazlı kokan
Gonca güle mi sitem edeyim?
Yoksa, yoksa!?.
Sana benim gibi bakmayan gözlere
Perde mi olayım?
Hadi söyle!...

Memdoğlu...

5 Eylül 2022 Pazartesi

Tersine Dönmüş Dünya!..

Bakmaya kıyamazdım, yüzüne nazar değer.

Hiç gözüm kaçırmazdım sonu bilseydim eğer.

Beni öldürmeden ruhuma gömdü keder.

Senden bihaberim, şimdi nasıl neredesin?

Sadece tahmindeyim, bensiz mutsuz yerdesin.


 

Aynalar bana bakar, ben bakamam onlara.

Lâl olur kalır dilim seni bana sorana.

İnanmıyorum artık rüya hayra yorana.

Öyle olsaydı bir gün çıkıp gelirdin bana.

Ben önemli değil de çok sevinirdin sen buna.

 

Sönmüş bir yangını yıllar sonra yakarsın.

Sonrası sönsün diye gözlerime bakarsın.

Oysa hâlâ yüreğimde dere tepe akarsın.

El kilit, ayak kilit, tetiği çek; haydi vur.

Yaşayıp savaşmakla aşılmıyor koca sur.

 

Gözüm toprakta taşta,  bastı mı diye buna.

Gördüğümde aklıma düşerdi bir çift suna.

Biraz nazar, biraz naz, nasıl geldik oyuna?

Gönül ayrı göz ayrı, kelam ayrı söz ayrı…

Tersine dönmüş dünya; baş ayrı, özü ayrı.


Memdoğlu…


19 Nisan 2022 Salı

Mescid-î Aksa!..

Peygamberler şehri Kudüs’ün ışığı,
Mirac’ın ilk basamağı.
İslam âleminin incisi,
Gönüllerin sancısı.
Yankılandıkça feryadın,
Deminde dem, hicranım Aksa!..


Geçmişin rahmet deryasından,
Uzansa da atiye ellerimiz,
Sahip çıkamadık emanetine;
Mahcubuz…
Selalar okunurken minarelerinden,
Ebabillere haber sal, sen Aksa!..

Avlunda yatıyorken masum canlar,
Çocuk cıvıltılarında içiliyor şehadet şerbeti.
Cennet kokuyor dört bir yanın.
Aklı kör, vicdanı sakat,
Seni görmeyen insanlığa,
Münadiler gönder, sen Aksa!..

Hasretin gergefinde kubbene işlenmiş hüzün.
Duvarlarında yankılanır acının izleri.
Sen ki ilk kıblegâhımız.
Bitmedi üzerindeki zulmün mevsimi,
Gülmedi yüzün.
Mahzun olma, dik dur; haykır tevhidi Aksa!

Memdoğlu…

6 Nisan 2022 Çarşamba

İnsan!..

Bir bilmece mi yüreğime yerleşen şu keder?

Yazmakla mümkün sanma…

Çok daha fazlası var kalbimin derinliklerinde.

 

Bir bilmece mi geçip giden şu yıllar?..

Heybemizdeki kırıklar ile "yol’a" revan olmuşken, 

Sessizliğin rahmet kokan limanına sığındık.

 

Bir bilmece mi "altın" denen şu sükût?

Konuşan bildiğini söyler;

Sükût edip dinleyen, sır’ı öğrenir sandık. 

 

Bir bilmece mi “aşk” denen şu yok’luk?

Sıra sıra süzülürken semadaki damlalar,

Döküldükçe sineye, lâl olup gönülden dolduk.

 

Bir bilmece mi "insan" denen şu beşer?

Kimi kolaylıkla, kimi zorlukla hazmeder sözü; 

Duyguları ve hakikati.

 

Bir bilmece mi "vefa" denen şu haslet?

Umut ile birlikte, onu da kırdı insan.

"Zalim olma, mazlum ol” dedi, o kâmil insan.

 

Memdoğlu…

 

11 Mart 2022 Cuma

Sultanım!..


Seni düşledim yine...

Dokunman için yüreğime!..
Şehrin dar sokaklarını, ıslak kaldırımlarını arşınladım.
Geçmişin hüzünlü güz ve kış gecelerini,
Lambaların solgun ışıkları bir tül gibi örtüyordu.
Boğaz'ı kaplayan pus,
Ruhumun tellerine dokundukça,
Su yüzeyine adın yazılıyordu  Sultanım!..

 

Büyülü bir aynaya benziyordu yüzün.
Yeni eski, acı tatlı, korku ve neşenin birbirine karıştığı...
Işık huzmelerinin ipek böceği gibi parladığı loş gecelerde,
Hüznün tatlı boğuntusu,
Sevgi çiçeği üstüne konan bir kelebek gibi açıyordu kanatlarını.
O kanatlarda da ismin yazılıydı Sultanım!..

 

Dünyanın hoş ve de boş…

Bitip tükenmek bilmeyen çocuksu oyununa
Kapıldık, gidiyoruz.
Gayya kuyusunda rüzgârın tizz uğultusu...
Acı denizinden kalbimin sahiline vuruyor hasretin.
Mutluluk dalgalarının oluşturduğu köpük tabakası kaplarken ruhumu.
Göğüs ve beden, bir tek sende birleşti Sultanım!..


