gençlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gençlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2016 Çarşamba

Ömür Masalım!...


Hani, heyecanla toprağa düşen yağmur damlaları?
Hani, yedi rengiyle dünyayı saran gökkuşağı?
Nerede benim cemrem, gökkuşağım, renklerim…
Çocukluğum nerede?

Hani, bir yıla dört mevsim sığardı?
Yazın sonu, hazan mevsimi sonbahardı.
Kışın sonu, gençlik çağı ilkbahar…
Nerede benim yazım, güzüm, kışım,
Gençliğim, baharım nerede?

Hani, “Evvel zaman içinde” diye başlayan masallar?
Hani, “İlk görüşte” sözüyle başlayan destansı aşklar?
Hani, “Onlar ermişti muradına…” diye,
Sonu mutlulukla biten hikâyeler?
Nerede masalım, nerede aşkım,
Nerede mutluluğum?...

Memdoğlu...

2 Aralık 2015 Çarşamba

Adıyaman Madde Bağımlıları Rehabilitasyon Merkezi...

5 Haziran 2015’te Diyarbakır,  20 Temmuz 2015’te Suruç ve 10 Ekim 2015’te Ankara’ya düzenlenen bombalı saldırıların faillerinin Adıyaman nüfusuna kayıtlı olması, tüm dikkatlerin Adıyaman’a çevrilmesine sebebiyet verdi. Hâlbuki Adıyaman, bölgenin en güvenli ve huzurlu şehirlerinden birisidir. Bölge insanı böyle vahşiyane olayların failleriyle anılmaktan oldukça rahatsız.

Kamuoyunda yeterince bilinmeyen Madde Bağımlıları Rehabilitasyon Merkezi, Adıyaman’ın yüz akı örnek çalışmalarından biri.  Bir vesileyle gittiğimiz Adıyaman’da Rehabilitasyon Merkezi’ni görme ve inceleme fırsatı bulduk. Rehabilitasyon Merkezi’nin çalışmalarına ilişkin olarak Merkez Müdürü Şerafettin Sayın tarafından bilgilendirildik.

Madde bağımlılarının psikososyal rehabilitasyonu ve bilinçlendirme projesi kapsamında, 15 Şubat 2013 tarihinde hizmete açılan Rehabilitasyon Merkezi,  Kardelen Gençlik Merkezi tarafından hazırlanan, İpekyolu Kalkınma Ajansı ve SODES tarafından finanse edilmektedir.

Adıyaman Valiliği öncülüğünde Adıyaman Belediye Başkanlığı, Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Birliği, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Müftülüğü, İl Spor Müdürlüğü ve Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nün koordineli çalışmalarıyla, uyuşturucu bağımlısı gençler yeniden topluma kazandırılıyor.

Proje kapsamında, Adıyaman Belediye Başkanlığı tarafından bina tahsisi yapılmıştır. İl Spor Müdürlüğü tedavi merkezindeki gençlere haftanın dört günü sportif faaliyetler, (yüzme, futbol ve masa tenisi),  Kamu Hastaneleri Adıyaman Şubesi, psikolojik destek ve tedavi, İl Müftülüğü, görevlendirdiği imam nezaretinde temel dini bilgiler eğitimi ve manevi destek verilmektedir. Ayrıca Halk Eğitim Merkezi tarafından tedavi gören gençlere yönelik el sanatları kursları (ahşap boyama ve oymacılık, resim, ebru) düzenlenmekte, İŞKUR bu kurslarda yer alan gençlere maddi destek sağlamaktadır.

Tedavi merkezindeki düzenin tesis edilmesi için İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü tarafından bir polis memuru görevlendirilmiş durumda.  Yine Emniyet Müdürlüğü Toplum Destek Şube Müdürlüğü ile yapılan ortak çalışmalar sonrasında, il içerisindeki madde bağımlılarının tespiti yapılarak, Rehabilitasyon Merkezi’ne yönlendirilmesi sağlanmaktadır.

Merkeze ilk müracaat anında bağımlı, öncelikle hastaneye götürülerek ilgili bir uzmanın kontrolünden geçirilmektedir. Tedavi süresi 45 gün olarak planlanıyor. Yer konusunda problem yaşanmadığında,  il dışından da müracaatlar kabul edilmektedir.

