Ayrılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ayrılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2020 Çarşamba

Son Kez!..


Elleri şiir,
Yüreği hasret kokan yârim!..
Pencereme konan kanadı kırık kuş musun?..
Feryadın titretiyor semayı.
Aç kollarını duaya dur!..
Dur ki!?
Ruhumun derinliklerine inebileyim.
Yokluğunda kıymet bilmeyip,
Varlığında kaybettiğim seni bulabileyim.

Gözleri ayrılık,
Sükutu sır kokan yârim!..
Eylül’de dalında kopartılan goncagül müsün?
Hüznün yaralıyor kelamı.
Bükme boynunu, O’na sığın!
Sığın ki!?.
Vurulduğum yerden can bulabileyim.
Alırken son kez ölümün nefesini...
Vuslatın kokusunu hissedebileyim.

Memdoğlu…

14 Haziran 2019 Cuma

Ayrılık!...


Gönül-hanemiz şenlendi, şükürler olsun.
Büyüttük, kokladık, evlat ayrılık…
İbretle baktık biz bu dünyaya. 
Geldik, gördük, gidiyoruz ayrılık…

Bülbüller konardı gamzelerine…
Ansızın geldin, çattın ayrılık.
Yâr diye inledim, bekledim durdum.
Sundun acı şerbetini, içtim ayrılık…

Gözlerin âlem’deki pencereydi…
Kör ettin, kararttın, elem ayrılık…!
Sonu vuslat mı bilemedim?
Rüzgâr olup estin, kırdın ayrılık!

Mum gibi erirken hasretinle ben…
Pervanem oldun, döktün ayrılık.
Kalbimde yeşeren sevgi çiçeğimdin.
Sararttın ruhumu, kuruttun ayrılık…

Ölüm kavuşmaktı, belki de…
Derdime çare, olmadın ayrılık?...
Yürekteki yangını söndüremedin,
Yanan ateştin, kor ettin ayrılık…

Memdoğlu...

5 Eylül 2017 Salı

Sonbahar!...


Göç mevsimidir,..
Şaha kalkma, koş küheylan!...
Yüreğimin ne son-baharı,
Ne de "göç"ü son buluyor...?

Hazan mevsimidir…
Düşüyor toprağa sararan yapraklar.
Ölüm sessizliği sarmış dünyayı,
Kalp kemale ermemiş, dökülmüyor günahlar…

Hüznün sembolüdür…
Yaprağın dalından,
Sevgilinin yârinden ayrıldığı vaktin adıdır
Sonbahar...

Vuslat zamanıdır...
Kalplerin birbirine aktığı,
Ebedi kavuşmaların adıdır Sonbahar…
Son-Bahar…

Memdoğlu...

10 Haziran 2016 Cuma

Yine Ayrılık!...

Gün geçtikçe,
Saç ve sakallımdaki aklar çoğalıyor,
Yüzümdeki çizgiler daha da belirginleşiyor.
Bakışlarım donuk ve yorgun, derin ve bitkin…
Yapraklarım çoğaldıkça, söğüt ağacı misali
Omuzlarım düşüyor, dallarım kırılıyor…
Ne de çok canım yanıyor.
Gözlerimden dökülen yaşlarla birlikte,
Kirpiklerimin ıstırabı da artıyor…


Acı bir tebessümle yolcu ettiğim,
Yüreğimdeki yaralar hiç iyileşmeyecek gibi.
İki kaburgamın arasına saplanan okun acısı, 
Yavaş yavaş, bedenimi ele geçiriyor.
Ve yüreğim pare pare…
Can eriyor,
Can’dan bir parça kopuyor,
Tıp da bizim gibi çaresiz…
Yani dostlar!
Allahüâlem.
Vakit de vuslat da yaklaşıyor…

Memdoğlu

27 Ocak 2016 Çarşamba

Ey Koca Çınar!...



Ey Koca Çınar!
Aşk nedir bilir misin?
Gönül ile sevdanın atıştığı,
Dil ile kalemin buluştuğu bir araftır "aşk".

Ey Koca Çınar!
Sevda nedir, bilir misin?
Yüreğini hapsedip, üzerlerine prangalar vurduğun;
Dipsiz bir kuyuya isyanıdır sevda...


Ey Koca Çınar!
Hasret nedir, bilir misin?
Can yakan, yürek burkan; maşukunun kalbine yuva yapan;
Kanadı kırık, minik bir kuşun çaresizliğidir hasret...

Ey Koca Çınar!
Dik dur, eğilme!
Yaprakların dökülmesin!
Çünkü dökülen her yaprakta
Çocukluğum, heyecanım, mutluluğum, yalnızlığım, hüznüm
Ve çaresizliğim gizlidir.

Dik dur ey Koca Çınar!
Şu esen sert rüzgâra karşı yıkılma, dik dur!
Köklerinle sımsıkı sar toprağı,
Kolların semaya uzansın gölgeliğim olsun…

Memdoğlu...