Memdoğlu...

23 Şubat 2022 Çarşamba

Yol!..

Hüznün şarkısını terennüm ediyor gece.

Sessiz ve nefessiz.

En güzel yıldızlar anlatıyor anı.

Birbirine dokunmadan, dokunamadan; 

Kol kola, yan yana…

Gökyüzünde telaş, kızıla işveli bu gece.

Yosun sarmış yüreğini, sancı çekiyor okyanus.

Gözlerimi soluksuz bırakan mavi ışık huzmesi,

Gözlerine sığınmış,

Medet ister o firari turkuaz.

 

Semaya her açtığımda ellerimi,

Nefesin nefesim olur.

Yüreğime katık ettiğim dualar, 

Yol olur arşın ışıklarına.

Tohum olup öbek öbek açar dallarını.

Nasip olursun diye,

Tespih eyledim seni.

 

Ruhun harmanında demlenir saatler.

Akrep, kardeş beller yelkovanı.

Yeşertir dakikaları sonsuzluğun koynunda...

Sonsuzluk sen olur, seni bana verenin nazarında.

Kevser suyuyla yıkanırız belki mahşer yolunda.

Bir katre olamasam da deryada!

Yokmuşum gibi bakma bana.

Bilirsin ki yok olmak için, 

Yol olur bu can sana.


Memdoğlu...

 

20 Ocak 2022 Perşembe

Yüzleşme!..

Havada muhabbet çiçeği kokusu...

Hüznün boğuntusu akın akın sarıyor ruhumu.

Sonbaharın altın ve erguvan renkleri,

Kefen misali örterken yeryüzünü;

Kulak verdim acı kokan rüzgâr iniltilerine...

 

Gökyüzü kızarıyor, bir gün daha bitiyor.

Günbatımının parlak renkleri yine,  yeniden…

Demet demet ruhumu saran anılar eşliğinde,

Ufuktaki ağaç dallarını tutuşturuyor.

İç âlemim bir daha…

Kendisiyle yüzleşiyor.

 

Bakışların!..

Sessiz dalgaların ipeksi dokunuşları gibi

Okşarken burkuk yüreğimi.

İlkbaharın dingin, yumuşak ahengine sor hasreti!..

Kazma kürek eşeleyen bendeki “ben”e sor;

Uyumak kolay ama!..

Sensiz uyanmak ne zor.

 

Memdoğlu...

 

30 Kasım 2021 Salı

Yıkık Duvar!..


Düşlerim hayat buluyorken gölgende,
Özlem kokan yüzlerce kelimede kayboldum.
Lâl olmuş yüreğim can verirken ellerinde,
Kaleminden dökülen ayrılık şiiri oldum.

Bir yetim rüzgârın soğuk bakışlarında,
Karanlık kucaklıyor öksüz hayallerimi.
Toprak yine bir ölümün yakarışında,
Ağlarken için için, âmin diyor yine sessizlik.


Gözlerim dalıyor, siyahlar simsiyaha.
Islansın yine ruhum, ağlayayım bir daha.
Yâr’i sevmenin adabı, çilenin keyfiyeti,
Sarılmışım çileme, dönmem artık bir daha.

Çözülmemiş düğümler düşüyor gökten,
Aklı yalanlayan kalbime sağanak sağanak.
Neden diyor, neden mehtap yok ki bu gece?
Neden bir kelimede kilitlendi ki her hece?

Hazan mevsiminde yine üzülmek mi var?
Acıyla gözlerimden dökülüyor gözyaşı.
Zerresi paslı kapı, çınarı yıkık duvar,
Emziriyor üveyce tebessüm adlı ilacı.

Memdoğlu…

10 Kasım 2021 Çarşamba

Gül-i Hamrâ!..

Biliyor musun gül-i hamrâ?!.
Yüreğime ışık olan o efsuni bakışların yoktu ama!..
Odama sinmişti yine gül kokun.
Perdede asılı kalmış, huzur veren tebessümün...
Kapı eşiğinde, virdindeydi sükûtun...

Bilirim gül-i hamrâ!..
Diyar diyar gezip aranılana vefa,
Özlemi ve hasreti çekilene sevda,
Engin bir gönülde “yok” olana âşık derler.
Maşuk için goncagüldür madde üstü gönüller.
Bilirim, gönlü engin olanın sevdası derin,
Vefası temiz olanın aşkı "hiç" olurmuş.

Bilir misin gül-i hamrâ?!.
Yüreğimdeki sancı kaçıncı hasadın arifesinde?
Ömür ki!..
Yaşanmamış baharın keşkeleriyle,
Akıp giden zamanın dönen dairesinde…

Bilirim gül-i hamrâ!..
Mevsimler geçse de...
Bir hüznün kıyısında buluşur elbet yarım kalmış hayaller.
Düş'te kalmak da var,
"Ömrüm" dediğin bir sabaha uyanmak da...
Ömür ki!..
"An" kadar yakın, "dem" kadar uzak...
Ömür ki!..
Hep seni sevecek,  hep seni bekleyecek...

Memdoğlu…