hiç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hiç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ekim 2023 Pazar

Bir Hiç!..

Yalnızlık kelimelerimi anlamıyor. 

Sen varsan varım, sen yoksan bir hiç.

Hatırladıkça gülüşünü, 

Sarhoş oldu, hiç oldu yüreğim.

En güzel hatıralarım bile hiç.

 

Gözlerime ışık olan gözlerin,

Rüyaları mı süsleyen mah cemalin bir hiç.

Yoluna revan olsun diye, 

Gökyüzüne dizdiğim yıldızlar bir hiç...

 

Sevmeyi seven hüzünlü kalbim bir hiç.

Sensizlikten aldığım her nefes, bir hiç...

Gül nakışlı al fistanın, servi boyun bir hiç.

Senin için aştığım yollar bir hiç.


Hiç'lerle meçhule giden yerden,

Umutlar, doludizgin bir hiç.

Her şey bir hiç uğruna...

Sevda denizinde kaybolan hiç'ler de bir hiç.

Umudun deryasında kaybolacak hiç'lerden,

Hiç'lik dünyasında dirilir belki bir hiç.


Hiç' e mahkûm her yanımız.

Özlemin bir hiç, firakın bir hiç.

Sen hakikat, hakikat bir hiç.

Bir hikâyem olsun istedim, 

O da oldu bir hiç!..

 

Memdoğlu...


1 Ocak 2021 Cuma

Hiç’lik Pınarı!..

Can, canana küser mi?
Nice “hiç”lik pınarında,
Canandan vazgeçer mi?
Cananı ateşten kuyuda bırakıp,
“Yok”luk ambarında “var”lık öğütür mü?

Yüreğini gecenin karanlığı kaplarken,
Hayallerinde ûkbayı saklayıp, sayıklar mı?
Can, ‘canım’ dedikçe…
Bağrına basıldığını hisseden canana…
Sırtını döner,
Acılar içinde bırakır mı?

Ömrünü “can”ın ömrüne verirken!..
“Hiç!” olmak için!..
“Var”lığında “yok”luğu arar mı?
Hiç’lik yolunda,
Can, cananı yorar, terk eder mi?
Visale hazırlanırken!..
Azıcık nazına küser mi?

Memdoğlu…

4 Kasım 2020 Çarşamba

Hiç!..

“Hiç”liğe doğru yol almak, yolun sonundan.
“Hiç” ile hasbihale kulaç atmak,
Müphem melodiler ardından…
Boğulup, müptela olmak.

“Hiç”liklerde “hiç” gibi, “hiç” içinde yok olup,
“Hiç” denilen ateşten hırkayı giydiniz mi hiç?
“Hiç” diyerek, yüreğinize zehirli ok saplandı mı hiç?
Sevgilinin diyarında tekme atıp çakıla…
“Hiç”sizliğe bakarak, gözünüz ıslandı mı hiç?

Hiç, “hiç” diyerek, “hiç”lik denizinde bir “hiç”im,
Akrepten badeler devşirir içim, dediniz mi hiç?..
Hiç, “hiç” diyerek!..
Acınızı ve hüznünüzü perdeleyen gökyüzünü,
Bir kuyuya kapatıp, demlendiniz mi hiç?

İşte!...
Hiç bilmediğim şeylerin “hiç”liğini ararım…
Bir “hiç”in düğümünde, anahtarsız kilidim.
Vur "hiç"i hiçliğime, “hiç”liklerim dokunsun.
“Hiç”in eli kulağında, selalarım okunsun.

Memdoğlu…