Rehabilitasyon merkezinin kapasitesi -şimdilik- 10 bağımlı ile sınırlı. Açılışından bugüne 102 bağımlı genç tedavi edilerek (%70 başarıyla) yeniden topluma kazandırılmış. AMATEM merkezlerinde tedavi gören bağımlıların yeniden topluma kazandırılma oranı %3-4 oranlarında olduğu düşünüldüğünde, Adıyaman’daki Madde Bağımlıları Rehabilitasyon Merkezi’nin büyük bir başarı elde ettiği görülmektedir.  Başarı oranının yüksek olmasında birincil etkenin; “tedavi olmak isteyen bağımlıların” kendi istek ve tercihleriyle merkeze müracaat etmesi teşkil ediyor. Başarıdaki ikinci etkeninin ise rehabilite çalışmaları çerçevesinde, her hafta il sınırları içerisindeki tarihi ve turistik yerler ile manevi mekân gezilerinin tertip edilmesi oluşturmaktadır. 

Merkezde tedavi gören gençlerin hepsinin birbirinden pek de farklı olmayan, ayrı hayat hikâyeleri var. Gençlerin neredeyse tamamı, uyuşturucuya başlamalarını; aile içi şiddet,  maddi imkânsızlıklar, manevi boşluk ve yanlış arkadaş seçimlerine bağlıyorlar.  Ve en çok da “bir kez denemekten bir şey olmaz” diyerek, bu tuzağa düştüklerine dikkat çekiyorlar.

Son dönemlerde bölge genelinde artan terör, işsizlik ve madde bağımlılığı dikkate alındığında, Adıyaman’daki Madde Bağımlıları Rehabilitasyon Merkezi’nin önemi katbekat artmaktadır. Günümüzdeki mevcut rehabilitasyon merkezlerinin yetersiz olduğu, yeni projelerin hayata geçirilerek ülke gençliğinin bu illetten kurtarılmaları aciliyet kesp etmektedir.

Gençler bir ülkenin geleceğidir, geleceğimize sahip çıkalım. 

6 Temmuz 2014 Pazar

TERÖR VE TERÖRİZMİN HEDEFLERİ

      

    

Terör, uluslararası bir sorundur.  Etki alanı geniş olan ve tüm insanlığı tehdit edebilen bir problemdir. Hukuk sisteminin adil olduğu, insan hakları ve demokrasi kültürünün yerleştiği ülkeler, içlerinde çok farklı fraksiyonları barındırsalar da sosyal eşitlik ilkesi dâhilinde, terörle daha kolay mücadele edebilir, terör odaklarının büyümesine fırsat vermeden, terörü henüz kaynağındayken yok edebilirler.

Terörizmle mücadele edilirken, terörü sadece bir “güvenlik” sorunu olarak görmek, örgüt mensuplarıyla mücadelede onları yok ederek sonuç almaya çalışmak, problemin ana kaynağını bilmeden meseleyi teşhise kalkışmak, problemin tedavisinin ve çözümünün gecikmesine neden olur. Aslında terörü, yoksulluk -terör, sosyal kimlik- terör gibi ana etken olan sorunlar bazında tartışmak, terörizmin çözüme yönelik üretilecek yaklaşımlar açısından daha etkili sonuçlar alınmasına neden olabilecektir.

Benzer şekilde ülkemizde de ortaya çıkan problemleri kendi menfaatleri doğrultusunda kullanan, çıkarları gereği terör-anarşi-kargaşa ve kaos ortamı oluşturmak suretiyle hayatiyetlerini devam ettirmek isteyen odaklar için şiddet bir sonuç değil, sebeptir. Terör ve terörizmle mücadele edilirken, bu gerçeğin göz önünde bulundurulması, teröre sebebiyet veren nedenlerin doğru teşhis edilmesi,  bir şekliyle teröre bulaşmış ya da toplumdan herhangi bir sebeple tecrit ettirilmiş ve yalnızlaştırılmış, özgüvenlerini kaybetmiş insanların kalbine, duygu ve düşüncelerine hitap edilerek mücadelenin birinci safhası başlatılabilir.

Aslında terör, şiddet ve vandalizm insanın fıtratına uygun faaliyetler değildir. Hiç kimse doğuştan terörist olarak doğmaz, bulunduğu ortamın etki ve yönlendirmesiyle sonradan öğrenir.  Yaşadığı sistemi, toplumsal yapıyı ve benliğinde mevcut olan itilmişlik ya da emellerine normal yollardan ulaşamama durumunu, şiddet kullanarak insanlar üzerinde korku imparatorlukları oluşturmaya sevk eder. Elbet de bunun temelinde güç, liderlik tutkusu ile hükmetme arzusu vardır. Tüm bu faaliyetleri, bu güce ulaşmak için gerçekleştirirler.

Gelişen teknolojiyle birlikte birçok devlet, psikolojik savaşın gereği olarak, diplomasi ile kazanamadıklarını elde etmek için, terörizmi destekleyebiliyor, hatta siyasi hayatta bundan da beslenebiliyorlar. Özellikle geri kalmış üçüncü dünya ülkeleri ya da gelişmekte olan devletlerin istismar edilebilecek, toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel alanlarındaki hassasiyetlerini, kendi amaç ve hedefleri istikametinde hazırladıkları planlara göre kullanmaktadırlar.

