Kainat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kainat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2021 Pazartesi

Gül!..


Gül dedim…
Sen bir gülsün,
Dalından koparılmış gül gibi,
Hüzün çökmesin gülyüzüne.
Gül ki gözlerin de gülsün.
Gülemezsen gül deremem,
Gül de veremem.
Derdimin dermanı, gül!..
Gül dedim.
Gül işte, gül…

Gülüver ki!..
Gül tutmamış eller de gül versin,
Gülüversin.
Gül ki gönüllere dokunsun tebessümün.
Gül ki yeryüzü kıskansın.
Gül ki kâinat bir daha gül olsun,
Sen gibi gül koksun.
Gül hadi!..
Ne olur, gül…

Memdoğlu…

1 Haziran 2019 Cumartesi

Her Şey Sen'i Hatırlatıyor..!


Deniz maviyi, mavi gökyüzünü…
Gökyüzü martıları, martılar özgürlüğü…
Özgürlük var olmayı, var olmak yok’luğu;
Yok’luk Sen’i, Sen her şeyi…
Her şey, yine Sen’i hatırlatıyor.

Gül bülbülü, bülbül figanı…
Figan ayrılığı, ayrılık ölümü,
Ölüm toprağı, toprak anneyi
Anne cenneti, cennet Sevgili’yi
Sevgili, sevgiyi ve şefkati hatırlatıyor.


Kâinat güzelliği, güzellik sanatı
Sanat sanatçıyı, sanatçı yapıyı,
Yapı ustayı, usta yolculuğu…
Yolculuk dostu, dost vefayı…
Vefa, ahde vefayı, ahde vefa Sen’i hatırlatıyor.

Ağaç çınarı, çınar tarihi,
Dal kardeşi, kardeş birliği,
Birlik gücü, güç adaleti…
Adalet eşitliği, eşitlik hakkı
Hak O’nu, O; tevhidi hatırlatıyor.

Günbatımı yıldızları, yıldızlar ışığı,
Işık geceyi, gece karanlığı…
Karanlık mumu, mum aydınlığı,
Aydınlık kalbi, kalp Yâr’i
Yâr ise kavuşmayı, vuslatı hatırlatıyor….

Memdoğlu…

28 Aralık 2015 Pazartesi

Yorgunum...


Kalemimin mürekkebinden dökülen kelimeler sayısınca...
Gece karanlığında
Gökyüzünden ayrılıp yere düşen yıldızlar kadar...
Yorgunum...

Gözleri yolda, kalbi yasta,
Yar’dan haber bekleyen âşıklara mektup götürmek için çırpınan
Postacı kuşlar kadar...
Yorgunum...

Ormanlardaki vahşi avcılardan kaçan yaralı bir ceylan gibi…
Ve ağaç dallarından usulca yere inen yapraklar misali...
Yorgunum…

Ocak başında elinde çekiç, ateşin yumuşattığı demire şekil veren...
Sabırla, aşkın hallerini işleyen demir ustaları kadar…
Yorgunum…

Rotasında ilerlemeye çalışan seyr-ü seferdeki sefineler gibi…
Sürgün yemiş, rıhtımda bekleşen umut yolcuları “Alan”lar kadar...
Yorgunum...

Memdoğlu...

15 Temmuz 2015 Çarşamba

Masal!...

Sözcüklerim yetmiyor uzaklara…
Her biri, binlerce kilometre mesafeye kanat çırpan kuşların kanatlarında seyr-i âlemi aşan kelimelerimin varabileceği son nokta,
Saçlarının tek telinden ibaret...

Kâinatın, mozaik edasıyla neşrettiği tüm ahengi, bir dalgıç misali gün yüzüne çıkarmanın haklı gururunu yaşarken sıfatlarım,
Seni görünce, gerisin geriye atıyor adımlarını.
Gülümsemenin peşi sıra, küçülüp, nokta halini alan bir çift ışık huzmesinin üzerinde oluşturacağı tahribatı biliyor çünkü?

Seni anlatabilmek gibi ağır bir yolu arşınlayıp, vuslata ereceği iddiasını savururken etrafına,
Yirmi dokuz harfin oluşturabileceği tüm kombinasyonların adının ilk harfine kâfi geldiğini fark edince,
Birer birer düşüyor süngüler; ağır yenilgiler alarak…

İçerisinde, herhangi bir yerinde, bir mısrada, bir harfte…
Noktada bile olsa, seni tarif edebilme avuntusu, kendini imkânsızlığın tesellisinde buluyor her seferinde.

Var olduğun düşüncesi,
Yokluğunun kıyametinde eridi eriyeli sükûtun gölgesinde tazeliyor sabahlar...
O gölgelik ki doğan günün hükümsüzlüğünde geçirilen saatler boyu,
Boylu boyunca uzanan kumsal…
Ve sen!
Gerçeği binlercesine kâfi gelen bir masal!

Masal!…

Memdoğlu...


12 Aralık 2014 Cuma

Ben İnsan (mıy) ım?

Hiç düşündün mü?
Ben kimim ve neyim?
Kâinattaki eşsiz bir güzellik…
Ve bu muhteşem güzelliğin sahibi,
O Yüce Mimar’ın eseri, eşref-i mahlûkat.
Evet, en şerefli mahlûkat…
Peki,
Bu “şerefi” muhafaza edebiliyor muyum?
Allah’ın nazargâhı olan kalbi,
Rahmani yönde kullanmayan;
Nefis ve şeytana esir düşmüş bir zavallı…
Dünya lezzetlerine doymayan,
Kendi neslini, yaşadığı dünyayı yok eden,
En vahşi yaratıktan daha vahşi bir canlı

Bencilliğine ve arzularına yenik düşmüş,
Kibir ve hırsının kurbanı,
İşkence yapmaktan zevk alan,
Silahların mucidi, savaşların müsebbibi
Yeryüzünün katili bir canlı…
Yani insan.
Söyleyin?
Ben kimim?
İnsan(mıy)ım, neyim ve
            Nereden geldim, nereye gidiyorum?

Memdoğlu...