toprak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
toprak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2023 Perşembe

Su Misali!..

Şayan-ı hayret ile

İçinde deniz saklayan o gözlerine bakarken,

Toprağı bahar, kumu yaz, dalgası hazan,

Çakılı ayaz bir dünya dönüyor yüreğimin sahilinde.

Yürüyor ve yüzüyorum; korkusuzca…

 

Hüzün kulaçları köpürüp kabardıkça,

Kıyıdaki  taşlara adını kazıyor acı ve keder;

Su misali…

İstesek de rüyadan uyanmayı, düş misali!..

Ölümdür hayata değer katan,

Toprağa özlem duyan; su misali!..

 

Bir son değil ki ölüm.

Tanımalı, yakından bakmalı, içmeli; su misali.

Başladıkça akmaya,

Şeb-i yelda da vuslatı tatmalı.

Kapansa da göz kapakları,

Ruh da yeşeren gül’ün kokusunu koklamalı;

Su misali!..

 

Memdoğlu...


1 Temmuz 2020 Çarşamba

Hatırandı!...


Hatıralar, hatıralar…!
Nereye baksam, film şeridi gibi…
Yüzümdeki çizgilerde gizlenmiş,
Geçmişteki bugünü arıyor hatıralar…

Ne söğüt, ne gölgesi…
Ne de dallarına kurduğumuz salıncak…!
Yoktu yerinde?
Kapılarını açmış, misafir ediyordu gökyüzü…
O Salıncakta hatıraları…

Geçtiğin yollarda aradım hatıraları…
Kuşların ötüşü, suyun akışında…
Leylağın mavisi, papatyanın sarısında…
Gülümsedi, güneşe meftun solgun papatya.
“Senden öncekiler de aradı, bulan olmadı” dedi.

Güller boyun bükmüş, bülbül ağıtta.
Toprak yine şefkatini esirgememiş,
Bağrına basmış hüznümü.
Yârin kokusuna kuryelik ediyor rüzgâr.
Başını eğmiş, zikir halinde gelincikler…

Gözlerindi yâr, karanlık dünyama ışık olan…
Gölgendi, gölgeme gölgelik olan…
Gamzelerindi, yaralı yüreğime mezar kazan…
Özlemindi, yalnızlığıma hemhal olan…
Hatırandı yâr, yoluma menzil olan…

Memdoğlu…

3 Şubat 2020 Pazartesi

Gökyüzüne Sor!?...

Mutlu olunca toprağa…
Üzülünce gökyüzüne bakardı.
Kuşlar ile uçmayı hayal eder,
“Gittiğiniz yere, beni de götürün!?” derdi.
Özgürlüğe uçmak,
Kavuşmak demekti gökyüzü...
Mavi bir düş, turkuaz örtü demekti.
Bulutlar sardığında ise
Hüzün ve gözyaşı demekti gökyüzü.

Bakarken gözlerime!..
“Toprak gibi
Bağrında ne çok giz barındırıyorsun!?” dedi.
Karanlığa müebbet ruhuma,
Aydınlığı göremeyen gözlerime,
Işık olur musun dedim?
“Bana değil, yüreğine sor?” dedi.

Gece,
Yıldızlara ve aya koynunu açan gökyüzü!
Gündüz güneşe muhtaç,
Bu yürek gözlerine.
Ey gözleriyle gökyüzünü kıskandıran sevgili!
Ay ve yıldızları kabul ettiğin gibi
Çocuksu hayallerimi de kabul eder misin?

Memdoğlu…



26 Haziran 2018 Salı

Sadece Bir Hayal!...



Gün ağardığında!…
Gecenin bütün karanlığına inat, her şey güzel olacaktı…
Çünkü atılan her adım, umudun yolculuğuydu.
Görülen her yeşil, dokunulan her yaprak,
Koklanan her leylak huzur penceresini aralayıp, 
Ruhumuzu saracak, kokusunu bırakacaktı…

Rengârenk kuşların dillendirdiği şarkılar,
Dilimizden dökülen nağmelere heyecan katacaktı…
Kapanan göz kapakları aralandığında!...
Hayat yeni güne yelken açacak, her şey güzel olacaktı…
Çünkü hayat, paylaşılabildiği kadar güzel.
Irmaklardan denizlere dökülen suyun seslendirdiği şiir,

Sisli bir ilkbahar sabahında,
Sonsuzluğa yayılan taze ekmek kokusu,
Rüzgârla birlikte, kokunun en saf halini yeryüzüne yayacaktı.
O ruhta saklı duran!...
Sonu gelmez hayallerimiz gerçekleşecek…
Yaşanan mutluluk, gerçek mutluluk olacaktı...

