düş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ağustos 2022 Perşembe

Düş!..


Sevgi çiçeklerinin yeşerdiği düşünce vadisine,
Umudun ebabilleri konsun.
Dünya denen misafirhanede dinlensin ruhumuz.
Dinlensin ki!..
Mananın estetiğine vakıf olsun kalbimiz.


Gecenin sessizliğinde,
Yüreğimi titreten ateş böceği parıltıları da yok.
Ayrık otlarından tel örgü içinde…
Mahkûm düş’lerim.

Yabancıyım yine kendime.
Zaman aynı zaman…
Sahibinin mekânına demir atmış karanlık.
Gözlerimin nuruna mil çekiyor,
Cırcır böceklerinin kanat sesleri.

Öyle bir düş ki kimse bilmiyor?
Ölmeden öldüren, ölürken can veren iksir.
Omuzlarıma yüklenen yükün ağırlığını,
Sinemde yanarken yakan yıldızlara sor…

Memdoğlu…

11 Mart 2022 Cuma

Sultanım!..


Seni düşledim yine...

Dokunman için yüreğime!..
Şehrin dar sokaklarını, ıslak kaldırımlarını arşınladım.
Geçmişin hüzünlü güz ve kış gecelerini,
Lambaların solgun ışıkları bir tül gibi örtüyordu.
Boğaz'ı kaplayan pus,
Ruhumun tellerine dokundukça,
Su yüzeyine adın yazılıyordu  Sultanım!..

 

Büyülü bir aynaya benziyordu yüzün.
Yeni eski, acı tatlı, korku ve neşenin birbirine karıştığı...
Işık huzmelerinin ipek böceği gibi parladığı loş gecelerde,
Hüznün tatlı boğuntusu,
Sevgi çiçeği üstüne konan bir kelebek gibi açıyordu kanatlarını.
O kanatlarda da ismin yazılıydı Sultanım!..

 

Dünyanın hoş ve de boş…

Bitip tükenmek bilmeyen çocuksu oyununa
Kapıldık, gidiyoruz.
Gayya kuyusunda rüzgârın tizz uğultusu...
Acı denizinden kalbimin sahiline vuruyor hasretin.
Mutluluk dalgalarının oluşturduğu köpük tabakası kaplarken ruhumu.
Göğüs ve beden, bir tek sende birleşti Sultanım!..


Memdoğlu...

30 Kasım 2021 Salı

Yıkık Duvar!..


Düşlerim hayat buluyorken gölgende,
Özlem kokan yüzlerce kelimede kayboldum.
Lâl olmuş yüreğim can verirken ellerinde,
Kaleminden dökülen ayrılık şiiri oldum.

Bir yetim rüzgârın soğuk bakışlarında,
Karanlık kucaklıyor öksüz hayallerimi.
Toprak yine bir ölümün yakarışında,
Ağlarken için için, âmin diyor yine sessizlik.


Gözlerim dalıyor, siyahlar simsiyaha.
Islansın yine ruhum, ağlayayım bir daha.
Yâr’i sevmenin adabı, çilenin keyfiyeti,
Sarılmışım çileme, dönmem artık bir daha.

Çözülmemiş düğümler düşüyor gökten,
Aklı yalanlayan kalbime sağanak sağanak.
Neden diyor, neden mehtap yok ki bu gece?
Neden bir kelimede kilitlendi ki her hece?

Hazan mevsiminde yine üzülmek mi var?
Acıyla gözlerimden dökülüyor gözyaşı.
Zerresi paslı kapı, çınarı yıkık duvar,
Emziriyor üveyce tebessüm adlı ilacı.

Memdoğlu…

21 Mart 2021 Pazar

Umut İşte!..


Yorgunum!..
Gökyüzünde rotasını kaybeden,
Uçurtma gibi…
Kırgınım!..
Dört bir yandan sıkıştıran hayata.
Isıtsa da güneş bedenimi!..
Çiğ yağmış, nasır tutan yüreğimin üstüne.

