23 Şubat 2022 Çarşamba

Yol!..

Hüznün şarkısını terennüm ediyor gece.

Sessiz ve nefessiz.

En güzel yıldızlar anlatıyor anı.

Birbirine dokunmadan, dokunamadan; 

Kol kola, yan yana…

Gökyüzünde telaş, kızıla işveli bu gece.

Yosun sarmış yüreğini, sancı çekiyor okyanus.

Gözlerimi soluksuz bırakan mavi ışık huzmesi,

Gözlerine sığınmış,

Medet ister o firari turkuaz.

 

Semaya her açtığımda ellerimi,

Nefesin nefesim olur.

Yüreğime katık ettiğim dualar, 

Yol olur arşın ışıklarına.

Tohum olup öbek öbek açar dallarını.

Nasip olursun diye,

Tespih eyledim seni.

 

Ruhun harmanında demlenir saatler.

Akrep, kardeş beller yelkovanı.

Yeşertir dakikaları sonsuzluğun koynunda...

Sonsuzluk sen olur, seni bana verenin nazarında.

Kevser suyuyla yıkanırız belki mahşer yolunda.

Bir katre olamasam da deryada!

Yokmuşum gibi bakma bana.

Bilirsin ki yok olmak için, 

Yol olur bu can sana.


Memdoğlu...

 

14 Şubat 2022 Pazartesi

Xewna Xwêşik!..

          Zivistan bû. Xwedê rehma xwe ewqas dabû ku çokek/çogek berf li erdê bû. Diya min a ku di nav nivînan de nexweş radimedî//radiket, kûrkûr difikirî. Bo ku derdekî xwe hebû; kê wê royê/rojê karên malê bikira, kê yêmê /êmê heywanên bêgûneh bidaya?

Ez çûm ba diya xwe, min destên we yên bimbarek paç/maç kir û min got: Meraq/xem neke diya min/daye! Bes bila canê te sax bî. Ez ê hiro/îro hemû karan bikim. Tu dibê çawa ne weyne/ne wisa? Ger tu bixwazî ez ê yek bi yek ji te re bibêm/bêjim.

Di serî de ez ê sobeya te bi êzingên mazik tije bikim û vexênim/vêxim. Vaye gumgumkê te jî tije av e. Çaxa ku ez li binê dewêr hatim, heta we/wê demê av jî bikele înşelah ez ê çaya te kê/jî demkim.

Vayê pêşî ez ê dakevim axur; nav devir, binê heywanan bi sizikê bimalim, zivil/zibil têxim sepetê/selikê û bavêjim derve. Paşê sewa yêmkirine ez ê afirên wan paqij bikim. Dû re ez ê canega/ga û mangeyan/çêlekan bi qaşaxiyê bixurînim. Li paş xûrandinê sewa ku binê heywanan şil nebe, ez ê zibilê toz yê ku me berê da zûha kiribû li binê wan bireşinim.

Paşê ez ê herim kadîna resiyan. Resiyen ku me di biharê de badabû hurkim/ biçirim. Resiyên hurkirî bi teştê bigirim, herim kadîna kayê û bi torbeyekî/kîsekî kayê re tevlihev bikim. Ez ê bo ku pezê reş/bizin û nêrî bixwin di nav dehîga ku me mehên payîz de hazir/amade kiribû; hembêzek çilo derxînim û di kadîna wan de darxinim/daleqînim.

Dû re ez ê afirên mihikan/mehiyan bi kayê tijî bikim. Paşe, bona  mijandina berx û karikên ku nû zayîne, ez ê wana li çîtê piçûk derxinim bibim ba dayikên wan. Sewa ku têr biçêrên, ez ê dîk û mirîşkan derxînim derve; ger di pûnikê de hêk hebin, ez ê wan hêkan bigirim têxim sepeta ku te di dîwêr de darxistiye.

Ez ê yemê /êmê ku li kadînê hatiye amadekirin, bi heman rengî li afirên dewêr belav bikim. Paşê jî kuşneya ku me bi distêr/destar hûr kiribû û du çeng avêtibû nav avê birijînim. Di dawiya dawî de bo taştê ez ê derkevim qatê jor.

Min bona taştê, sewa diya xwe sifreyek xweşik/dewlemend hazir kir. Di sifrê de/Li ser sifrê rûn û çolik, nanê gilgil, çengek kakilên gûzan, zeytûn, mutiye/dims tuyan û tasek şîr heye/hebûn. Vaye rabe diya min, rabe ku em bi hev re taştê bixwin.

Diya min got: “Lavkê min!.. Xwedê pî û baskên te neişîne; Xwedê emrekî dirêj û bi xêr bide te înşelah.”

Piştî vê gotinê ez bi dengê tirimbêlekê bi xwe hesiyam/şiyar bûm. Mixabin, derket holê ku ku ev tenê xewnek bû. Bêguman, ez pir/zêde xemgîn û dilkeser bûm. Paşê min go/gote: Şikir ji Xwêdê re ku xewna min bi Kurmancî bû.

Bimînin xêr û xweşiyê de.    

                                             

Memdoğlu…

20 Ocak 2022 Perşembe

Yüzleşme!..

Havada muhabbet çiçeği kokusu...

Hüznün boğuntusu akın akın sarıyor ruhumu.

Sonbaharın altın ve erguvan renkleri,

Kefen misali örterken yeryüzünü;

Kulak verdim acı kokan rüzgâr iniltilerine...

 

Gökyüzü kızarıyor, bir gün daha bitiyor.

