turna etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
turna etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Temmuz 2016 Cuma

Sen Gidince!...


Sevgili’nin yokluğu,
Hasretle işlenmiş, karanlık ve kör kuyu misali…
Güneşin batışı kadar kızıl, bir o kadar da yakıcı.

Eğer Rabbim kısmet eder de…
Bir sonraki bahara yetişirse kalbim.
Turnalardan uçmayı öğrenecek,
Diyar diyar değil…
Gönül meskenine doğru hızla yol alacaktı.
Ah ne çare ki bitap durumdayım.
Çünkü bedenim, kanatlarım, gönül evim…
Hatta mevsimler de yorgun…

Sabah akşamı, gece sabahı kovalıyor.
Takvimlerden her gün bir yaprak…
O yaprakla birlikte, sen de gidiyorsun.
Gidişini izleyen gözler yorgun,
“Gitme!” diye seslenecek dil yorgun,
Arkandan koşacak ayaklar yorgun,
Tenine dokunacak ruh yorgun
En acısı da!
Önümden akıp giden zaman yorgun…

Memdoğlu

19 Mart 2016 Cumartesi

Yalnızım…


Gönül ne makam istedi, ne de mevki.
Ne miskinlik, ne de şatafat,
Bakışlarında bir ışık, yüreğinde bir masal
Sadece Seni, sadece Seni…

Yine, yalnızım!
Turnalar gibi göçecek ne yerim, ne de yurdum var.
Bırak, bakmasın gözlerin gözlerime.
Yorgunum, sarmala şu sana meftun ruhumu
Ellerim ol, kollarım ol, cananım ol…


Hep yapayalnızım!
Bir rüzgârın esintisiyle yıkılmaktan korkuyorum.
Gölgem ol da gölgene tutunayım.
Tut elimden ki
Sen olmayan yalnızlıktan kurtulayım.

İstemem gülün çeşitlerini,
Kalbime ektiğin güllerinle yetinirim.
İstemen bu canda bir başka sıcaklık,
Üşüdükçe miras kalan sevginle ısınırım.
Yaralı gönlüme uzat ellerini,
Bir daha yalnız ve kimsesiz bırakma sevgilim.

Memdoğlu...