sır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2021 Pazartesi

Geçti Zaman!..

“Dün geçti, bugün hâlâ yaşıyor…

Yarın doğacak” dedi.

Ve şafak sökerken,

Kâinatın merkezine aktı, gitti zaman.

Su gibi, nefes gibi.

Biz de sürüklendik, an be an…

Dur dedim, dur lütfen!..

Ne bu telaş, ne bu hengâme?

“Sırr-ı ilahiyim.

Bilen için değerli,

Bilmeyen için yitik hazinelerden bir cüz…

İster razı ol sus,

İster pişman olduklarına küs.

Bendedir günün ilk alevli çırası.

Her derdin ve sıkıntının devası,

Her şeyin ilacıyım.

Duramam ancak!..

Tarihe not düşerim” dedi;

Hasret ile vuslatı,

Hayallerimin avuçlarına koydu,

Geçti zaman…

 

Memdoğlu…

 

10 Aralık 2020 Perşembe

Kocaman Çocuklardık Biz!..

Bezden futbol topu,
Kese kâğıdından uçak,
Çamurdan oyuncaklar yapardık…
En lüks arabalarımız,
Asırlık ağaç kökleri olurdu…
Sıcak sac ekmeğine sürülmüş, şekerli;
Taze tereyağlı ekmeği çok sever,
Arkadaşlarımızla paylaşırdık…
Gökkuşağının renklerine ip bağlar,
Rengârenk hayaller kurardık.

Kavgayı bilmez,
“Küs” demeyi bile beceremez,
Küsemez…
Ser verir, sır vermezdik.
Kelâmdan çok, susmayı bilir,
Akşamı iple çeker…
Radyodaki arkası yarınları dinlerdik.
Gaz lambası ışığında kitap okur,
Ders çalışırdık.
Yüreği kocaman çocuklardık biz…

Memdoğlu…

6 Nisan 2018 Cuma

Ey Lâl!...


Taşın “lâl” hali derler sana!…
Derler, evet…
Çünkü taşların sultanısın.
Rengin kan kırmızısı,
Derdime eşlik eden, yâranımsın…

Ey Lâl!...
Bir gönüle “sultan” olmak için,
“Lâl” mi olmak gerek?
Ya da; “lal” olmak için,
Bir gönüle “sultan” mı?
İsmin taş lakin yüreğin lal…
Fıtratın taş ama sıfatın lâl…
Hadi! Susma konuş!...
Sen değil, kalbi “taş” olanlar utansın…

Ey Lâl!...
Yar’dan bana kalansın…
Tenime değip, yüreğime dokunan…
Sırdaşım, gönüldaşımsın…
Her taneni ayrı, ayrı sevip anlamlandırdığım…
Özlemimi giderensin.
Radyoda, “Ömrümüzün son demi,
Son baharıdır artık” şarkısını dinlerken hüzünlenip,
Döktüğüm gözyaşımsın…

Ey Lâl!...
Benimlesin ve hep benimle kal!...
“Olur da bir gün seni yitirirsem!...
Canım acıyacak, yüreğim yanacak” diyordum ki…
Ansızın, kaybolup gittin…
Bir daha dönmemek üzere gitmiş olsan da!
Kalbimin içindesin…
Çünkü?...
Sen benim lâl’im, hâl’im…
Ve ahh-valimsin…

Memdoğlu…