Günbatımının parlak renkleri yine,  yeniden…

Demet demet ruhumu saran anılar eşliğinde,

Ufuktaki ağaç dallarını tutuşturuyor.

İç âlemim bir daha…

Kendisiyle yüzleşiyor.

 

Bakışların!..

Sessiz dalgaların ipeksi dokunuşları gibi

Okşarken burkuk yüreğimi.

İlkbaharın dingin, yumuşak ahengine sor hasreti!..

Kazma kürek eşeleyen bendeki “ben”e sor;

Uyumak kolay ama!..

Sensiz uyanmak ne zor.

 

Memdoğlu...

 

9 Ocak 2022 Pazar

Tuz!..

Şiir nedir dedim?

"Kalbin hüznü, ruhun kelâmıdır!.." dedi meczup.

Kalbin dile gelmesi sevdanın sırlarını şiir ile dile getiriyorsa,

Şiir mi sevdayı, sevda mı şiiri ifşa eder dedim!?.

Vakur bir eda ile baktı gözlerime:

"Susmalı o zaman" dedi.

Peki, susmak sevdaya dâhil midir dedim?

Hafifçe başını sallayıp:

"Yürek bilir" dedi.

Ateş olmayan yürekten, duman çıkar mı dedim?

"İç'ten içe yananı, yakmaz ki ateş" dedi.

Yeni şiir var mı dedim?

"Yaraya tuz basıyoruz" dedi.

Tuz basmak, yarayı yakmaz mı dedim?

"Tuz yaraya çaredir, yandıkça yakar yarayı.

Ve yandıkça tuz, daha çok yanar yara.

Hâsılı, yanmadan tadılmaz,

Tadılmadan anlaşılmaz.

Tuz yarayı, yara tuzu besler" dedi,

Bir ah çekti derinden, usulca veda etti.

Kendisine münhasır, her kulun var bir derdi.

Kimi basar tuzu, kiminin dünya derdi.


Memdoğlu...

 

30 Kasım 2021 Salı

Yıkık Duvar!..


Düşlerim hayat buluyorken gölgende,
Özlem kokan yüzlerce kelimede kayboldum.
Lâl olmuş yüreğim can verirken ellerinde,
Kaleminden dökülen ayrılık şiiri oldum.

Bir yetim rüzgârın soğuk bakışlarında,
Karanlık kucaklıyor öksüz hayallerimi.
Toprak yine bir ölümün yakarışında,
Ağlarken için için, âmin diyor yine sessizlik.


Gözlerim dalıyor, siyahlar simsiyaha.
Islansın yine ruhum, ağlayayım bir daha.
Yâr’i sevmenin adabı, çilenin keyfiyeti,
Sarılmışım çileme, dönmem artık bir daha.

Çözülmemiş düğümler düşüyor gökten,
Aklı yalanlayan kalbime sağanak sağanak.
Neden diyor, neden mehtap yok ki bu gece?
Neden bir kelimede kilitlendi ki her hece?

Hazan mevsiminde yine üzülmek mi var?
Acıyla gözlerimden dökülüyor gözyaşı.
Zerresi paslı kapı, çınarı yıkık duvar,
Emziriyor üveyce tebessüm adlı ilacı.

Memdoğlu…

10 Kasım 2021 Çarşamba

Gül-i Hamrâ!..

Biliyor musun gül-i hamrâ?!.
Yüreğime ışık olan o efsuni bakışların yoktu ama!..
Odama sinmişti yine gül kokun.
Perdede asılı kalmış, huzur veren tebessümün...
Kapı eşiğinde, virdindeydi sükûtun...

Bilirim gül-i hamrâ!..
Diyar diyar gezip aranılana vefa,
Özlemi ve hasreti çekilene sevda,
Engin bir gönülde “yok” olana âşık derler.
Maşuk için goncagüldür madde üstü gönüller.
Bilirim, gönlü engin olanın sevdası derin,
Vefası temiz olanın aşkı "hiç" olurmuş.

Bilir misin gül-i hamrâ?!.
Yüreğimdeki sancı kaçıncı hasadın arifesinde?
Ömür ki!..
Yaşanmamış baharın keşkeleriyle,
Akıp giden zamanın dönen dairesinde…

Bilirim gül-i hamrâ!..
Mevsimler geçse de...
Bir hüznün kıyısında buluşur elbet yarım kalmış hayaller.
Düş'te kalmak da var,
"Ömrüm" dediğin bir sabaha uyanmak da...
Ömür ki!..
"An" kadar yakın, "dem" kadar uzak...
Ömür ki!..
Hep seni sevecek,  hep seni bekleyecek...

Memdoğlu…

16 Ekim 2021 Cumartesi

Ahûzar!..


Düşünce hayal âleminde.
Demir attı gül dalına, topraktan habersiz.
Gözler, turkuaz mavisinde esir. 
Yürek, sessiz gemi.
Geziyor hüzün denizinde.
Yelkenlerinde kelebeklerin hüzzam makamı kanat çırpınışları...

Duvarda!..
Zeyl Vadisi'ndeki zambaklar kadar mahzun resmin.
Bir o yana, bir bu yana...
Gölgesi düşüyor şiire.
Şiirde yine gözlerin...
Sabırla umut tarlasına döküyor hasret tomurcuklarını.

Sen gibi, gölgende kayboldu ansızın.
Vaz mı geçtin şiirlerimizden!?.
Vaz mı geçtin ikimizden!?.
Oysaki o dizeler...
Yüreğimizin sesi, çığlığı değil miydi Ahûzar!?.

Memdoğlu...