şem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2019 Çarşamba

Gözlerin Gizi!...


Bakınca!..
Çok şey anlattı gözleri…
Onlar konuştu, biz dinledik…

“Öyle bir çizgi ki!” diyerek başladı söze…
“Kıldan ince, kılıçtan keskin
Ne ileri gidebilir, ne geri dönebilirsin…
Sabır ile yoğrulur, bekler durursun…

Öyle bir ateş ki!…
Şem’in pervaneyi yaktığı gibi yakar benliğini…
Ne anlatılabilir, ne de yazılabilir…
Sadece yaşayan ve yanan bilir…

Öyle bir hasret ki!...
Gamımdan vakitsiz açtı güller…
İçimdeki esrarı okuyamadı bülbüller

Sevgili!...
Ya gül gibi aç gönlünü...
Kokunla sermest olup, vuslata ereyim…
Ya da ateş gibi kor et yüreğini…
Özleminden eriyip, küle döneyim!?” dedi…
O kestane rengi gözlerden süzülen,
İki damla yaş ile sözü bitirdi.

Memdoğlu…

3 Kasım 2015 Salı

Bitmesin!...


Bitmesin!...

İlahi senfoni eşliğinde
Gökyüzünde ahenkle raks eden
Yıldızların semahı hiç bitmesin.
Hayalinle huzur bulduğum geceler bitmesin….

Sevgilinin silüeti
Gece karanlığında, ay ve yıldızlarla yol alsın.
Zulmetin ardına saklanan hakikat,
Oluk oluk insin kor gönüllere…

Çocuk cıvıltılarındaki ibrahimi gülüşler bitmesin.
Surette görünen dünya,
Ab-ı hayat ağacının koynuna sığınsın,
Saklı âlem keşfedilsin sirette…

Vuslata erdiğimiz geceler hiç bitmesin
Aşk nidalarıyla inleyen pervane coşsun…
Çember daraldıkça ateşe dokunsun…
Pervanenin şem’e olan hasreti sona ersin
Rüzgâr ile harlanıp ruhu diriltsin...

Memdoğlu...