Bilindiği üzere insanların yaşamda saygıya, sevgiye, önemsenmeye ve samimiyete ihtiyaçları vardır. Terör örgütleri yaptıkları işi kendi ideolojileri uğruna yaptıklarından, kazanmaya çalıştıkları kişilere arkadaşlık ve dostluk ortamı sağlayarak, kahramanlık ve iyi bir gelecek hazırlayacaklarını ve oluşturacakları sistemde hak arama, hesap sorma ve sorunlarını çözmeyi vaat ederler. Bu şekildeki bir yaklaşım, hedef şahsı kazanmaya sebep olur.  Bu tür gençlerin çoğunun, aile içi huzurun tesis edilemediği kesimlerden gelmesi, terör örgütlerinin işlerini kolaylaştıran bir başka sosyal etkendir. 

Aile içi şiddet, yetersiz eğitim, sosyal belirsizlikler, siyasi istikrarsızlık ve ekonomik sıkıntılar, psikolojik rahatsızlıklardan kaynaklı kişilik bozuklukları, kimi insanların teröre ve terörizme bulaşmasına neden olmaktadır. Nedenler araştırıldığında, aslında terörün en büyük panzehrinin mutlu ve huzurlu bir aile, manevi huzur ile toplumsal refah, güvenlik ve sevgi olduğu görülebilecektir. Bu da tüm toplumu kucaklayıcı ve kendilerini o topluma ait hissetmelerini güçlendirecek politikaların üretilmesiyle mümkün olabilir. 

Terör örgütlerinin amaçlarında biri de bireyi, düşünsel olarak teslim almak ve aidiyet duygusu oluşturmaktır. Bunun için çeşitli programlar hazırlanır. Eğitim adı altında hazırlanan bu programlar hayata geçirilir. Siyasi eğitimi iyi bilen üst düzey örgütçüler tarafından, örgüt neşriyatına bağlı kalmak suretiyle siyasi eğitim verilmeye başlanır. Okumayı sevmeyenler için ayrı bir program hazırlanır, hitabeti güçlü başka örgüt elemanı tarafından okumaya yönlendirilirler. 

Bu baskı ortamında psikolojisi tamamen bozulan aday militanlar, toplum ilişkilerinde saldırgan bir görüntü çizmeye başlarlar. Kendileri ve ait oldukları gruplar hariç, toplumun hassasiyetlerini dikkate almadan hemen her şeye tepkisel yaklaşırlar. Davalarında ve düşüncelerinde haklı olduklarını göstermek, kendilerini topluma kanıtlayıcı tutum ve davranışlar sergilemeye başlarlar.  Artık onlar için şiddet ve terör, hayatta var olma aracı olmuştur. 

Okuduğu örgütsel dokümanlar (kitap, dergi, gazete v.b) ve almış oldukları siyasi eğitimler, o grupta saygı ve değer görmeleri, gençlerin zihinlerini yıkayan en acımasız gereçtir.  Terör örgütleri, kendilerine yeni katılmış bir elemanın almış olduğu siyasi eğitimi daha da pekiştirmek için seminer ve karşılıklı tartışmaların yapıldığı toplantılar düzenlerler. Eğitim aşaması sona eren örgüt elemanlarına, ilk etapta küçük sorumluluklar vererek, örgüt elemanlarını daha büyük eylemler için hazırlarlar. Eylem yapma aşamasına gelen örgüt mensubu, grup psikolojisinin etkisiyle, örgüte itiraz edemez hale getirilerek, legal eylemlerle bir yere kadar hedeflediklerine ulaşabileceklerini, illegal eylemler olmadan sonuca varılamayacağı yönünde ikna edilirler. 

Güçsüzlük hissini bazen bir grup, bazen de bir örgüte katılarak bastırmaya çalışan gençler, kendisi gibi toplumun değer yargılarına güvenmeyenlerin meydana getirdiği karşı güç içerisinde, hayatında daha önce yaşayamadığı hazzı alır, hayatına anlam kazandırır. Böyle bir anlamlandırma toplumun gerçeklerinden uzak olsa da onlar için yalnız olmaktan daya iyi gelir. Dâhil olduğu grubun eğitim ve propagandaları sonucu,  kişinin aynı fikri benimsemesi kolaylaşır ve fanatikleşerek liderlerinin güdümüne girerler. 

Gençlik bir ülkenin geleceğidir, geleceğimize sahip çıkalım… 

Lütfen… 

(Bu yazı ilk olarak 28 Aralık 2013 tarihinde yayınlanmıştır.)