Uzaklara dalar, çıkmaz; gözlerim.
Samanlıkta iğne arar gibi,
Kim’i “kim?” diye bilmez, özlerim.
Umut işte, ekmeğe katık…
Umut işte!..
Yarısı içerde gömü,
Yarısı dışta batık…

Sen gittin gideli!..
İlmek ilmek dokur ellerim,
Hasreti ve yalnızlığı.
Geçtiğin yollarda gölgeni arar!..
Seni gözlerim.
Zamanın şahidi kaldırım taşlarına sor?
Hep sonbaharı yaşadı bu yürek.
Şimdi!..
Evet şimdi!
Umutla bekliyor…
İlkbaharı düş’leyerek…

Memdoğlu…

7 Ekim 2019 Pazartesi

Sor Bizi!...


Çöz(e)mediysen kalbimdeki sevginin kilidini?...
Bir inci misali…
Sinemdeki saklı evde muhafaza ettiğim,
Sapı gümüşten anahtara sor bizi!...

Hissedemediysen yüreğimdeki yangını?...
Şirin için dağları delen Ferhat’a…
Yollara, nehirlere, dağlara, derdini döken…
Ahmet Mirza’ya sor bizi!...

Arayıp da bul(a)madıysan bu âlemdeki izlerimizi?...
Yırtık Ayakkabı'da hayat bulan öykülere…
Düşler Ülkesi’nin yaralı,…
Ben Kimim'in yorgun şiirlerine sor bizi!...

Duy(a)madıysan ruhumun göçünü?...
Sessiz çığlıklarıma şahit olan gökteki yıldızlara…
Ay’ın gölgesinde misafir olduğum…
Sensiz geçen, uzun gecelere sor bizi!...

Memdoğlu…

9 Nisan 2016 Cumartesi

Düşler Ülkesi!...


Taşındım bu dünyadan,
Emanet ne varsa hepsini toplayarak,
Arkamdan bir tutam bile bırakmadan…
Gözyaşlarım, acılarım ve yüreğime kalın dedim, siz gelmeyin!
Dediysem de bırakmadı hiçbirisi.
Ellerime, ayaklarıma, omuzlarıma…
Tutunabildikleri her yere tutundular.
Onlar da geldiler benimle…

Uzun uzun baktım misafir olduğum geçmişime…
Ve gözlerimi kapatarak attım ilk adımlarımı,
Geçmiş için sona, gelecek için yeni bir başlangıca…
"Hoş geldin” dedi, düşler ülkesi pembe rengiyle.
Artık her köşesi bana aitti ve hayalini kurduğum ne varsa,
Bir bir gerçekleşiyordu düşler ülkesinde…

Bir tuhaflık vardı.
İstemeden benimle gelen,
Gözyaşlarım, acılarım ve yüreğim,
Sessizce bir kenarda oturmuş bekliyorlardı.
Aldırış etmeden, koştum gökkuşağı renkli dönme dolaba.
Sonra kelebeğin kanadında özgürce uçarak,
Kondum hayalimdeki Sevgili’nin omuzuna.

Dere tepe, beraberce gezdikten sonra bir adım kalmıştı.
İşte dedim, işte burasıydı benim dünyam.
Taşındığım ülkemde, her şey hayal ettiğim gibi,
Dahası, hayal edemediklerim de emrimdeydi…

Bir anda, pembe yerini önce griye, sonra yavaş yavaş karanlığa bıraktı.
Özlem duyduğum her şey hareket emiyor, hiçbirisi beni duymuyordu.
Kelebek bir oka, gökkuşağı rengindeki dönme dolap bir fırtınaya,
Dere tepe, bir boşluğa dönüşmüştü…

Durun dedim, durun!
Burası benim ülkem, yıkmayın, yıkılmasın!…
Bir çıkmazın içindeyken beni bırakmayan
Gözyaşlarım, acılarım ve yüreğim,
Omuzuma dokunarak: “Uyan” dedi.
“Uyan! Aç gözünü,  biz hakikat, onlar ise sadece tatlı bir düş”…

Memdoğlu...