koku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
koku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Eylül 2018 Pazartesi

Vuslata Umudumuz Var!...


Dün gece,
Yâr’in yakınına düşerim diyerek…
Ay ışığında kayan yıldızlara tutundum.
Fakat…!
Yorgun düşen yıldızlar,
Bizi Yâr’e ulaştır(a)madılar…

Sabahın ilk ışıkları
Ve rüzgârın da eşlik ettiği kuşlar ile birlikte,
Süzüldüm gökyüzünden,
Yâr’in bulunduğu şehrin sokaklarına…
Sokaklar ıssızdı ama her yer Yâr kokuyordu…
Tabelalarda hep onun ismi yazılıydı.
Kokusu ve ismi var, ne yazık ki Yâr yoktu.

Hazan mevsimi gelip, Yâr göç ettiğinde,
Şehri bir hüzün kapladı.
Sadece söğüt dallarının değil,
İçerisinde gökkuşağının renklerini barındıran laleler,
Renk renk menekşeler, mis kokulu fesleğenler,
Karanfiller, hatta!…
Onu gören güllerin de boynu bükük kaldı…

Uzaklaştıkça Yâr, vuslata umudumuz var…
Ey Yâr!...
Bil ki hasretin ruhumu yakar…
Öyle bir ateş ki bu,
Yandığım ateşi de yakar,
Yanar, yanar; tâ mahşere kadar…

Memdoğlu…

18 Nisan 2016 Pazartesi

Sevgili'nin Kokusu!...

Yağmurla toprağın buluştuğu,
ve çamur olacak sanırken,
buram buram yaydığı kokuyu…
Gül yapraklarında biriken
o damlacıklardan sızan kokuyu…
Her tarafı yeşile boyayan çimlerin
ferahlık veren kokusunu…
Menekşelerin rengârengini,
leylakların ise
bahçe duvarlarından tırmanarak
“kokla beni” diyeni sevdik.
Sevdik…
Sevdik ama…
Hiç birini
Sen’in kokunu sevdiğimiz kadar sevemedik…
En çok da
hücrelerinde taşıdığın ve teninden sızan,
misk-i amberden de hoş,
“O” kokunu sevdik,
“O” kokunu özledik…


Memdoğlu