9 Temmuz 2019 Salı

Yırtık Resim!...



Dün akşam…
Bir kez daha seni andım ahu gözlüm!…
Duyarsın diye seslendim…
Ürkek ve utangaç bir edayla
Pencereme göz kırpan,
Hilâl ile sana selam gönderdim…


Hasbihal ettik…
Dertleştik albümdeki yırtık resminle.
Şimşek çakan o gözlerinden,
Merhamet yağan bakışların,
Kurumaya yüz tutmuş ruhumun yapraklarına
Can suyu oldu…

Gonca zülüflerin…
Hasretinden kora dönen yüreğimi serinletti.
“Yordular mı?” dedin, tebessüm ettim sadece…
Perdeme konan kelebek de eşlik etti sohbetimize.
O da yorgundu bizim gibi…
Işığa kanat çırpmaktan…

Memdoğlu…

14 Haziran 2019 Cuma

Ayrılık!...


Gönül-hanemiz şenlendi, şükürler olsun.
Büyüttük, kokladık, evlat ayrılık…
İbretle baktık biz bu dünyaya. 
Geldik, gördük, gidiyoruz ayrılık…

Bülbüller konardı gamzelerine…
Ansızın geldin, çattın ayrılık.
Yâr diye inledim, bekledim durdum.
Sundun acı şerbetini, içtim ayrılık…

Gözlerin âlem’deki pencereydi…
Kör ettin, kararttın, elem ayrılık…!
Sonu vuslat mı bilemedim?
Rüzgâr olup estin, kırdın ayrılık!

Mum gibi erirken hasretinle ben…
Pervanem oldun, döktün ayrılık.
Kalbimde yeşeren sevgi çiçeğimdin.
Sararttın ruhumu, kuruttun ayrılık…

Ölüm kavuşmaktı, belki de…
Derdime çare, olmadın ayrılık?...
Yürekteki yangını söndüremedin,
Yanan ateştin, kor ettin ayrılık…

Memdoğlu...

1 Haziran 2019 Cumartesi

Her Şey Sen'i Hatırlatıyor..!


Deniz maviyi, mavi gökyüzünü…
Gökyüzü martıları, martılar özgürlüğü…
Özgürlük var olmayı, var olmak yok’luğu;
Yok’luk Sen’i, Sen her şeyi…
Her şey, yine Sen’i hatırlatıyor.

Gül bülbülü, bülbül figanı…
Figan ayrılığı, ayrılık ölümü,
Ölüm toprağı, toprak anneyi
Anne cenneti, cennet Sevgili’yi
Sevgili, sevgiyi ve şefkati hatırlatıyor.


Kâinat güzelliği, güzellik sanatı
Sanat sanatçıyı, sanatçı yapıyı,
Yapı ustayı, usta yolculuğu…
Yolculuk dostu, dost vefayı…
Vefa, ahde vefayı, ahde vefa Sen’i hatırlatıyor.

Ağaç çınarı, çınar tarihi,
Dal kardeşi, kardeş birliği,
Birlik gücü, güç adaleti…
Adalet eşitliği, eşitlik hakkı
Hak O’nu, O; tevhidi hatırlatıyor.

Günbatımı yıldızları, yıldızlar ışığı,
Işık geceyi, gece karanlığı…
Karanlık mumu, mum aydınlığı,
Aydınlık kalbi, kalp Yâr’i
Yâr ise kavuşmayı, vuslatı hatırlatıyor….

Memdoğlu…

6 Mayıs 2019 Pazartesi

Bir Bahar Gecesi!...


Gün çoktan bitmiş…
Bahar henüz tasvirlerini göstermeden,
Yağmur yağmaya başlamış…
Geceye, yine hüzün çökmüştü…

Yağmur dindiğinde!…
Körfezin durgun sularına,
Bulutların arkasından çıkan hilalin,
O eşsiz görüntüsü yansımıştı…

Deniz tefekkür halinde,
Rüzgâr, hasreti terennüm ediyordu…
Sazlıklar kıyama durmuş,
Kuşlar, O’nu anmakla meşguldüler…

Hilal ellerimi tutmamış…
Güneş dünyamı aydınlatmamış…
Körfez yalnızlığımı gidermemiş…
Ruhumun kışı sona ermemişti…

Memdoğlu…

11 Nisan 2019 Perşembe

Ruhun Baharı!...


Yeni güne, hüzünle “merhaba” diyor bulutlar…
Körfezin kesif kokusunda geziniyor sandallar.
Hatırladıkça gözlerini!..
Rıhtıma değil…
Kalbime vuruyor hırçın dalgalar.

Yine sel gibi…
Limandan sokaklara akıyor insanlar.
Gökyüzünde süzülürlerken, çığlık çığlığa martılar…
Sevilen yüreklere,
Vadilere kanat çırpıyor kuşlar…

O muhteşem görünümleriyle baharı müjdeliyor,
Çiçeğe dönüşmüş rengârenk tomurcuklar.
Ah görebilseydi keşke!..
Sevgilinin gülüşünden utanır,
Çaresiz kalırdı leylaklar.

Sahi ya!..
Ölüm de çiçek açar mı ki?..
Bedenin son baharı da olsa,
Ruhun!..
Sevgiliyle buluşmasıydı ilkbahar…

Memdoğlu…

1 Nisan 2019 Pazartesi

Âşık!...


Seslenmez, ses veremez hakiki âşık.
Lâl’dir o.
Darda kalsa da zoru yoktur.
Görmez karanlığı, hep aydınlıktır kalbi,
Gündüzü ve gecesi.

Yarası, sadrına mektup yazdırır.
Hayat ile ölüm arasındaki yolculuğun,
Tek delili bilir dârül kabristanı.
Faniliğin sefasını değil,
Cefasını çeker âşık.

Terennümüdür…
Eşlik etse de ruh haline gözleri,
Derûnundaki "acı"lara, tercümanlık eder gözyaşları...
Keşfe kâfidir kalbindeki sırları âşığın,
O mahmur, sessiz ve mahzun bakışları…

“Yâr!” derken, incinmez incitenden…
Tefekkür ile tevekkül edip,
Sığınır Rahmeti Rahman’a.
Açmaz sırrını, mahremin derin sükûtunu…
Ölse de…!
O hâl üzere yaşar âşık...

Memdoğlu…

4 Mart 2019 Pazartesi

Nev-i İnsan!...

Heyhat! 
Adalet terazisi bozulmuş,
Vicdanlar cüzdan aralığına hapsolmuş.
İnsanlık ayaklar altında, ahlak yozlaşmış,
İdrak ve izan bizden uzaklaşmış.
Aydınlık olsa da dünya…
Hamasî nutuklar, kalpleri karartmış.


Saatler geçse de zaman durgun, akmıyor!
Bin bir çiçeğe rağmen, toprak hayâ ediyor.
Gökyüzü hüzünlü, güneş ışık saçmıyor,
Hava puslu, rüzgâr elemli esiyor.
Zira insan suretindeki bedenler…
Yine sağır ve sessiz... 
Yine dilsiz, susuyor.

Hani, kimden gelirse gelsin haksızlık,
Bizden uzak olacaktı, zillet ve alçaklık.
Tavrımız “Hak”tan yana, hep adil olacak,
Zulme karşı, mazlumun cenahında duracaktık.
Nerede kaldı vefa, ahde vefa?
Ne oldu birliğimize?
Biz böyle mi olacaktık?

Memdoğlu…