ömür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ömür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2021 Pazar

Ömrün Hazanı!..

Neylesin baharı, boyun bükmüş gonca gül.

Eserse bad-ı saba, dile gelir mi bülbül?

Yarım kalmış hayaller, şiire benzer sevmek.

Aşk girmemiş gönülde, sevda bir kuru ekmek.

 

Bülbül ki figan içre, güle olan aşkından.

Bir sitem, bir yangın, yükseklerin harından…

Derdi aşk olanın devası yetmez ki güle.

Ecelin boynu bükük, önce; şu ölüm öle.

 

Ötmesin artık bülbül, gayrı sükût eylesin

Çeker derdi çileyi, çekmeyene ne desin?

Ömrün hazanıdır, bir daha açar mı gül?

Aşkın şifası Hakk’tan, figan etmesin bülbül…


Memdoğlu… 

1 Kasım 2020 Pazar

Sonbahardı Adım!..

Ömür kokardı gözlerin.
Baktıkça!..
Uçmak için turnalar gibi kanatlanırdı yüreğim…
Sessiz çığlıklara dönüştü.
Arş duydu, sen duy(a)madın.
Sır oldu yitik sevdam.
Şiirlere gizledim seni,
Gül buldu, sen bul(a)madın.
Karardı yüreğimin al gülü…
Dikeni miras kaldı ellerimde.

Bak!..
Eylül de geldi.
Eylülde de gelmedin…
Ondandır işte acım.
Güz sancısı çekiyor ruhum.
Hazan mevsiminde düştü içime cemre.
Hüzündendir rengim
Ekimde titrer, kasımda ağlar hayallerim.
Sonbahardı adım.
Evet, ayrılık mevsimi,
Sonbahar benim adım.
Son-bahar!..

Memdoğlu…

16 Ağustos 2020 Pazar

Dem!...


Bu gece,
Kimi zaman okşuyor,
Kimi zaman sahili dövüyor dalgalar.
Firakın buruşturuyor kalbimi
İliklerimi üşüten…
Gecenin ayazı değil, hasretin ayazı…


Güz erken mi geldi, ne?
Hazan mevsiminin aceleciliği
Ürpertiyor yüreğimi.
Senenin sonbaharı ile
Ömrün sonbaharı dem, deme…

Üzerine yağmur çiselemiş
Narçiçeği gibi gözlerim.
Ölüm ile hayat iklimi…!
Dik yamaçlar ve yalçın kayalıkların
Kesiştiği son kavşakta.
Bedenimi kuşatan gölge,
Vuslatın uzun gölgesi…
Dem, bu dem!...

Memdoğlu…

24 Ocak 2018 Çarşamba

Sessiz Çığlık..!


Ellerim toprak kokardı, saçlarım yağmur…
Hasretim sen, sensizlik hüzün,…
Gözlerim ayrılık, ayrılık ise acı kokardı…
İçimde “sessiz” bir fırtına kopuyor, duyabildin mi?!...

Yüreğimin sessiz çığlığıydı, gözlerinde gördüğün…
Hissettiğin şey,…
Sen’de ki ben, bende ki Sen’din…

Yazmak istedim, yazamadım…
Sebep mi?...
Kalemim, “eksik yazarım” diye yazmaktan korkuyor…
Kâğıt, “bu yükü taşıyamam” diyerek izin vermiyor…
Yüreğim mi?...
O da yazma, bende kalsın, bende hayat bulsun diyor!…

Ey Yâr!...
Sen yazıl(a)maz, yaşanırsın…
Bırak umutsuzluğu, hüznü ve kederi…!
Gözlerinden süzülenler yüreğime aksın…
“Sessiz çığlıklarım” ile yankılansın...

Memdoğlu...

13 Aralık 2017 Çarşamba

Yetmedi mi?!...

Ey benim derd-i derunum!...
Bilmez miydi, bilirdi de?!...
“Kim bilir?” dedi o gülzâr-ı lâl!…
O derunî bakışlar, o sükutlar arkası!...
Ahh û feryad-ü fîzar!...
Yetmedi mi?!...

Ey benim gül-i efruzum…!
Lâl olmuş yüreğe hayat veren,
Lâl olan yürekte, “lâl-ü ebkem” olan kalptir…
Sevda “sessizlik”ti belki,
Ömür; “lâl” olan o yürekti…

Ey benim gül-i ruhsarım?!...
“Kalem kimi yazar!?” dersin?!…
Kalem sözü yazar, gülü yazar, gönlü yazar.
Yazar, yazar, yazar…!
Hele bir de o “sev”dası var ya!...
İşte! En güzel de onu yazar…

Ey benim ârâm-ı dilim
Bir yanın mavi, bir yanın kızıl…
Bir yanın cenup, bir yanın şimal…
Kâh, deniz gibi kabarıp coştun…
Kâh, bad-ı hazan olup, hüznüme hüzün kattın…
Yetmedi mi?!...

Ey benim derd-i derunum!...
Sinen de sakladıkların yetmedi mi?...
“Ruh-i revan”ım deyip,…
Giydirdin ateşten gömleği!...
Ne kor edip erittin, ne su olup söndürdün?!...
Yetmedi mi?!...


M. Memdoğlu…