dert etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dert etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2019 Cuma

Ayrılık!...


Gönül-hanemiz şenlendi, şükürler olsun.
Büyüttük, kokladık, evlat ayrılık…
İbretle baktık biz bu dünyaya. 
Geldik, gördük, gidiyoruz ayrılık…

Bülbüller konardı gamzelerine…
Ansızın geldin, çattın ayrılık.
Yâr diye inledim, bekledim durdum.
Sundun acı şerbetini, içtim ayrılık…

Gözlerin âlem’deki pencereydi…
Kör ettin, kararttın, elem ayrılık…!
Sonu vuslat mı bilemedim?
Rüzgâr olup estin, kırdın ayrılık!

Mum gibi erirken hasretinle ben…
Pervanem oldun, döktün ayrılık.
Kalbimde yeşeren sevgi çiçeğimdin.
Sararttın ruhumu, kuruttun ayrılık…

Ölüm kavuşmaktı, belki de…
Derdime çare, olmadın ayrılık?...
Yürekteki yangını söndüremedin,
Yanan ateştin, kor ettin ayrılık…

Memdoğlu...

13 Aralık 2017 Çarşamba

Yetmedi mi?!...

Ey benim derd-i derunum!...
Bilmez miydi, bilirdi de?!...
“Kim bilir?” dedi o gülzâr-ı lâl!…
O derunî bakışlar, o sükutlar arkası!...
Ahh û feryad-ü fîzar!...
Yetmedi mi?!...

Ey benim gül-i efruzum…!
Lâl olmuş yüreğe hayat veren,
Lâl olan yürekte, “lâl-ü ebkem” olan kalptir…
Sevda “sessizlik”ti belki,
Ömür; “lâl” olan o yürekti…

Ey benim gül-i ruhsarım?!...
“Kalem kimi yazar!?” dersin?!…
Kalem sözü yazar, gülü yazar, gönlü yazar.
Yazar, yazar, yazar…!
Hele bir de o “sev”dası var ya!...
İşte! En güzel de onu yazar…

Ey benim ârâm-ı dilim
Bir yanın mavi, bir yanın kızıl…
Bir yanın cenup, bir yanın şimal…
Kâh, deniz gibi kabarıp coştun…
Kâh, bad-ı hazan olup, hüznüme hüzün kattın…
Yetmedi mi?!...

Ey benim derd-i derunum!...
Sinen de sakladıkların yetmedi mi?...
“Ruh-i revan”ım deyip,…
Giydirdin ateşten gömleği!...
Ne kor edip erittin, ne su olup söndürdün?!...
Yetmedi mi?!...


M. Memdoğlu…

5 Ekim 2017 Perşembe

Derdim!...

Ah derdim! 
Ahh, derdim!
Kim derdi ki gül'e derdin?
Yarama tuz basmayın!
Derdim(i) bir tek, Yâr'a derdim...


Her insanın var bir derdi...
Kiminin gam, kiminin gam-sız derdi.
Yüreğimin ne dağlara, ne de okyanuslara derdi...
Derdini, sadece kelimelere yüklerdi...


Gül derdim!
Hiç olmazsa gül, derdim!...
Derdimin dermanı, gül derdim...
Yâr bana: "Gül bahçesinde, gül" derdi...
"Gül bahçesine girince,
Sadece gülü der", derdi...
Yârim: “Derdin nedir?” derdi…
Ama derdimi de bilirdi!..
Ve “gül, derdini söyle(ye)mez ki” derdi?...
Çünkü "gülün bülbüle, bülbülün güle” derdi…

Peki derdi olan neylesin, derdim?
"Dert ne kadar büyük olursa olsun,
O derdi verenden büyük değildir” derdi…
Meğerse “dertsiz aşk”, “aşksız dert”,  olmazmış…
Ben derdimi seviyorum...
O da bizi sever mi? 
Derdim…

Memdoğlu…

12 Nisan 2017 Çarşamba

Kırgınım!...


Kelâmımın karşılıksız bırakılışına,
Ettiğim tebessüme, zehirli ok atılışına,
Kalbimdeki sevginin hayalde kalışına
Bıraktığım değerlerin yok edilişine kırgınım...

Kırgınım!
Kokladığım gülün yaprak döküşüne,
Tutmaya çalıştığım elin ters dönüşüne,
Aldığım nefesin ciğerimi yakışına,
Derdimin dermansız bırakılışına kırgınım...

Kırgınım!
Yalancı baharın yeşermesine,
Düştüğüm zindana güneş doğmamasına,
Günümüz insanının dilsiz oluşuna,
Yüreğime düşen ateşin sönmeyişine kırgınım...

Kırgınım!
Masumiyetimin kanat çırpınışına,
Çektiğim acıya seyirci kalınmasına,
Verdiğim selamın alınmayışına,
Dost bildiklerimin düşman oluşuna kırgınım...

Kırgınım!
Liyakat mefhumunun kayboluşuna,
Vicdanların şifreli kasalara konulmasına
Mazlumun feryadının duyulmayışına…
Adaletin "terazisiz" bırakılışına kırgınım...

Memdoğlu...

18 Nisan 2015 Cumartesi

Dikenin Derdi...


Diken’di…
Görüntüsü ve şekliyle hasedin simgesi,
Acıyla dökülen gözyaşı damlası…
Gül sevenleri acıtsa da
Gül, dikenine gülerdi.
Güle olan aşkından,
Diken, gülü koklayanı,
Desteleyeni kıskanır, onları incitirdi.
Gül’dü…
Rüzgârın önünde raks eden inci,
Kokusu ve rengiyle çiçeklerin sultanı…
Gül, dikenle beraber olduğu için
Hem ağlar, hem de gülerdi.
Dikenin sayesinde, hoş kokular saçar,
“Gülmeyi de ağlamayı da dikenden öğrendim” derdi.
Diken, acı verse de gül dalında olduğundan...
Haliyle, karakteri ve tabiatı “gül” kokardı.

Mevlânâ; “Gül o güzel kokuyu,
Diken ile hoş geçindiği için kazandı” derdi.
Âşık ta “derdim var” derdi
Oysa gülün bülbüle, bülbülün güle derdi
“Olur mu?” demeyin!
Dikenin de vardı bir derdi.
Hem de ta derinden
Derdini de sadece “gül”e derdi.
“Gül deste, gül deste
Güllerin gülü, güldeste
Gül, En Sevgili’yi hatırlatıyor
Kâinatın Gül’ü, güldeste” derdi…


Memdoğlu...