4 Nisan 2020 Cumartesi

Neredeydin!?...


İnce ve narindirler…
Laleler gibi…
Boynu bükük olur şiir yüreklilerin.
Kalplerinde hep hüzün vardır.
Mevsim, mevsim açar…
Kulakları sağır edecek sessizlik içinde,
Derununda yaşarlar her şeyi…
Çok severler en Sevgili’yi.

Ah be rüzgâr!..
Estin yine…
Kadife gibi, ipek gibi dokunarak…
Bilmez misin!?
Dokunduğun ten susuz ve ayaz…
Buz, gam oldu…
Neredeydin?
Ne durdurdu seni?

Bak artık mevsim kış…
Baharda zambaklarla, çiçeklerle gel
Gel ki!...
Güneşe sevdalı ayçiçeği kıskansın seni…
Gel işte gel, sen hep baharda gel!...
Çiğdemlerle…
Lalelerle…
Dervişlerle…
Güllerle…
Sevgili’nin kokusuyla gel!
Gel ki!?...
Yeryüzü kıskansın seni…

Memdoğlu…

23 Mart 2020 Pazartesi

Yürek İşte!...



Yürek işte…
Durur mu!?
Hüzünlü melodilerde,
Siyah beyaz tay misali…
Özgür ve asilce…
Yağmura, rüzgâra, geceye karşı…
Kıskandırırcasına
Bütün engellere başkaldırırcasına…
Türkü olur, hasret olur,
Sevdanın cilveleriyle;
Mana bulur kelimelerde.
Coştukça koşar…
Koştukça coşar…
Yürek işte…

Memdoğlu…



3 Mart 2020 Salı

Lütfeyle!...


Yağmurlu bir geceydi…
Bulutların saçaklarına takılmıştı yıldızlar.
Hasretin sokaklarında ararken seni.
Kimi aralıklı, kimi kapalıydı kapılar…
Kimliğine el konulmuş mülteci kalbim,
Çaresiz ve kimsesiz…


Okşuyordu yüzümü rahmetin damlacıkları.
Sığınmıştı rüzgârın koynuna hüznüm.
Yağmurda ıslak gözlerin,
Rüzgârda amberin kokun…
Bırak sevgili, bırak da!…
Tebessümünde demlensin yorgun ruhum...
Lütfeyle…!

Memdoğlu…

25 Şubat 2020 Salı

Ceylan Gözlüm!...

Vakit gece yarısı…
Yine uyku tutmuyor.
Yaram kanıyor, kalbim çırpınıyor.
Yürek ateşlerde…!
Sıtmaya tutulmuş gibi bedenim.
Kırıldı kolum kanadım, düştü iki yanıma…
Devam ediyor yalnızlığım…

Sesleniyorum sana!...
Ama sen yoksun.
Sadece senin hayalim ceylan gözlüm!...
Senin hayalin.
Bunca acı ve keder içinde,
Hayalin akıp gidiyor gözlerimin önünden…
Az da olsa serinliyor yüreğim…  

Hatırlıyor musun ceylan gözlüm!?...
Ayrı geçmezdi hiçbir günümüz.
Oğlak ve kuzularımızı birlikte otlatır,
Erik ağacının gölgesinde yerdik yemeğimizi…
O erik ağacı da yok artık….
Orası da kurumuş, yapayalnız kalmış.
Bir tek!...
Senin hayalim ceylan gözlüm!…
Senin hayalin…

Memdoğlu…

14 Şubat 2020 Cuma

Yürek Yangını!...


Dışarıda kar, üşüyor memleketim…
Şahit olsa betondan yıkık duvarlar,
Seni anlatacak dil suskun…
Gülse o çocuksu gözler…
Gök kubbeyi saracak yürek yorgun…
Hayale dursa beyaz kardelenler,
Tebessümünde hüznün, acının izleri saklı…


Rüzgârda saçları uçuşan çocuk!...
Ninniler ağıtlara açmış kucağını…
Bir bir koparıldı kirpiklerinde açan çiçekler
Damladı toprağa uçurtmadan hayaller…
Sessizdi ay ve gece, telaşlıydı yıldızlar.
Yürekte bir fırtına, sancılıydı ruh
Ayaklar altındaydı, yeşermedi masumiyet...

Yaşayamadı çocukluğunu…
Özlem duydu maziye!...
Özgürlüğe olan sevdası!...
Yâr’e olan hasreti miydi bilinmez!?...
Alev alev yanıyordu yüreği…
Odayı ısıtan yürek yangını!...
Isıtır mıydı dünyayı?...

Memdoğlu…

7 Şubat 2020 Cuma

Hep Şendi Evlerimiz!...


Eskiden ahşaptandı hane kapılarımız…
Eksik olmazdı misafiri,
Hep şendi evlerimiz.
Mutlu olunca anne ve babalarımız,
Çocuklar gibi sevinir…
Sonsuzluğa kanat çırpardı yüreklerimiz…

Yastık altlarında gül kokulu keseler…
El emeği, göz nuru,
Halılarla süslenirdi duvarlar.
Karanlığı aydınlattığı gibi…
Aydınlatırdı ruhumuzu,
Başköşede asılı duran lambalar…

Tertemiz olurdu misafir odalarımız…
Minareden ezan sesi,
Besmeleyle açılırdı cümle kapılarımız.
Sobada çay, ocak da kaynardı aşımız
Şükür ve kanaat ile…
Bereketlenirdi o fakir sofralarımız…

Şimdi!..
Demirden ve çelikten olsa da kapılarımız!...
Gelmez oldu misafirler,
Mapushaneye döndü hanelerimiz.
Yozlaştırdık kültürümüzü…
İsraf ettik, insanı ve insanlığımızı…

Memdoğlu…

3 Şubat 2020 Pazartesi

Gökyüzüne Sor!?...

Mutlu olunca toprağa…
Üzülünce gökyüzüne bakardı.
Kuşlar ile uçmayı hayal eder,
“Gittiğiniz yere, beni de götürün!?” derdi.
Özgürlüğe uçmak,
Kavuşmak demekti gökyüzü...
Mavi bir düş, turkuaz örtü demekti.
Bulutlar sardığında ise
Hüzün ve gözyaşı demekti gökyüzü.

Bakarken gözlerime!..
“Toprak gibi
Bağrında ne çok giz barındırıyorsun!?” dedi.
Karanlığa müebbet ruhuma,
Aydınlığı göremeyen gözlerime,
Işık olur musun dedim?
“Bana değil, yüreğine sor?” dedi.

Gece,
Yıldızlara ve aya koynunu açan gökyüzü!
Gündüz güneşe muhtaç,
Bu yürek gözlerine.
Ey gözleriyle gökyüzünü kıskandıran sevgili!
Ay ve yıldızları kabul ettiğin gibi
Çocuksu hayallerimi de kabul eder misin?

Memdoğlu…