19 Şubat 2021 Cuma

Yâri Severken Ölmek!..

Mevsimsiz yaprak döktü ağaçlar.

Simalar sert, soğuk ve soluk…

Sokaklar ıssız,

Her günüm ayaz.

Gözleri nemli, yas tutuyor sema.

Hüzün çökmüş yüzüne gülün,

Acı damlıyor dalından.

Eserken,

Ayrılık kokuyor seher yeli.

Müşfikçe sayıyor toprak,

Gelen ve gidenleri…

 

Her kalbe nasip olmaz!..

Yâr’i severken ölmek.

El eliyle değil,

Yâr diliyle şükür yara’m.

Baharı hep yalnızlık,

Mevsimi yoktu aşkın.

İnsan ki!?.

Var olan bir hiç’ken,

Yok, hükmünde bir var’lık.

Yar elinden bir nida.

Vuslat yakın, muhakkak!..

 

Memdoğlu…


12 Şubat 2021 Cuma

Ne Bilsin!?.

Gam çekmeyen gönül ne bilsin?
Elif’in hali, Vav’ın ah-valinden…
Aşk acısı tatmayan yürek ne bilisin?
Firakın ateşi, vuslatın lezzetinden.

Hû demeyen kalp ne bilsin?
Karanlık görünen gecenin aydınlığından.
Yâre kilim olmamış gönül ne bilsin?
İlmek ilmek dokunup, kördüğüm olandan?

Sevgiliyi anmayan rüzgâr ne bilsin?
Toprağın hüznü, semanın sancısından.
Şafakta gökyüzüne bakmayan ne bilsin?
Sadırlara damlayan o rahmet iksirinden…

Memdoğlu…

7 Şubat 2021 Pazar

Ömrün Hazanı!..

Neylesin baharı, boyun bükmüş gonca gül.

Eserse bad-ı saba, dile gelir mi bülbül?

Yarım kalmış hayaller, şiire benzer sevmek.

Aşk girmemiş gönülde, sevda bir kuru ekmek.

 

Bülbül ki figan içre, güle olan aşkından.

Bir sitem, bir yangın, yükseklerin harından…

Derdi aşk olanın devası yetmez ki güle.

Ecelin boynu bükük, önce; şu ölüm öle.

 

Ötmesin artık bülbül, gayrı sükût eylesin

Çeker derdi çileyi, çekmeyene ne desin?

Ömrün hazanıdır, bir daha açar mı gül?

Aşkın şifası Hakk’tan, figan etmesin bülbül…


Memdoğlu… 

1 Şubat 2021 Pazartesi

Vasiyet!..

Sevgiliyle hemhal olup,
Yürekteki yangını harlamaktı özlemek.
Sevgilinin hasretiyle yanıp,
Firak-ı nar ile örtünmekti özlemek.
Özlem gidersin diye!..
Posta güvercininin bileğine bağlayıp,
Sana gönderdim yüreğimi.
Yağmura tutuldu ıslandı,
Hangi dala koydunsa taşlandı.
Hangi suya vardıysa haşlandı.
Oysa taşlanan o değil…
Taşıdığı yürekti.
Haşlanan, içtiği suya değen,
Yüreğimdeki ateşti.

Yük olan sen değil,
Sensizlikmiş, öğrendim.
Ten yarası kabuk bağlar da…
Dil yarası bağlamazmış.
Onu da öğrendim…
Yüreği küserse insan…
Anlıyor ki ölüler ağlamazmış.
Vasiyetimdir!..
Kazdığın çukura değil,
Yüreğine göm yüreğimi.
Sevdan yeşersin diye,
Dua dua ört beni...

Memdoğlu…

23 Ocak 2021 Cumartesi

Gülen Gözlerin!..

Yürekte yaktığın ateşten fazlası yok gayrı.
Bırak!..
Ruhumu rüzgâra sarsın zülüflerin.
Kabuksuz yarama merhem olsun nazarın.
Derdime nazire!..
O mahur, mahmur bakışların.
Bakışların ki!..
Karanlığı aydınlatan ışık.
Gülen gözlerin,
Sıratın üstünde tutan el…


Okursun diye!..
Şiir yazdım gökyüzüne,
Perde oldu bulutlar.
Düşünce trenime binince hayalin,
Canlandı yine tüm anılar.
Teselli oldu.
Sonbahar gibi hüzünlü yüreğimi,
Renksiz bırakıp giden,
O gülen gözlerin…

Memdoğlu…

8 Ocak 2021 Cuma

Kaçıncı Veda!..

Giryan ediyor canım, ötmese de bülbül.
Tek hecelik bilmece, nadide bir gonca gül,
Ne zormuş, onu yüreğinde saklamak.
Sussa da dil, od gibi yakıyor yâri beklemek.

Hasreti yudum yudum yutarken acıyla,
Sessizliğe büründü ruhum, senden uzakta.
Her içtiğim katrede çekilirken içim,
Yeter ki sen dön, yerine ben giderim.



Sararmış yaprak gibiydi aynanın yüzü.
Kırışık kaş altında iki çift gözü,
Emanet ederken, kalbi; kalbe koyana!
“Bu kaçıncı veda?” dedi, sonbahara!..

Memdoğlu...

1 Ocak 2021 Cuma

Hiç’lik Pınarı!..

Can, canana küser mi?
Nice “hiç”lik pınarında,
Canandan vazgeçer mi?
Cananı ateşten kuyuda bırakıp,
“Yok”luk ambarında “var”lık öğütür mü?

Yüreğini gecenin karanlığı kaplarken,
Hayallerinde ûkbayı saklayıp, sayıklar mı?
Can, ‘canım’ dedikçe…
Bağrına basıldığını hisseden canana…
Sırtını döner,
Acılar içinde bırakır mı?

Ömrünü “can”ın ömrüne verirken!..
“Hiç!” olmak için!..
“Var”lığında “yok”luğu arar mı?
Hiç’lik yolunda,
Can, cananı yorar, terk eder mi?
Visale hazırlanırken!..
Azıcık nazına küser mi?

Memdoğlu…