13 Kasım 2020 Cuma

İncili Kaftan!..

Beden ülkesinin başkentinden vuruldum.
Merhem diye şiirler sürdüm yaralarıma.
Ağlasam ne fayda, gözyaşım ruhuma yudum.
Ben bende değilim; beni “ben”de arama.

Mutluluk, çalılardan bir duvarın ardında.
Gülleri gözlerimde cezbeye gelir.
Dikenleri battıkça kokusu damarımda.
Felç olan yitik sevdam aklıma gelir.

Kıymet bilen kullar yere göğe sığdırmaz.
Oysa o kıymettir kendi asıl değeri.
Ne yere ne göğe gönülden hâl sorulmaz,
İnsan özünde neyse, odur gerçek ederi.

Güneş olsan tepede, ineceksin yine de…
Zirveler kalmak için değil, aşılmak içinmiş.
Yolcusun, yola revan iki günlük gecede.
Pembe incili kaftan, meğer kefen içinmiş.

Memdoğlu…

4 Kasım 2020 Çarşamba

Hiç!..

“Hiç”liğe doğru yol almak, yolun sonundan.
“Hiç” ile hasbihale kulaç atmak,
Müphem melodiler ardından…
Boğulup, müptela olmak.

“Hiç”liklerde “hiç” gibi, “hiç” içinde yok olup,
“Hiç” denilen ateşten hırkayı giydiniz mi hiç?
“Hiç” diyerek, yüreğinize zehirli ok saplandı mı hiç?
Sevgilinin diyarında tekme atıp çakıla…
“Hiç”sizliğe bakarak, gözünüz ıslandı mı hiç?

Hiç, “hiç” diyerek, “hiç”lik denizinde bir “hiç”im,
Akrepten badeler devşirir içim, dediniz mi hiç?..
Hiç, “hiç” diyerek!..
Acınızı ve hüznünüzü perdeleyen gökyüzünü,
Bir kuyuya kapatıp, demlendiniz mi hiç?

İşte!...
Hiç bilmediğim şeylerin “hiç”liğini ararım…
Bir “hiç”in düğümünde, anahtarsız kilidim.
Vur "hiç"i hiçliğime, “hiç”liklerim dokunsun.
“Hiç”in eli kulağında, selalarım okunsun.

Memdoğlu…

 

1 Kasım 2020 Pazar

Sonbahardı Adım!..

Ömür kokardı gözlerin.
Baktıkça!..
Uçmak için turnalar gibi kanatlanırdı yüreğim…
Sessiz çığlıklara dönüştü.
Arş duydu, sen duy(a)madın.
Sır oldu yitik sevdam.
Şiirlere gizledim seni,
Gül buldu, sen bul(a)madın.
Karardı yüreğimin al gülü…
Dikeni miras kaldı ellerimde.

Bak!..
Eylül de geldi.
Eylülde de gelmedin…
Ondandır işte acım.
Güz sancısı çekiyor ruhum.
Hazan mevsiminde düştü içime cemre.
Hüzündendir rengim
Ekimde titrer, kasımda ağlar hayallerim.
Sonbahardı adım.
Evet, ayrılık mevsimi,
Sonbahar benim adım.
Son-bahar!..

Memdoğlu…

19 Ekim 2020 Pazartesi

Serüven!..


 Kokusu…
Yağmur sonrası
Havayı esir alan toprak gibi
Esir almışken ruhumu…
Bulutları tel, tel aralayan kızıllık…!
Ufukta batan güneş değil,
Yüreğimin yangını…

Dağ doruklarında,
Güneşe meydan okuyor
Yazın karı…
Hüzün nağmelerinin yükseldiği
Gizemli bir dünyada…
Sel olup kabarıyor
Zarar ziyan hesabı.

İçimi titreten soğuk!...
Eylül’ü bekleyen seher öfkesi…
Sensizliğin cilvesi mi?
Arpacık kumrusu gibi
Dalmışken tefekküre…
Gölge görmemiş yıllar,
Akıp gitmiş ömür serüveni…

Memdoğlu…

16 Eylül 2020 Çarşamba

Son Kez!..


Elleri şiir,
Yüreği hasret kokan yârim!..
Pencereme konan kanadı kırık kuş musun?..
Feryadın titretiyor semayı.
Aç kollarını duaya dur!..
Dur ki!?
Ruhumun derinliklerine inebileyim.
Yokluğunda kıymet bilmeyip,
Varlığında kaybettiğim seni bulabileyim.

Gözleri ayrılık,
Sükutu sır kokan yârim!..
Eylül’de dalında kopartılan goncagül müsün?
Hüznün yaralıyor kelamı.
Bükme boynunu, O’na sığın!
Sığın ki!?.
Vurulduğum yerden can bulabileyim.
Alırken son kez ölümün nefesini...
Vuslatın kokusunu hissedebileyim.

Memdoğlu…

11 Eylül 2020 Cuma

Sonradan Öğrendim!..


Sonbahardı evet!..
Bir şafak vakti tan ağarırken,
Buğulanmış gözlerine esir düşmüştüm.
Buz tutmuş kirpiklerinde asılı kalmıştı ruhum.
Hazan sarartısında,
Gül ile boyun bükmüştüm.



Solma yüreğimin gülü, solma!..
Aşkın deminde kaybederken kendimi,
Solma ki seninle nefes alabileyim.
Vazgeçmek mi senden, ne mümkün?
Senin Leyla olman yeter mi?
Bak, ben Mecnun değilim.

Evet, bir seher vaktiydi.
Düştü gönlüme cemre,
Hiç izin istemeden.
Kilitlendi kalbine kalbim.
İmtihanmış, sonradan öğrendim?
Bitmesin diye, hep sessizce dua ettim.

Memdoğlu…

1 Eylül 2020 Salı

1 Eylül Sabahı!...


Yine Sonbahar…
Yine Eylül’den bir,
1 Eylül sabahı…!
Sararmış yapraklar arasında dolaşırken…
Gövdeleri nasır tutmuş
Ağaçlara dokundum.
Dokundum ama bin ah işittim.
Sonra bir meczubun dilinde…
Seherde esen rüzgârlara okundum.



Bakar mısın!?
Bir bana, bir gökyüzüne…!
Şimdi hazan mevsimi,
Hicran ateşi misali…
Sessizce dökülüyor yaşlar.
Gün gelecek, bir zemheri ayazında
Üstümüzde diz boyu lapa lapa kar…

İçindeki kurtlardan habersiz…
Derdim var diye, dert satar oldu insan!...
Toprağın kalbine kök salmayınca,
Sevgiye kanat çırpan her hali isyan…

Kimi toprağa girmeden unutulur…
Kimi ölü, yürekte ölümüne korunur.
Kuşlar dallarımıza yuva kurup,
Gazeller kucak açmışken gölgemize…!
İnsanoğlu neden balta vurur gövdemize?

Memdoğlu…