Yağmur dindiğinde!...
Her damlası dünyamızı temizleyecek…
Temiz bir dünya, aydınlık yarınlar demekti.
Toprağa düşen yağmur damlalarının rayihası,
Bulutların izlerini sürecek…
Gökkuşağına, yıldızlara uzanan bir köprü kuracaktı…

Kuşların göç mevsiminde!...
Umutlarımız vuslata kanat çırpacak…
Olmadı, olmayacak, olamayacak…
“Adaletin” bizden uzak bırakıldığı bu âlemde,
Mutluluktan beslenen bir dünya beklemek!...
Belki de bir hayaldi…
Sadece bir hayal…

Memdoğlu...

13 Nisan 2016 Çarşamba

Mecnun Misali!...


“Dağları delsek ne fayda, okyanusları aşsak ne olacaktı ki?
Çünkü!
Ne dağın arkasında, ne de aşılacak okyanusun sonunda Leyla yok” dedi.
Ve Mecnun misali kalakaldı.
Öylece bakındı etrafına…
Kum fırtınası, yer ve gökyüzünü sarmış gibiydi.
Baktığı halde, 
Sadece kalbini alıp götürenden başkasını görmüyor, göremiyordu.
Oysaki ne fırtına vardı, ne de kum.
Güneş ise bir o kadar berrak ve parlaktı.
“Hani ruhla beden kardeştiler,
İkisi de bir arada hayat buluyorlardı?” diye düşündü…
Aradı ruhunu, onu esir alanı da
O kadar bitap ve yorgundu ki
Uzanıverdi toprak yığınına…

Uyandığında…
Binlerce yaprağın üzerini örttüğünü sanarak irkildi.
Ve uzun uzun bakındı gökyüzüne…
Bir söğüt ağacıydı.
Diğer ağaçların hepsi gökyüzüne el uzatırken,
Söğüt ağacı toprağa eğiliyor, eğiliyordu.
Bir süre düşündü ve bedenine baktı
O da topraktan uzaklaşamıyordu, yorgun ve bitkin.
Anladı ki söğüt ağacının da bir derdi vardı.
İlkbaharda yükü artıyor, arttıkça daha da eğiliyor,
Sonbaharda ise yapraklarını döküp, ayağa kalkıyordu.
O günden sonra hiç ayrılmadı gölgesinden.
Biliyordu ki onun da ruhu gidenin esiri olmuş
Ve bir daha dönmemişti.
“Tıpkı benim gibi, ikimizde yaralı, ikimiz de çaresiz” dedi.
Ve hiç ümidini yitirmeden, bekledi, bekledi, bekledi…
Ta ki söğüt ilkbaharda kuruyana,
Kendisi de sonbaharda toprak oluncaya dek…

Memdoğlu...

29 Ocak 2016 Cuma

Hey Gidi Yalan Dünya!...


Hey gidi yalan dünya!...
Dağına, taşına, toprağına…
Havasına, suyuna, denizine…
Yeşiline, sarısına, mavisine…
Her şeyi sığdırdın da bir yüreği mi sığdıramadın içine?
Yük olan yürek miydi sana?
Yoksa sen miydin yüreğime yük?

Hey gidi yalan dünya!
Özün bir avuç toprakken, sözün neden doyumsuz?
Tespih taneleri gibi akarken parmaklarımın arasından hayat,
Tanelere mi sığdıramadın bir yudum mutluluğu?

Hey gidi yalan dünya!
Gecelerin gündüzlerin,
Rengârenk çiçeklerin de yalan.
Birbirine tutunmuş kar taneleri gibi,
Hem sarıyor, hem üşütüyor
Ve bir damla suyla paramparça oluyorsun.

Hey gidi yalan dünya!
Unuttun mu?
Dönüşü olmayan ayrılıkların var…
Koskoca bir ömür geçti.
Esirgediğin o güzellikler,
Ne sana, ne de bana oldu yar.
Bize kalan yalnızca bir avuç toprak…

Memdoğlu...

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Anne ve Toprak


Anne, toprak gibidir.
Taş atsan da gül versen de
Kalbinde yer açar, barındırır hepsini…
Toprak…
Beşerin baktığı gibi, tepeden bakmaz kimseye.
Gecenin gündüzü örttüğü gibi
Örter insanoğlunun tüm günahlarını.
Anne,
Affeder evladının tüm kabahat ve kusurlarını,
Toprak, dünyadaki tevazunun simgesi
Anne, yeryüzündeki şefkatin göstergesi.
İkisi de mahzun, ikisi de garip…

Memdoğlu...

26 Şubat 2015 Perşembe

Ne Olur...

Cemreler gibi düş yüreğime
Düş ama…
Cemreler gibi gitme…
Ne olur terk etme beni!? 
Soluduğum hava ol…
Çeşmelerden dökülen su ol…
Kusurlarımı örtecek toprak ol…
Ey Can!
Gitme!

Ne Olur.

Memdoğlu...