zemheri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zemheri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2020 Çarşamba

Neydi Hayat!?.



Neydi hayat!?.
Bir çocuğun salıncakta sallanması gibi…
Bazen hızlı bir kaçış, bazen sessizce ağlayış…
Bazen tutsak bir âşık, bazen gökte süzülen bir kuş…
Ne kadar sıkı tutabilirsek ipleri!..
O kadar sağlam ve güzel yaşamaktı hayat…


Neydi hayat!?.
Sonu meçhul bir yolculuğa çıkar gibi…
Kimi zaman kavuşma, kimi zaman ayrılık…  
Bazen söylenmemiş bir şarkı, bazen sadece hayâl…
Yokluk gam, varlık kedere düçar iken!...
Hüzünlü bir ney taksimi dinletisiydi hayat…

Neydi hayat!?.
Bir tırtılın kozadan ipeğe dönüşmesi gibi…
Bazen gizemli bir sır, bazen girift bir bilmece…
Kimi zaman dua, bazen yürekten bir yakarış…
Günleri sayılı olan ömrümüzü ziyan edip!...
Tükettiğimiz sermayemizdi hayat…

Neydi hayat!?.
Zemheri ayazında yalın ayak dolaşmak gibi.
İftira kadar acı, adalet kadar müşfik…
Örümcek ağı kadar güvenli, bir o kadar riskli…
O’nun rızası için sevemesek de birbirimizi!?
Doğum ile ölümü bir arada yaşamaktı hayat…

Memdoğlu…

24 Ocak 2016 Pazar

Azizim!...



O bakışlar ki!...
Zemheri şafağında okunan ezanların,
Âleme dokunuşu gibi,
Ruhumuza dokunuyor Azizim...

O kirpikler ki!...
Yayından fırlayan ok gibi,
O ıssız limanı süsleyen,
Açmaya amade gül goncasına hasret bülbülü yaralıyor…

Ve hilâl gibi kıvrılan o kaşlar!...
Sadece ruhumu değil,
Yaralı yüreğimden kırık kalemime damlayan
Kelimeleri de esir alıyor Azizim...

O gözler ki!...
Gönül gülşenine sevgiden köprüler kurup...
Bakışlarında hüzün çiçeklerini barındıran,
Issız limanın adıdır Azizim...

Memdoğlu...